Bir bayram daha yaklaşıyor. Kimileri sevinç ve heyecan içinde yaşayacağı coşkuyu sabırsızlıkla bekliyor…
Uzaklardan kimler gelecek Yıllardır görmediği, uzaktaki akrabasına kavuşacak. Gurbet hasreti, sılaya özlem bir nebze de olsa dinecek.
Çok zamandır biriktirilen laflar paylaşılacak, kaç bayramdır tatilini denk getiremediği kim bilir hangi yakınıyla birlikte olacak, hoşça vakitler geçirecek…
Çocuklar temiz, yeni, cicili biçili elbiselerini giyecek, büyüklerinin elini öpecek harçlık alacak.
***
Kimileri de hüzün içinde… Bayram maalesef herkese aynı coşkuyu yaşatmıyor. Kaybettiklerinin acısı bir yana, doğup büyüdüğü vatanından uzak, acılar içinde bayram yaşayacak olanlar var.
Bayram birileri için adeta acıların tazelenmesi anlamına geliyor. Umutsuzlukların kat be kat artması…
Mesela kimler mi Bu tanıma uyan yeryüzünde pek çok insan olsa da, bizimkilerden; Suriyeli mültecilerden...
Herkes “devlet onlara bakıyor” sanıyor. Evet, kampta kalanlara yemek ve sağlık hizmeti veriliyor verilmesine de…
İnsan sadece yemek ve sağlık mı ister
Ya kamp dışında yaşamlarını kör topal kıt kanat sürdürenler
***
Bin kilometrelik Suriye sınırımız boyunca il, ilçe kasaba fark etmez her yerde varlar.
Hele de şehirlerde yaşamlarını sürdürenler; nerede mi Sokaklarda, parklarda, cami avlularında ve bulabildikleri sığınabildikleri her yerde.
Parklarda, başlarında içlerinden bir bekçi ile uyuyan, üşüdüklerinden birbirlerine sarılıp ısınmaya çalışan Arap kadınlarını gördünüz mü
Peki ya kadınlar uyurken kimse dokunmasın diye başlarında korku dolu gözlerle, endişeli bakışlarla başlarında nöbet tutan erkekleri düşündünüz mü
Kadınlar rahatsız olmasın diye sırtını dönüp oturan, ya da caddede volta atan gençleri…
Kiraladıkları evlerde balık istifi birlikte yaşayan onlarca insanı, barakalarda “dönüşümlü” uyuyan kimsesizleri…
Nicedir gergin olan sokaklarda ani bir saldırı veya provokasyon korkusunu ensesinde hisseden bu insanlar sizce bayram yapacaklar mı
Sırf bu insanları gözden düşürme “itibarsızlaştırma” amaçlı yayılmaya çalışılan sözlere kanmayın.
Ülkemizde üç milyona yakın oldukları tahmin edilen bu insanlardan, binde biri değil; belki yüz binde biri yanlış işlere bulaşmıştır ki bu da çok normaldir.
Bu onurlu, asil insanlar iş istemeye geldikleri kapıda “İş veremeyiz ama şu yardımımız olsun” dendiğinde yüzlerini yere eğip “dilenci değilim” demekteler.
“Kim bunları bu hale düşürdüyse Allah belasını versin” deme kolaycılığı yaraya merhem olmuyor.
Bu bayramda ne olur doğuda, batıda ülkemizin her bir yerindeki Suriyelilerle bayramlaşmaya gidelim, kampları ziyaret edelim.
Öyle siyasilerin yaptığı gibi, kameralar eşliğinde poz vermek için değil; kardeş olduğunu hissettirmek için!
Onlara sıcak bir tebessüm edelim, küçük bir yardımınız kendi elinizle ulaşsın.
Hayırlı bayramlar.