Kuşluk vaktine andolsun. Durgunlaşan geceye andolsun ki,
Rabbin seni bırakmadı ve sana darılmadı. Andolsun senin için ahiret dünyadan
daha hayırlıdır, Rabbin sana verecek ve sen razı olacaksın. O seni yetim bulup
barındırmadı mı Şaşırmış bulup da yol göstermedi mi Fakir iken seni zengin
etmedi mi Yetime gelince sakın onu üzme, Yoksula gelince sakın onu azarlama,
Yalnızca Rabbinin nimetini anlat.
Allah İbrahim peygamber için halil yani dost, Hz. Musa
için, kelim (konuşan) ve Hz. İsa için Ruhullah ifadesini murad etmiştir.
Arapça da habib kelimesi sevgili anlamındadır. Hub
sevgidir. habibi sevgilim demektir. Muhabbet ise sevgi duygusuyla birine
yönelmektir. Allah, habibim dediği
Peygamberimizi ayrıcalıklı bir sıfata layık görmüştür.
Ona karşı sevgisi ve onun gönlünü okşayan Duha suresiyle
habibini gönlünü telif ediyor. Surenin hitabındaki, o denli kalbe bir dokunuş
var ki, annemizin elinden daha yakın bir rahmet elinin dokunacak kadar yakın
olduğunu anlıyoruz.
O sana verecek ve sen razı olacaksın. Hani sen zorluklar içinde bunalmıştın, nerede
bir dost eli, nerede içimi ısıtan bir sıcak ses demiştin.
Doğrusu kimsenin sınavı peygamberler kadar değil. Hz.
peygamber kadar hiç değil. Ne ki insan sınanacak. Biraz açlık biraz korkuyla da
olsa.
İnsan üzerinde dolaşan bela ve imtihanlar iki kısımdır.
Yaşadıkları ve korundukları. Farkında olmadığı sınanmalar bir kudret eliyle
başından savuşturulur. Duayla, bir salih davranışla ya da tamamen O nun
rahmetiyle.
Bir koruyan var insanı. Kötülükten esirgeyen. Mesela dua
edip de insanın korunduğu dualar vardır. Kişiye yönelmiş bir belanın bazen
işaretlerini taşır, bazen kişinin ruhu duymaz.
Öyle anlar yaşanır ki bütün kapılar kapalı sanılır. Bir
kapı hiç kapanmaz. Çevrenizdekiler bir bir ortadan kaybolur. Kimseye
ulaşamazsınız. Çevrenizin geniş olması ya da dar olması bir şeyi değiştirmez.
İnsanlar çok yakın ancak ulaşılmaz olurlar. Öylesine paylaşacak dertleriniz
vardır ki, imkân olsa saatlerce konuşursunuz. Fakat karşınızda duran yakınınıza
bir kelime dahi edemezsiniz. Tarifsiz bir boykot vardır sanki. Selamlaştığınız
insanlar birer birer dertleşme alanından uzaklaşırlar.
Bir dost olsa da günlerce dertleşsem. Bilge biri ya da
sadece beni anlayan. Konuşmasa da beni içten dinleyen.
Rabbin seni bırakmadı sana darılmadı. O nda küsme olmaz.
RABBİN SANA
DARILMADI! O SANA VERECEK!
Yüce Allah, parlak ve ilham dolu bu iki an ın üstüne
yemin etmektedir. Kâinat olayları ile ruhun duyguları arasında bir köprü
kurmaktadır insan kalbine.
Şu güzel ve canlı varlık âlemi ile duygu alış-verişi
yapan ve her canlıya şefkatli olan bir hayatı ilham etmektedir. Ve bu ilhamı
alan kalp, şu varlık âleminde dostluk içinde, kimsesizlik çekmeden, bir başına
garip kalmadan yaşar... Bizzat bu surede bu dostluğun etkisi görülüyor. Burada
arzulanan dostluk gölgesinin uzanmasıdır, yayılmasıdır. Sanki yüce Allah
surenin başından itibaren, peygamberine şu varlık âleminde çevresine dostluk
doldurduğunu, dolayısı ile kendisinin orada bir başına ve herkesten uzak
olmadığını, vahiy ediyor.
3- Bu kainat
ilhamının ardından Rasulullah a destek ifadesi açıktan açığa geliyor: Rabbin
seni bırakmadı ve sana darılmadı. Senin ruhunu incitmek, kalbini sızlatmak ve
zihnine endişe vermek isteyenlerin sandığı gibi Rabbin seni bırakmadı ve senden
ayrılmadı. Çünkü O senin Rabbindir ve sen O nun kulusun. O nun Rabbliğine
aitsin. Seni koruyan, bakımını üstlenen O dur.
