Irak, Suriye ve Ukrayna da cereyan eden çatışmalar

konusunda ABD ve AB ülkelerinin tutumunu dikkatli izleyenler görür ki,

Ukrayna da kan dökülmesinde ABD ve başta Almanya olmak üzere AB ülkeleri ciddi

rahatsızdır ve bu çatışmaların diplomatik yollardan diyalog yoluyla son bulması

için yoğun çaba gösteriyorlar, projeler üretiliyor. Buna karşılık Filistin de

İsrail saldırıları karşısında daha çok Müslüman kanı akıtması için saldırgana

destek veriliyor. Suriye ve Irak taki çatışmalarda ABD ve Almanya başta olmak

üzere Batılı ülkeler özellikle Peşmergelere yoğun bir şekilde silah desteği

veriyor, bundan sonra da vereceklerini belirtiyorlar. Bu arada ABD ve

müttefiklerinin hava saldırıları da sürüyor. Diyebiliriz ki, kara savaşında

Batı nın partneri Peşmerge güçleridir. Çünkü Irak merkezi yönetiminin

isteklerini Almanya ve ortakları geri çevirirken, Peşmerge ye her türlü silah

desteği gönüllü olarak veriliyor. Medyaya yansıyan haberlere göre Almanya

Peşmerge ye 13 milyon avroluk silah yardımı yapacağını açıklamış bulunuyor. Bu

arada Almanya nın Peşmerge ye daha önce gönderdiği silahların akıbetinin

bilinmediği de dile getiriliyor. Bunun anlamı ise silahların IŞİD in eline

geçmiş olması ihtimalidir. Meseleye bu açıdan bakıldığında ABD ve Almanya bir

yandan Peşmerge yi çatışmalarda kara gücü olarak görüyor destek veriyor ama bu

arada dolaylı yollardan IŞİD e da silah sağlıyorlar. Netice itibariyle ABD ve

AB ülkeleri Irak ve Suriye de iç savaşın devam etmesini ve tarafların büyük

kayıplar vermesini öngören bir strateji uyguluyorlar. Sözün özü, Ukrayna daki

çatışmalarda hayatını kaybeden Hıristiyanlardan rahatsız olanlar Suriye, Irak

ve Filistin de Müslümanların hayatını kaybetmesinden rahatsızlık duymadıkları

gibi akan kan arttığı oranda mutlu oluyorlar.

 Ukrayna da sorunun

diyalog yoluyla çözümü için çırpınan Almanya ve ABD sıra İslam dünyasına

gelince olmayan ihtilaflar icat ederek çatışma başlatmayı, başlamış çatışmaları

daha da yıkıcı ve yok edici hale getirmeyi tercih ediyorlar. Tüm bunlar

gösteriyor ki, İslam dünyasına karşı Hıristiyan dünyası ortak hareket etmekte

ve aynı hedefe yönelik çalışmaktadırlar.

Irak merkezi yönetiminin Irak bütününde kontrole sahip

olmasının istenmediği de ortada. Irak ın ABD tarafından işgalinin ardında bu

ülkede ortaya çıkan belirsizlik ve karmaşanın birinci dereceden sorumlusu

işgalciler olduğuna göre gelinen noktada işgalcilerin sadece Peşmerge yi koruma

ve kollamaları, silah desteği ile güçlendirmeye çalışmaları da gösteriyor ki

bölgemizde barışın ve huzurun sağlanması Batılı güçleri hiç ilgilendirmiyor.

Onlar bölgede kendilerine sadık ortaklar aramanın peşindeler. Bu ortaklar

Müslüman katlinin sürekli hale getirilmesinin hesaplarını yapıyorlar. Sömürgeci

güçler İslam dünyasında maşa bulmakta güçlük çekmiyorlar. Görünen o ki, çeşitli

bahanelerle Batı yı kendileri için kıble olarak belirlemiş olan İslam

dünyasındaki yöneticiler saf dışı bırakılmadan, kendi içimizde birliği

sağlamadan Müslüman kanı akmaya devam edecek Ne yazık ki, akan kandan rahatsız

olmayan ve kendilerini Müslüman olarak tarif edenler de varlığını sürdürüyor.