Hemen belirteyim ki bir itirafçının sözlerine bakarak ABDnin dost ya da düşman olduğuna karar verecek değilim. ABDnin Türkiyenin dostu olmadığını sadece çıkarları doğrultusunda hareket ettiğini, bazen yakın  bazen de uzak durduğunu söylemek için itirafçıların beyanına gerek yoktur. Biliyoruz ki, ABDden İsrail hariç Türkiye ve diğer bölge ülkelerine dost olmaz. Olsa olsa geçici bir süre için çıkar yoldaşlığı olabilir.

Bu kısa girişten sonra gazetelere yansıyan bir itirafçının söylediklerinden bazı alıntılar yapmak istiyorum. Alıntılara geçmeden itirafçının sözlerinin medya tarafından "Şok" olarak nitelendirilmesi bence itirafçının söylediklerinden daha önemlidir. Çünkü, itirafçının söylediklerinin hiç birinin "Şok" olarak nitelendirilecek bir yanı yok. Sadece bilinenlerin tekrarından ibaret. Bizim kadar diğer medya mensupları da bilir ki PKKnın bugüne gelişinde başta ABD olmak üzere Batı dünyasının rolü ve desteği büyük olmuştur ve bu destek hala sürmektedir.

Irakın ABD tarafından işgalinin ardından terör örgütü ile ABD arasındaki ilişkiler çok daha ileri boyutlara ulaşmıştır. Bu ilişkiler çoğu zaman doğrudan, zaman zaman da Kuzey Iraktaki Barzani ve Talabani yanlıları aracılığı ile olmuştur.

Şimdi medya tarafından "şok itiraf" olarak nitelendirilen itirafçının söylediklerine:

"ABD askerleri helikopterlerle Surede kampına gelerek Cemil Bayık ile 3 saat görüştüler. ABDhelikopterlerinin iniş ve kalkışı sırasında güvenlik önlemleri aldık.

....................

Irak ordusundan ele geçen çok sayıda silah, mühimmat ve patlayıcıları peşmerge bize sattı. Palaskaya takılı şarjörler, mermiler ve bombalar bize 300 dolara satıldı."

Bu arada itirafçı açıklamaları arasında  örgüt içinde siyasallaşma ve savaşma tartışmalarının olduğu, eskilerin siyasallaşmadan, gençlerin ise savaştan yana olduklarını söylüyor. Sansasyon olsun diye önümüzdeki aylarda bazı yerlere füze saldırısı yapılacağını ileri sürüyor.

Doğrusunu söylemek gerekirse söylediklerinin hiç birini bırakın şok etkisi yapmasını elbette itirafçının söyledikleri medyaya intikal edenlerden ibaret değildir. Operasyon için belli hedefler vermiş olabilir ve serbest kalmasını bu itirafları sağlamıştır. Aslında serbest kalmasını hangi sözlerinin sağladığı da çok önemli değil. İşin bu boyutu emniyet güçlerini ilgilendirir. Ancak medyaya yansıyan itiraflar içinde yer alan ABDaskerlerinin PKK kamplarını ziyaret etmeleri ve Cemil Bayık ile üç saat süreyle görüşmüş olmaları diplomatları ve siyasilerimizi ilgilendirmektedir ve bu ifadeler doğru kabul edilerek itirafçı serbest bırakılmış ise ABDye karşı yeni bir tavır belirlenmesi gerekmez mi Dostluk adı altında Türkiyenin düşmanları ile işbirliği yapan bir ülkeye karşı yeni bir tavır belirlenmesi gerekir diye düşünüyorum. Yok eğer itirafçının sözleri doğru kabul edilmemiş ise o zaman da bu sözlerin medyaya sızdırılmasının anlamı yoktur.

Tekrar ediyorum ABDnin dostluğuna hiç inanmadım. Özellikle de PKKterör örgütü ve Kuzey Iraktaki yeni oluşum konusunda ABD hep Türkiye aleyhine, daha doğrusu Türkiyenin karşı çıktığı gelişmeleri körüklemiştir. Bu bakımdan artık ABD ile ilişkilerin yeniden gözden geçirilmesi ve yeni bir strateji belirlenmesi gerekiyor. Bu gerçeğin ışığında ABDnin verdiği istihbarat bilgilerinin doğru ya da yanlışlığının tekrar tekrar test edilmesi gerekir. Yoksa ABDnin verdiği istihbarata güvenerek dağlar taşlar bombalanmaya devam edilecek olursa terörle mücadelede fazlaca bir mesafe alınamaz. Elbette askerimize tatbikat yaptırmış olmak açısından yararlı bir sonucu olabilir. Ama, istenen sonuç sağlanamaz.