Hak-İş Konfederasyonu nun Başkanlar Kurulu toplantısına
katılmak için gittiğimiz KKTC de üç gün kaldık. Kendi adıma güzel ve verimli
bir program oldu. Her şeyden önce KKTC üzerinde planlanan oyunları bir kez daha
yerinde görme ve aklıselim insanlardan dinleme fırsatımız oldu.
Farkında değiliz ama Kıbrıs elimizin arasından kayıp
gidiyor. Kıbrıs Türkiyesiz, Türkiye de Kıbrıssız yapamaz. Ama öyle bir noktaya
doğru gidiyoruz ki verelim kurtulalım! algısı iyice beyinlere çakılıyor.
Batı yı bir tarafa bırakalım Rusya ve İsrail bile
Kıbrıs ta söz sahibi olabilmek için can atarken, çevirmedikleri dolap kalmazken
Türkiye ise sahip olduğu vatan toprağından içten içe kopuyor/kopartılıyor. Ne
acıdır ki bunu da kendi elimizle yapıyoruz.
KKTC de; Türk askerini adada istemiyoruz! Türkiye artık
bizimle uğraşmasın! diyen bir işbirlikçi anlayış var, biz ise; para
göndermezsek yiyecek ekmek bulamazlar havasındayız.
Hadi oradaki işbirlikçileri anlayabiliyoruz da ya bizim
enaniyetimize ne demeli!
Bu enaniyetimizle KKTC deki bütün vatandaşlarımızı işbirlikçilerin
kucağına itmiş olmuyor muyuz
Allah aşkına biz kime hizmet ediyoruz, kimin ekmeğine yağ
sürüyoruz!
İnsanın çıldırmaması elde değil!
Baba bile oğluna; ben olmazsam! , ben vermezsem
enaniyetini hissettirirse, o evlat için baba olur mu
Adaya, milyarlarca para harcayarak denizin altından su
götürdük. Sözde yavru vatana can suyu olmak için yapıldı bunlar. Ama ne
acıdır ki su bile kucaklaştırmanın değil uzaklaştırmanın bir unsuru
haline getirildi.
Nasıl mı KKTC de şu anda suyu kim yönetecek kavgası
yaşanıyor. Vatandaş içecek su sıkıntısı çekiyor. Ama biz suyu götürmüşüz kim
yönetecek kavgası yapıyoruz. Normal şartlarda hiçbir şekilde sorun olmaması
gereken bir konu bile ciddi bir kavganın unsuru haline getiriliyor.
Anlayacağınız, işbirlikçilerin eline bir malzeme daha
vermiş durumdayız.
Adaya su götürerek işbirlikçilerin bütün kozlarını
ellerinden almamız gerekirken, tam aksine adamların elini biraz daha
kuvvetlendirmiş olduk.
Arkadaş var mı böyle bir şey!
Demek ki marifet milyarlık projelerde değilmiş
Anlayacağınız, 1571 yılında İkinci Selim zamanında 50 bin
şehit vererek aldığımız ve o gün bugündük vatan toprağı olan Kıbrıs,
enaniyetimiz ve politikasızlığın yüzünden elimizin arasından kayıp gidiyor
Ama farkında bile değiliz!