4- O nun ihsan kaynağı, bağış pınarı kurumadı. Ve senin
için ahirette bu dünyada sana verdiklerinden çok daha üstün güzellikler vardır O nun
katında... Andolsun senin için ahiret dünyadan daha hayırlıdır. Başta da
sonda da ahirettir hayırlı olan.
5- Rabbin seni hoşnut edecek her şeyi hazırlamıştır.
Davanı yaymada seni başarıya ulaştıracak, yolundaki engelleri kaldıracak,
savunduğun sistemi üstün getirecek, açıkladığın Hakk ı galip getirecektir...
Rasulullah inatla, yalanlama ile incinme ve hile ile müşriklerin yaygaraları
ile karşılaştığı günlerde kafasını meşgul eden problemler bunlardı. Rabbin
sana verecek ve sen razı olacaksın.
Sure akışına devam ederek, Rasulullah a daha yolun
başından beri Rabbinin kendisine karşı tutumunu hatırlatıyor ki Rabbinin
kendisine ne güzel şeyler yaptığını, kendisine olan sevgisini, ona olan feyzini
zihninde canlandırsın ve rahmetin, sevginin, ilahi dostluğun gerçekleştiği
yerleri yeniden hatırlayarak doyuma ulaşsın, tatmin olsun. Bu öylesine üstün
bir nimet ki böylesine son derece mükemmel olarak onu anmak ve hatırlatmak o
nimeti canlandırıyor.
6- Kendi durumuna, geçmiş hayatına bak. Rabbin bu görevi
sana yüklemeden önce bile hiç seni bırakmadı mı, sana hiç küstü mü Yetimliğini
O nun koruması kuşatmadı mı Şaşkınlığına O nun doğru yolu göstermesi yetişmedi
mi Senin fakirliğini O nun ihsanı bürümedi mi
Sen yetim olarak doğmuştun seni kendi bağrına bastı.
Senin dininden olmadığı halde amcan Ebu Talib e varıncaya kadar birçoklarının
şefkatini sağladı.
Doğrusu sen fakirdin, yüce Allah seni kanaatkârlık
vererek zenginleştirdi. Nitekim seni kendi kazancın ve hanımın Hz. Hatice nin
malı ile de zengin yaptı, fakirliği hissetmedin, ya da çevrendeki zenginliklere
göz dikmedin.
Doğru yolu göstermek İhsandır
7- Sonra sen çelişik düşünceleri saçma inançları bulunan,
durumları bozuk ve davranışları sapık bir cahiliyet ortamında yetiştin ve senin
ruhun o ortamda huzur bulmadı, o hayata meyletmedi. Ama kendin için açık ve
emin bir yol da bulamadın. Ne cahiliyette, ne de Hz. Musa nın ve Hz. İsa nın
dinlerinden dönen dinlerini değiştiren, sapıtan ve yolunu kaybeden
taraftarlarının yanında... Sonra yüce Allah, sana vahiy ettiği din ile sana
ulaştırdığı sistem ile seni doğru yola iletti.
Bir kimseyi inanç sistemlerinin karmaşasından ve sapık
yollardan kurtararak ona doğru yolu göstermek en büyük ihsandır. Hiçbir ihsan
ona denk olamaz. Yine bir insana doğru yolu göstermek rahatlıktır, hiçbir
endişenin benzemediği endişeden huzura kavuşmaktır, hiçbir yorgunluğun denk
olmadığı yorgunluktan kurtulmaktır. Belki de bu yorgunluklar ve endişeler
vahyin kesilmesi, müşriklerin buna sevinmeleri ve sevgilinin sevgilisinden ayrı
kalması gibi Resulallah ın çekmiş olduğu çilelerden ileri gelmekteydi. Sonra
bu ayet gelerek, ona Rabbinin kendisini sapıklığı içinde vahiysiz
bırakmayacağını önceden de şaşkınlık içinde ve sapık bırakmadığını hatırlatıyor
ve ruhunu tatmin ediyor.
8- Rabbinin onu yetim iken bağrına bastığını, şaşkın iken
doğru yolu gösterdiğini fakirlikten kurtarıp zengin ettiğini hatırlatması
dolayısı ile kendisine ve kendisinin gerisinden Müslümanlara her yetimi
barındırmayı, her isteyenin ihtiyacını gidermeyi ve yüce Allah ın üzerindeki
nimetlerini belirtmeyi emrediyor. Bu nimetlerin başında ise bu dinin kendisine
gösterilmesi gelmektedir.
9- Yetime gelince onu ezip zorla malını elinden alma.
Mücâhid şöyle der: Onu ezip küçük düşürme. Süfyân da şöyle der: Malını telef
etmek suretiyle ona zulmetme. Yani, yetime, merhametli bir baba gibi ol. Sen de
bir yetim idin, Allah seni barındırdı.
10- Yoksulu kibarca ve nazik bir şekilde geri çevir