FENERBAHÇE 2-1 kazandığı ilk maçın rövanşında, benim ölçülerime göre sadece üç veya en fazla dört oyuncusu bulunan, Monaco’ya 3-1 yenilerek Şampiyonlar Ligi’nden elendi. Yani yine büyük para kaybına uğradı. Hatırlanacağı gibi Fenerbahçe son yıllarda ezeli rakiplerini kendisi bu kupadan elendiği için devamlı zengin etmeye devam etmektedir.
Maça geleceğiz. Önce Pereira’dan başlayalım. Daha önce de yazdığım gibi bu teknik direktörün yoluna devam edeceğine dair girdiğim üç yemek bahsini de kazanmıştım. Ben gitmez, onlar ise bir kupa bile alamadı bu yüzden gidecek demişlerdi. Ama şunu atlıyorlardı; Aziz Bey’e göre şampiyonluğu kendisi kazandırır, bir başka hoca için o kazandırdı diye yazılıp söylenirse o hoca yaşamaz. Eh Portekizli de kupasız kalınca takımın başında da kalacaktı. Bu artık neredeyse bir kuraldı... 70 milyon avro neredeyse 250 milyon Türk lirasına kurulan takım ve içinde eskiden kalan şampiyonlar da gönderilmeliydi ki, taraftar yeniden para bastırma görevine çağrılsın. O pahalı takım bir sezonluk oturma devresini geçirdikten sonra usta bir hoca ile acaba neler yapabilirdi? Gökhan, Caner, Alves, Cadlec, Meireles, Diego Ribas, Nani başta olmak üzere...
Şimdi mi? 3-5-2... Yani yaklaşık 30 sene terk edilmiş ama çaresiz İtalyanlar tarafından sahneye yeniden konmuş bir sistem... Sorarım bu sistemi savunan spor medyasındaki uçmuşlara; son kupada finali oynayanlar arasında var mıydı bu sistemin takımı? Bu arada halen Konyaspor teknik direktörlüğünü yapan Aykut Kocaman’ın, İstanbulspor’da iken bir söylemi vardı bu sistem için... Aynen şöyleydi: “Bu bir insanlık suçudur...” Neden diye sordular. O da dedi ki, “İki kenar adamı sürekli 100 metreyi hem savunacak, hem de hücuma ileride genişlik kazandıracak...” Ben de dedim ki, son günlerde; “Bu sistemin arka üçlüsü neden önemliyse, diğer yerleri daha da önemlidir...”
Şimdi bakalım. Sakat Kjaer çıktı yerine Topal girdi. Hem de aynı bölgeye, aynı görevle... Souza, Salih ve Ozan... Gülerler adama be! Wiel ve Hasan Ali... Yahu başta Hasan Ali olmak üzere öyle hiç oynamamış Hollandalıya kastınız mı var be? Ve de ağır tank haline gelmiş Fernandao ile tek silah Emenike... Rakip mi? Kalecisi (beyaz) , bir stoperi (beyaz), bir son adamı (beyaz), iki golün sahibi adamı (beyaz) ve de sonradan oyuna giren bir sol ayaklı uç adamı (beyaz) gerisi Portekiz müstemlekelerinden toplanmış siyahi sıradan oyuncular. İşte Fenerbahçe bu takıma yenildi. Tamam, bir penaltı var ama Emenike’nin attığı gol de net ofsayt.
Bizim Portekizlinin yaptığı oyuncu değişikliklerini, sakatlığı nükseden Kjaer hariç, yaptığı değişikliklere bir bakınız! Ama öyle bir spor basınımız var ki, bence en büyük rakiptir. Hürriyet’te her gün manşete asılan bir yerli otorite var ki, kocaman bir Salih yazdı... Daha neler neler... Başta Fenerbahçe olmak üzere özellikle diğer büyüklerin en ciddi ve en tehlikeli rakibi günümüz spor medyasıdır. İstisnalar kaideleri bozmaz kuralı da var tabii ki... Yahu Portekizli büyük hoca; 3-5-2’yi bu kenar adamları ve bu orta saha ile oynarsan yine kupa alamazsın. Bu ne mi demek? Yine iki sezonluk sözleşme yaparsın seneliği 3,5 milyon avrodan... Yaşasın çağdaş kulüp! Ama bahane hazır... Kim mi, ne mi? Eh artık onu da ben yazmamayım, siz tahmin ediniz!