Kişiliğimizi üst üste örülmüş bir bina gibi düşünecek olursak, binayı oluşturan tuğlaların ilk temeli çocukluk çağında atılır. Bu dönem ebeveynlerin tutum ve davranışları oldukça önemlidir. Psikolojide ifade edilen kimlik kavramı aynı zamanda benlik kavramına da denktir ve çocukluk döneminde şekillenmeye başlar.

Bu anlamda çevreden aldığımız olumlu ya da olumsuz tepkilerin kişiliğimizin oluşmasında büyük etkileri vardır. Çünkü kimlik, sadece kendimizle değil aynı zamanda çevremizle kurduğumuz ilişkilerimizden de etkilenir. Yani bir bütün olarak grup ve bireylerle kurduğumuz ilişkiler ve bunlardan aldığımız geribildirimler bizim kişiliğimizi ve bakış açımızı etkiler.

Dünyanın küreselleşmesi, ekonomik gücün artması ve yeni dünya modelinin oluşmasıyla yeni bir hayat tarzı ortaya çıkmıştır. Bu süreden sonra modern kavramı yeni bir hayat tarzı yeni bir dünya görüşü ile bütün dünyayı etkiler hale gelmiştir. Bilindiği üzere bu süreç, kapitalizm, rasyonalizm, teknoloji ve küreleşme gibi bazı unsurları da beraberinde getirmiştir. Değişen bu süreçler toplumların yaşam şartlarını, hayata bakışlarını ve kendileriyle ilgili algılarını da değiştirmiştir. Bu değişimden günümüz insanı fazlasıyla etkilenmektedir

Çünkü insan çevresindeki kişilerle bir etkileşim içinde yaşamaktadır. Toplum kültürel olarak değiştirilmeye dönüştürülmeye çalışılıyor. Bu süreç aile yapımızı da gözle görülür şekilde etkilemekte ve yaşanan çatışmaları körüklemektedir. Yani insanımız, kendine ait olmayan, kendi kültürüyle geleneğiyle örtüşmeyen bir değişim sürecine girmekte ve bu da yaşanan çatışmayı daha yoğun hale getirmektedir. Oysa inanan birer mümin olarak bizlerin yaşam şekli ve hayat görüyü bellidir ve bu konuda sınırlar çizilmiştir. Yani Müslümanın ben kimim sorusuna vereceği cevap bellidir. Gerçi son yıllarda, bizlerin hayatlarında da büyük tahribatlar ortaya çıktı, sorumluluklar erozyona uğratıldı ama yine de her şeye rağmen kendisi olmayı başaranlar var. Bizler de onları örnek almaya çalışıyoruz.

Soğuk havalarda yüz felcine dikkat

Sonbahar ve kış aylarındaki soğuk havalara karşı uyarılarda uzmanlar, yüz felci vakalarına karşı tedbirli olunmasını istedi.

Kışın, özellikle soğuk havalarda yüz felci vakalarında önemli artışlar olduğuna dikkat çeken Medical Park Samsun Hastanesi KBB Uzmanı Opr. Dr. Murat Nabi Bulut, "Yazın ise klima ve arabaların açık camlarının etkisiyle de bu durum ortaya çıkabilmektedir. Tükürük ve gözyaşı salgısının azalması, tat duyusunda bozulma, gürültüye karşı aşırı duyarlılık gösterilebilir. Yüz felci tedavi edilebilen bir hastalıktır. Bu nedenle yüz felci belirtileri olan hastalar hemen bir sağlık kuruluşuna başvurmalıdır. Bu hastaların büyük bir kısmı tedaviyle iyileşmektedir" dedi. Soğuk hava ve rüzgarların yüz felcine davetiye çıkardığını belirten Bulut, "Yüzü mutlaka sert hava akımından korumak gerekmektedir. Kar maskesi ve atkı gibi eşyalar kullanılarak yüzün ve başın rüzgarla teması azaltılmalı, soğuktan korunmasına dikkat edilmelidir. Özellikle banyo sonrası saçlar tam olarak kurutulmadan dışarı çıkılmamalıdır. Çünkü bu şekilde yüz ve baş bölgesi, rüzgarla temasa daha açık hale gelmektedir. Yine otomobil kullananların soğuk havalarda camlarını rüzgara maruz kalacak şekilde açmamaları önemlidir. Yüz felci şikayetiyle doktora başvuranların öneri ve tedavileri uymaları gerekmektedir. Bunun yanı sıra yüz felci geçirenlerin, kasların hareketini sağlamaları bu hastalığın tedavisi için önemlidir. Sakız çiğnemek, yüz egzersizleri yapmak ve sıcak uygulamak önerilen tedavi yöntemleri arasındadır" diye konuştu.

Muhabir: Haber Merkezi