ABD-İran mutabakatının imzalanması, Tel Aviv cephesinde adeta infiale neden oldu. Uzun süredir iki süper gücün masadan eli boş kalkacağını öngören İsrail yönetimi, gelen resmi açıklamalarla neye uğradığını şaşırdı. Diplomatik kulislerde ve televizyon ekranlarında öfke hakimdi. İsrail'in Kanal 13 televizyonuna konuşan ve adının açıklanmasını istemeyen üst düzey yetkililer, Washington'ın bu hamlesini tek bir cümleyle özetledi: "İsrail otobüsün altına atıldı."

Telefondaki Gerginlik Basına Sızdı

Krizin perde arkasında ise liderler düzeyinde çok sert rüzgarların estiği ortaya çıktı. Sızan bilgilere göre, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile ABD Başkan Yardımcısı JD Vance arasında 14 Haziran'da son derece gergin bir telefon görüşmesi gerçekleşti. Lübnan'daki İsrail askeri varlığının masaya yatırıldığı bu kritik temasta, İran ile uzlaşılan gizli maddeler de gündeme geldi. Görüşmenin ardından Tel Aviv askeri kanadından ilk rest geldi. İsrailli bir yetkili, ordunun Lübnan'dan çekilmeyeceğini ancak bundan sonraki her askeri faaliyetin sil baştan yeniden değerlendirileceğini duyurdu.

Beyaz Saray ise müttefikini tamamen gözden çıkarmadığının sinyalini vermeye çalışıyor. Üst düzey bir ABD'li yetkili, anlaşmanın İsrail'in Lübnan'ın güneyinden çekilmesini kapsamadığını ve Tel Aviv'in "kendini savunma hakkını" sonuna kadar koruyacağını iddia etti.

Kabinede Trump'a "Petrol ve Para" Suçlaması

Ancak bu güvenceler İsrail iç kabinesindeki yangını söndürmeye yetmedi. Kanal 15 televizyonunun haberine göre, İsrail Güvenlik Kabinesi'nde sesler iyice yükseldi. Bazı bakanlar, ABD Başkanı Donald Trump'ı "petrol ve para karşısında taviz vermekle" açıkça suçladı ve Netanyahu'dan Lübnan'daki operasyonların genişletilerek daha fazla bölgenin işgal edilmesini talep etti.

Bakanların baskısına yanıt veren Başbakan Netanyahu, en yoğun baskılar altında dahi hareket serbestisini korumak zorunda olduklarını belirterek, "Hem Beyrut'ta hem de Tahran'da dokunulmazlık olacak" diyerek ironik bir çıkış yaptı. Toplantıda söz alan Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir ise askeri realiteye dikkat çekerek, ordunun sınır hattından bir adım bile geri çekilmeyeceğini, askerlerin hayatının riske atılamayacağını vurguladı.

Cuma Günü Cenevre'de İmzalar Atılıyor

Kafalar karışık, zira Netanyahu daha birkaç gün önce yaptığı açıklamada ABD ile İran arasındaki anlaşmanın ayrıntılarını bilmediğini iddia etmiş, ancak Lübnan'da kontrol altında tuttukları bölgelerde kalma yönündeki kararlılıklarını yinelemişti.

Buna karşın süreç İsrail'in kontrolü dışında hızla akmaya devam ediyor. ABD, İran ve Pakistan'ın arabuluculuğunda yürütülen diplomatik temaslar meyvesini verdi. ABD Başkanı Donald Trump, ülkesinin İran ile anlaşmayı resmen imzaladığını ve Hürmüz Boğazı'nın cuma gününden itibaren gemi trafiğine tamamen açılacağını ilan etti. Tahran yönetimi de mutabakat zaptının cuma günü İsviçre'nin Cenevre kentinde resmiyete döküleceğini doğruladı.

Kaynak: Haber Merkezi