Kurgu, gerçek ten kaçan zavallılar için, korkunç bir sığınaktır.

Karakter No: 1

Yumuşak, G.

Mustarip Gaziler Derneği nin kurucularındanım.

Serüven şöyle başladı:

Yıllarca süren tek düze bir hayatı emeklilikle onurlandırdıktan sonra, çok geçmedi, boşlukların beni beklediğini fark ettim! Emre ve komutaya dayanan zincirim kopmuştu. Yaslandığım bütün dayanakların çürüyüp yıkıldığını anbean görüyordum ve bu benim hayatımı altüst ediyordu. 

Yıkılıyordum...

Benimkiyle benzerlik gösteren başka hayatlar da vardı, mutlaka vardı. Harekete geçmeli, onlarla işbirliği kurmalıydım.

Bunu küçük birkaç hamleyle gerçekleştirebilirdim.

Duyduklarım, mahalle kahvelerinin emeklilerle dolu olduğu yolundaydı. Önce muhitimdeki kahveleri tespit ettim. Yıllardır ihtiyaç hissetmediğimden, bu mekânlar hakkında yeterli bir malûmata sahip değildim. Keşfimi, onlardan birisine gidiş gelişle sürdürdüm. Ardından müptelalık denen o hastalık durumu baş gösterdi. Eh, yavaş yavaş oluşan dostluklar, beni elbette oraya bağlayacaktı. Bu bağ, zaman zaman asıl maksadımı unuttursa da, kopuş uzun sürmüyordu. Farklı bir silkiniş ve kendine gelişle yeni bir başlangıç anına ulaşıyordum.

Dadandığım kahvelerin sayısı gün geçtikçe artıyordu. Çünkü aynı haz noktasına, farklı açılardan gelen leziz tatlar alıyordum artık. Yüksek bir zevk. İnce bir ürperti. Tekrar mazideki hayata benzer bir hayat: Benim gibi emeklilerle yeni bir güç oluşturuyor, o mekânları etki alanımız içine alıyor, mührümüzün haritasını genişletiyorduk.

Artık idarî merkezimizin bir bürosu vardı. Cağaloğlu nda, çok katlı bir iş hanının güzel bir dairesine Mustarip Gaziler Derneği tabelasını asmıştık.

 Üyelerimizden gelen aidatlar büyük bir yekûn oluşturuyordu. Avrupa Birliği nin ve hükümetimizin sivil toplum kuruluşlarına verdiği malî desteklerden de oldukça pay alıyorduk.

Bu mali rahatlık bize yeni atılımlar bahşediyordu: Ankara, Eskişehir, Bursa, Kocaeli, Adana, Trabzon, Diyarbakır... Farklı şehirlerde yeni şubeler...  Yeni iş sahaları: Uluslararası taşımacılık, tekstil, restorasyon, basın yayın... Gücümüze güç, şöhretimize şöhret...

(Kahramanın iç konuşması: "Ama eksik olan bir şeyler vardı, anlayamadığım. Nelerdi ")

(1) Aynı adlı hikâyenin bir bölümüdür. Devamı, aynı başlıkla, arada bir takdim edilecektir.