Ülkemizdeki ve dünyadaki bütün olumsuz şartlara ve gelişmelere rağmen İstanbul, İstanbul halkı ve İstanbul ekonomisi varlığını sürdürmektedir. Bunun değişik ekonomik, siyasi ve sosyal sebepleri vardır. Bunların neler olduğunu kısaca hatırlayalım.
- İstanbul a göç edenler bir daha geri gitmemekte, memleketlerine dönmemektedirler, Aç, işsiz ve evsiz de kalsalar burada kalmakta, en olumsuz hayat şartlarına karşı bile olanca güçleri ile direnmektedirler.
- Kayıt dışı kaçak olarak çalışan işyerlerinin pek çoğu sigortasız ve vergisiz faaliyet göstermekte, böylece varlıklarını sürdürmektedirler. Karı koca ve bazen aile fertlerinin tamamı birlikte çalışarak karınlarını doyurmaktadırlar.
- Özellikle eski Sovyet ülkelerinden gelen kaçak işçiler vizesiz, sigortasız, bodrum katlarında sefalet içinde 400-500 lira aylık karşılığı çalıştırılarak Çin malları ile rekabet eder üretimler yapılabilmekte ve ülkemizdeki kimi ekonomi dalları bu şekilde ayakta kalmaktadır.
- Avrupa Birliği içinde Gümrük Birliği nde bulunuyoruz. Bu birlikte bulunma makroda Türkiye ekonomisine zarar getirmekle beraber, mikroda sefalet içinde de olsa çalışma imkanı sağlamaktadır.
İstanbul, coğrafi ve sosyo-ekonomik konumu sebebiyle dünyanın en zengin kenti olması gerektiği halde, yukarıda kısaca hatırlattığımız özellikleriyle, dünyanın halkı yoksul kentlerinden biri olarak varlığını sürdürmektedir.
***
Bu tespitlerden sonra İstanbul ne yapmalıdır meselesi üzerinde duralım.
- İstanbul un ve dolayısıyla İstanbul halkının birinci yapacağı iş, önümüzdeki mahalli seçimlerde yani halkın eline geçecek ilk fırsatta, yerel yönetimlere iyi ve başarılı olacak belediye başkanları seçmektir. Bu başkanlar ve bütün yerel yöneticiler, sömürü sermayesinin emrinde ve güdümünde olan partilerden değil, gerçekten halkın yararına ve yerinden yönetim gerçekleştirecek dirayetli kimseler olmalıdır.
- Merkezi İstanbul da olmayan hiçbir kuruluştan hayır olmadığını Türk milleti bilmeli, onlardan herhangi bir çare ve çözüm beklememelidir. IMF ve Dünya Bankası politikaları ile bir yere varılamadığı ve varılamayacağı anlaşılmıştır. Merkezi İstanbul da olmakla beraber TÜSİAD gibi kuruluşlardan bir kurtuluş beklenmemelidir. Gerçekten sivil ve bağımsız ekonomik ve sosyal kuruluşlar oluşturulmalıdır.
- İstanbul un ve İstanbulluların yapacağı ilk işlerden biri de, dünya başkenti konumundaki bu şehrin sorunlarını çözüme kavuşturacak araştırma merkezlerini kurmak olmalıdır. İstanbul bunalımdan ve gelecek tehlikelerden nasıl kurtulabilir Bütün görüş ve gruplara açık olacak bu kuruluş ilmî çalışmalar yaparak her türlü ekonomik ve sosyal sorunlara çözümler üretmelidir.
- İstanbul daki bu araştırma merkezleri sadece teoriyi üretmeyecekler, dengeli bir şekilde uygulama işletmeleri ve örnekleri de oluşturacaklardır. Halka uygulamalı örnekler göstererek çözümleri anlatmalıdır. Halk teorileri anlamaz, halk uygulamaları görür ve yapar. Onun için pilot uygulamalar olmalıdır.
***
İstanbul böyle bir teşkilatlanmaya ve yeniden yapılanmaya gittiği, böyle çok yönlü bir seferberlik başlatılıp başarıya ulaşıldığında görülecektir ki; İstanbul yeniden tüm Anadolu ve tüm dünya ile eşitlik şartları içinde aracısız ilişki kurmuş olur.
İstanbul işte o zaman tarihin bazı dönemlerinde olduğu gibi yeniden hem Anadolu nun hem de dünyanın ekonomi merkezi olacak ama sömüren veya sömürülen değil, eşitlik ve adalet ölçüleri içinde karşılıklı çıkara dayanan merkez olacaktır.
İstanbul ve İstanbul halkı bunları hiç vakit kaybetmeden yapmalıdır.