Batı Şeria'da yaşanan ve güvenlik kameralarına saniye saniye yansıyan kanlı müdahalede hesaplar şaştı, beklenen olmadı. İsrail makamları, silahsız bir sivilin ölümüne yol açan askerleri aklayacak o tartışmalı karara imza attı. Vicdanları sızlatan dosya, tek bir ceza bile verilmeden rafa kaldırıldı.
Kameradaki gerçekler: 15 Eylül gecesi ne oldu?
Haaretz gazetesinin sayfalarına taşıdığı gelişme, Kalkilya kentinde 15 Eylül gecesi yaşanan trajediyi yeniden gündeme getirdi. İsrail güçleri, seyir halindeki bir kamyonete hiçbir uyarıda bulunmaksızın kurşun yağdırmıştı.
Açılan ateş sonucu araçta bulunan Filistinli Halid Nimer Süveylim Hasan ile beraberindeki bir kişi daha yaşamını yitirdi. Güvenlik kamerası kayıtları saldırının habersiz ve doğrudan yapıldığını açıkça ortaya koydu.
Acılı ailenin iddiaları ise tabloyu daha da ağırlaştırdı. Hasan ailesi, saldırı sonrası İsrail güçlerinin yaralılara tıbbi müdahalede bulunmadığını ve bölgeye sağlık ekiplerinin çağrılmadığını vurguladı.
"Suç unsuru bulunmadı" savunması
Tepkilerin odağındaki İsrail Adalet Bakanlığına bağlı Polis İç Soruşturma Departmanı, dosyanın kapatıldığını duyurdu. Yapılan açıklamada, Filistinli şahsın talimatlara aykırı hareket ederek güvenliği tehlikeye attığı savunuldu.
Soruşturmayı sonlandıran kararda, "Olayın incelenmesinin ardından ateş açma eyleminin yürürlükteki mevzuata uygun gerçekleştirildiği tespit edilmiştir. Dosya, suç unsuru bulunmadığı gerekçesiyle kapatılmıştır." ifadelerine yer verildi.
İsrail Savcılığı da Hasan'ın doğrudan hedef alınmadığını ve askerlerin "genel operasyon kurallarına uygun" hareket ettiğini öne sürdü.
Yüksek Mahkemeden sert tepki: Cenazeyi vermediler!
Askerler hakkında takipsizlik kararı verilirken, İsrail Yüksek Mahkemesinden dikkat çeken bir çıkış geldi. Yüksek Mahkeme, hiçbir suçu olmayan Hasan'ın cenazesinin devlet tarafından alıkonulmasını sert bir dille eleştirdi.
Hakim Ruth Ronen, bu tutumu "hiçbir suç işlememiş bir kişinin cenazesini alıkoymak" sözleriyle kayda geçirdi. Masum şahsın naaşı ancak mahkemenin bu baskısının ardından ailesine teslim edilebildi.
Karar bozulacak mı?
Tartışmalı kararın ardından hukukçular devreye girdi. İnsan hakları ve hukuk örgütü "Adalah", öldürülen Hasan'ın eşi adına soruşturmanın yeniden açılması için resmi itiraz başvurusunda bulundu.
Adalah yetkilileri ve ailenin avukatları, ortada hiçbir uyarı yapılmadan açılan doğrudan bir ateş olduğuna dikkat çekti. Olayın "kazara ölüm" denilerek geçiştirilemeyeceği ve dosyanın derinlemesine soruşturulması gerektiği vurgulandı.
Hem uluslararası kamuoyunun hem de insan hakları örgütlerinin tepkisini çeken bu kapatma kararının ardından, gözler şimdi yapılacak itiraz başvurusunun hukuki sonucuna çevrildi.




