Televizyonlarda, İsrail askerlerinin Filistinlilere, çocuk, kadın ayırt etmeden saldırdıkları, gerçek mermilerle öldürmedikleri gün geçmiyor. Bunun da ötesinde özellikle sivil Filistinlilere karşı sergiledikleri sert tavırları izlerken insanın yerinde durması mümkün olmuyor. Kısacası, Müslümanları vurmak, öldürmek adeta İsrail askerlerine zevk veriyor. Böyle olunca da kudurmuş gibi öfke kusan İsrail askerlerine öfke duymamak mümkün değil. İsrail ile bölgemizde saldırıdan uzak yaşamanın mümkün olmadığı görülüyor. Böyle olunca da anlayacakları bir dilden karşılık vermenin şart olduğunu hemen her gün gördüklerimiz ve yaşadıklarımız net bir şekilde gösteriyor. Anlayacakları dil ise güçtür, her saldırının karşılığını aynı tonda verebilmekten geçiyor. Bunun yolu ise İslam dünyasının topyekûn birlik olup İsrail saldırılarına misliyle karşılık vermekten başka bir yol olduğunu sanmıyorum. Yoksa bu kanlı katillerle normalleşme(!) sağlayarak saldırılarını önlemek gibi bir düşüncenin geçersiz olduğunu görmek durumundayız.

Unutulmasın ki, İsrail devleti başını ABD ve İngiltere’nin çektiği ittifak eliyle Ortadoğu’nun kalbine saplanmış bir hançer görevini sürdürüyor. Böylece adeta Haçlılar kendi katliamlarını unutturmak için İsrail’i kurdurdular. Kurulduğu günden bu yana sınırlarını genişletiyor, dünya üzerinde kimseden ses çıkmıyor. Kimseden derken İslam dünyasını da birlikte düşündüğümü söylemek isterim. Siyonistlere haddini bildirmek görevi öncelikli olarak Müslümanlara düşüyor. Çünkü Haçlılar Müslümanlara yönelik saldırılardan memnunlar. Memnun olmasalar İsrail’in şimdiye kadar işlediği cinayetlere karşı başta BM olmak üzere uluslararası örgütlerden de ciddi bir tedbir ve yaptırım gelmesi gerekmez miydi? Olup bitenleri sadece seyretmekle yetiniyorlar. Bu arada NATO aynı tavrı sergiliyor. Tüm bunları bırakın, ABD bölgemizi karıştırmak ve İslam dünyasını ses çıkaramayacak vaziyette tutmak için elinden geleni yapıyor. Sonuç olarak Filistinli Müslümanlar kendi vatanlarında göçmen durumuna getirilmiş, bununla da yetinilmemiş, topraklarını terk etmeye zorlanıyorlar. Sürekli olarak Filistinlilerin yerleşim alanlarına dünyanın çeşitli köşelerinden getirdikleri Yahudileri yerleştiriyor, oranın gerçek sahipleri sığıntı durumuna düşürülüyor.

Hâlbuki İslam dünyası birlik oluşturabildiği takdirde İsrail’in böylesine fütursuzca hareket etmesi mümkün olabilir mi? Yine İslam dünyası birlik oluşturduğu takdirde İsrail kendine bir çekidüzen vermek zorunda kalmaz mı? Kalmıyor, küstahlıklarını sürdürüyorsa İsrail’in arkasında kimlerin olduğunu araştırmaya bile gerek yok. Çünkü arkasında bulunanların başta ABD olmak üzere Haçlılar olduğu açıkça görülüyor. Verdikleri destek sadece diplomatik değil, askeri olarak bölgemizde nükleer silahlara sahip tek ülkenin İsrail olduğunu söylemek bile işin hangi noktada olduğunu görmeye yetecektir.

Bu bakımdan ABD tarafından yapılan açıklamaları, “ABD’den yine küstahlık” başlığı altında vermek kanlı katilleri durdurmaya yetmiyor. Çünkü onlar kanla besleniyorlar. Sonuç olarak diyebiliriz ki, İslam ülkelerinin ABD’nin oluşturduğu ittifakın kanatları atında yer almaktan vazgeçmeleri, bunun da ötesinde kanlı katillerle müttefiklik adı altında birlikte olmanın İslam dünyasının aleyhine olduğunu görmek ve buna göre hareket emek durumundayız. Bunun da ötesinde artık İsrail’in küstahlıktan vazgeçmeyeceğini anlamak ve ona göre politika belirlemek gerekiyor. Normalleşme adı altında değer verici bir yaklaşım, yöneticilerini abartılı karşılama onların yüreğinde insaf duygusunun gelişmesine zemin hazırlamaz, hazırlamıyor. Böyle devam ettiği sürece her akşam televizyonlara yansıyan İsrail askerlerinin Filistinlilere saldırıları ve katlettikleri kadın ve çocuk haberleri karısında ölüp ölüp dirilmeye devam edeceğiz demektir.