Kimilerinin "Barış Masası", kimilerinin "Barış Konferansı" olarak nitelendirdiği Dışişleri Bakanlarının Roma buluşmasından elbette bir şeyler çıkacak. Belli ki, İsrail tüm yakıp yıkmalarına, yok etmelerine rağmen Lübnan da umduğundan fazla bir direniş ile karşılaşmıştır. Gördüğü direniş karşısında öfkesinin artması sebebiyle daha saldırgan hale gelmesi, gaz ve misket bombaları kullanmak suretiyle kısa zamanda netice almak istemesi de kendisine dünya üzerinde verilen desteğin de azalmasına vesile olmaktadır. Böyle olunca da ABD nin başını çektiği bazı ülkeler en kısa zamanda Lübnan ile İsrail arasında oluşturulacak bir bölgeye uluslararası güç yerleştirmenin derdine düştüler. Bölgeye bir uluslararası güç yerleştirilmesi kesin olmakla birlikte bu gücün adı ve yetkileri şimdilerde tartışma konusu. Hem de tartışma Roma toplantısından günler önce başlamıştı.

Başlangıçta bu güce "Barış Gücü" adı verilmek istendi. Ancak, barış gücünden çok saldırgan İsrail i savunmaya yönelik bir vurucu güç istekleri yükselmeye başladı. Bu istek önce İsrail den geldi, ardından da ABD hemen desteğini açıkladı. Bu gelişme üzerine bazı çevreler Lübnan a gönderilecek olan güce "Fedai güç" gözüyle bakmaya başladılar. Bu bakımdan ortaya çıkacak güce ne ad verilirse verilsin, İslâm Dünyası nın hayrına bir gelişme beklememek gerekiyor. Çünkü, İsrail in Lübnan ı işgali ile başlayan çatışmaların ardından Roma da bir konferans toplayacaksınız ama bu konferansa İran ve Suriye yi davet etmeyeceksiniz, Türkiye ise ABD nin isteği ile çağrılacak ve bu zirveden bir uluslararası güç kararı çıkacak olursa bu güç, "Büyük Ortadoğu Projesini Hayata Geçirme Gücü" olacaktır. Bir diğer ifade ile şimdiye kadar ABD ve İsrail el ele vererek bu projeyi uygulamaya çalışırlarken şimdi devreye başka ülkeler de  girmiş olacaktır. Bu gücün içine Türkiye yi de almaları hatta, gücün yönetimini Türkiye ye vermeleri bile sürpriz olmaz. Çünkü, Türkiye böyle bir güç içinde tek Müslüman ülke konumunda olacaktır.

Başlıkta da belirttiğim gibi şahsen İsrail ve ABD nin Ortadoğu da henüz barış istemediklerine, barışın zamanının gelmediğini düşündüklerine inanıyorum. Bizim bu kanaatimizi ABD Dışişleri Bakanı Rice ın İsrail  Başbakanı ile yaptığı görüşmenin ardından söylediği  güçlendiriyor ve ABD Büyük Ortadoğu Projesi nin gerçek mahiyetini gizleme ihtiyacını duymuyor. İşte Rice ın sözleri:

"Yeni bir Ortadoğu nun zamanı geldi. Yeni bir Ortadoğu istemeyenlere bizim galip geleceğimizi söylemenin zamanı geldi."

Bu sözlerin izaha ihtiyacı yok sanıyorum. Tam bir meydan okuyuş.

Belli ki İsrail ve ABD buldukları yandaşları vasıtasıyla kendi hedeflerine adım adım ilerlemektedirler. Buna karşılık İslâm Dünyası nın gerekli tepkiyi göstermediğini üzülerek görüyoruz. Ancak, giderek "İsrail ile savaştan başka çare kalmadığını" görenlerin sayısı da artıyor. Düne kadar böyle bir düşünceyi akıllarından geçirseler bile telaffuz etmekten çekinen bazı liderler bu gerçekten kaçış olmadığını görmeye başladılar.

Son söz olarak Roma Zirvesi nden İslâm Dünyası nın beklediği bir sonuç çıkmayacaktır. Zaten Roma da bir araya gelenleri de İslâm Dünyası fazlaca ilgilendirmiyor.