Geleceğin sivil talepleri gösteriyor ki; “sayılardan, çıktılardan değil; sonuçlar ve etkiler”den bahsedilmelidir. Çünkü bugün, “kendine yetememek” ve “sivil yoksunluk” yaşanıyor. Bu yoksunluğa son vermek adına sivil toplum, sahip olduğu pozisyondan çok birikim ve potansiyele sahip olmalıdır. Birikim; kapasite geliştirme yöntemlerinde, potansiyel ise daha iyi bir yönetişimde yatmaktadır.
Yumruk Mesafesi
Günümüzde işletmelerin bile “kâr amacı gütmemek” gibi bir akımla sürdürülebilirliğe yönelmesi incelenmelidir. Her alanda sivil toplum yaklaşımının gösterge olmaya başlaması toplumun gerçekten “hükümet dışı kalabilme” çabası olarak da algılanmalıdır. Ancak bu şekilde sivil kalabilecek ve insanların talepleri iyi okunabilecektir.
Bu yoksulluğu tetikleyen ise hükümetle ilişkilerde yumruk mesafesinin kaybedilmesidir. Sivil toplum için sürdürülebilir bir gelecek hazırlamak istiyorsak, önce kamusal olanın nasıl tanımlanacağına katkı vermeli, sonrasında nasıl davranacağımıza karar vermeliyiz. Bu açıdan kendimiz ve sivil toplum arasındaki ilişki ile gençlerle iktidarı nasıl paylaştığımız üzerine kafa yormamız lazım.
Yeni Yönelimler
“Geleceğin Türkiye’sinde Sivil Toplum” raporu bir kez daha altını çiziyor: “İktidar olmak sadece siyasi ve iktisadi bir güçle gerçekleşmiyor, kültürel alanda ve sivil toplumda da bu gücü desteklemek gerekiyor!” Bu açıdan güven ve karşılıklı bağımlılık, hesap verebilirlik ve şeffaflık gibi unsurları güçlendirilmesi gerekiyor. Bu sayede yapılacak “öz-değerlendirme ve kurumsal gelişim” ile sivil yetkinlikler ve kazanımlar çözümlere kapı aralayacaktır.
Bu açıdan öncü çalışmalar, rol model olabilecek fikir ve katılımlar ile toplumun dönüşümü, gençlerin bu dönüşümde daha fazla rol almasını destekleyen proje ve girişimler desteklenmelidir. Aksi takdirde “politika, ekonomi ve kültür kavgasında arada kaynamış bir sivil toplum”un esiri olunacaktır.
Sivil Kariyer
Zirvenin vurguladığı en önemli konu; “devlet ne kadar güçlü ve kalkınmış olursa olsun toplumlarda en görünmez kişiye ulaşma imkânının sivil toplumda olduğu”nun bilinmesidir. Bu gerçeğin farkına varanlar, “yeni sosyal örgütlenme modelleri ve yeni ilişki evreni” hakkında daha fazla düşünmelidir. Çünkü hem firmaların hem de devletlerin “sosyal etkisi” genişliyor.
Değişen ve dönüşen dünyada toplumun ihtiyaçlarını en yakından takip eden STK’lar, değişimin getirdiği yeniliklerle geleceğin ihtiyaçlarına odaklanmalıdır. Bu odaklanma sivil toplum kuruluşlarında “genç katılımı”nı artırmak ve gençlerin “gelecek ve kariyer planlarında sivil topluma yer verme”lerini sağlamakla başarılabilir.
Kuşatıcılık ve Etki
Günümüzde ülkelerin kendi başlarına baş edemeyecekleri, çözemeyecekleri sorunlarla karşı karşıya kalması, etki üretme açısından sivil toplumu yeniden masaya yatırmaktadır. Sivil toplum kuruluşlarının sorunları çözmede yetersiz kalması, “daha yerel ve soruna kaynağında çözüm üretmek” gibi bir sonuç üretmektedir. Bu durumda “diyalog ortamını nasıl güçlendirilir, her yaştan ve kültürden insan sosyal, siyasal, kültürel ve ekonomik alanlara onurlu bir şekilde nasıl katılabilir” şeklinde kuşatıcı yaklaşımlar benimsenmelidir.
Bu yaklaşım, geleceğe nasıl baktığımızı da çerçevelendirecek ve “örgütlenme şekli, aidiyet ve kimlik” gibi konulardaki gelişmeleri tetikleyecektir. Demografik değişimlerin artmasıyla temel özgürlük alanlarının nasıl teminat altına alınacağı cevaplanması gereken en önemli sorudur. Bu yüzden sivil zekâ, “farklılıklar”a vurgu yapan çalışmalar kadar, “yaklaşımlara odaklanan” dijital ortamlara akmaya başlamıştır.
Sivil Start-up
Bir taraftan yerelleşme diğer taraftan dijitalleşme ile sorunların küresel boyut kazanması, sivil toplum örgütlerinin toplumsal sorunlarla ilişkilenme biçimini değiştirecektir. Yeni medyanın sosyal etkileri ve sorunlar üzerine çalışmaları artacaktır. Farkındalık yaratan ve vatandaşların gönüllü olarak bilgi tedarik ettiği işbirlikçi çevrimiçi platformlar çoğalacak ve etkileşim içinde olacaktır.
Şimdi teknoloji eliyle etkiyi üretmek için genişleyen sorumluluk alanlarında kapsayıcı paylaşım örnekleri aranıyor. Kalkınmaya, katılıma, sosyal alana, sivil alana kaynağında destek veren modeller bekleniyor. Ulusal ve bölgesel dengesizlikleri azaltan, birlikte yaşama kültürünü destekleyen iyi uygulamalar gerekiyor. Adeta bir start-up gibi iş modelini sivil ağlarla geliştirecek yapılanmalar isteniyor. Kendine yetmek için sivil kapasite, önce gönüllülük, katılımcılık ve hayırseverlik gibi yoksun kalınan boyutlarda inşa edilmelidir!