“Ben dünyaya yaşamak için geldim” diyorlar sorumsuz ve sorunlu olanlar.

•Acıktığım zaman yerim.

•Susadığım zaman içerim.

•Sıkıştığım zaman tuvalete giderim, diyenler şunu bilmiyorlar mı Bütün bunları yapan başka varlıklar da var. Bu varlıklara hayvanlar deniyor. Meselâ:

Çayırda otlayan öküz de öyle.

Madem sen yemek için, içmek için, havuzlarda yüzmek, rasgele şehvetini tatmin etmek için geldiysen o zaman öküzden farkını söyle. Ne farkın var

Haram-helâl demeden yiyenlere, birbirlerini atlatanlara bakın:

•Ahiret endişeleri yok.

•Allah korkuları yok.

•İnsan hakları korkuları yok.

100 sene evvel yoktunuz. Yüz sene sonra da bedenen yok olacaksınız. Neyin kavgasını veriyorsunuz

Baksanıza:

•Kimsenin kimseye itimadı yok.

•Kimsenin kimseye merhameti yok.

•Böyle Müslüman olamaz.

“Beni hatırlayın ben de sizi hatırlayayım” (Bakara: 152 ) diyor Cenab-ı Hak.

Bir işi yapacağınız zaman o işten Allah’ın razı olup olmayacağını hatırlayın.

Adam aklına geleni konuşuyor.

Apartman yapıyorsun. Sana istediğin gibi elektriği-suyu istediğin gibi kullanma yetkisi veriyorlar mı “Ben istediğim gibi kullanırım” diyorsan, kullanırsın ama saati var. Saat tık tık yazıyor. Faturasını ödersin. Hesap vereceksin. Yeryüzünde şarıl şarıl akan suyu bile sana istediğin gibi harcatmıyorlar. Harcadığının faturasını ödetiyorlar.

İstifade ettiğin güneşi, havayı, hayatı kullanırsın da hesap vermeyecek misin

Sorumluluk kabul etmiyorsan ne farkın var öküzden Onlar hesap vermeyecek. Sen de vermem diyorsan ha öküz, ha sen hiçbir farkınız yok.

Asla böyle değil, öküzden farkın olmalı.

Mevlana anlatıyor: Bakara: 152. ayetini bu misalle açıklıyor.

Bir köylü vardı. Bu köylünün çok zengin çiftlik sahibi bir dostu vardı. Bu zat o günün ağası idi.

Bir gün bu köylü zengin çiftlik sahibi ağayı ziyarete gitti. Çiftliğe yaklaşınca bu fukara köylüyü çiftliğin köpekleri karşıladı.

10-15 köpek köylüyü şaşırttı.

Ağa ağa diye bağırdı.

Oradan ağa çıktı. Köpeklere hoşt dedi. Köpekler oradan çekildiler.

Adam rahatlıkla çiftliğe girdi.

“Ey Müslüman sen de Allah ile aranı düzelt ki, yeryüzünde onun bunun şerriyle uğraşmayasın” diyor.

Allah ile münasebeti düzgün olmayan insanın etrafından bela eksilmez. Tepesinden musibet eksilmez. Günde 5 vakit namaz kılmayan insanın da Allah ile münasebeti iyi değildir.

Yalan söyleyen adamın Allah ile münasebeti iyi değildir. İyi olması için Allah ile olan münasebetimizi düzeltelim.

Mahlûkatın en hayırlısı Âdemoğlu olalım.

Kur’an-ı Kerim’de insan iki yönüyle tanıtılmıştır.

1-Üstünlük yönü:

En güzel surette yaratılması, meleklerin ve şeytanın secdelerine hedef gösterilmesi, Allah’ın yeryüzüne halife oluşu, emaneti yüklenmesiyle ortaya çıkmıştır. (Tin: 4, Bakara: 30. 34. Ahzab: 72.).

2-Aşağılık yönü:

•Bozgunculuğu;

•Kan dökücülüğü;

•Aşağıların aşağısına sürüklenmesi gibi yaradılış gayesine aykırı türlü zaafları ve görünümleriyle belirtilmektedir. (Bakara: 30. 34. Tin: 4.).

Kur’an-ı Kerim’de önemle vurgulanan bir husus da insanın imtihan için yaratıldığı meselesidir. “Sizi bir imtihan olmak üzere, hayır ile de, şer ile de deniyoruz. Nihayet bize döndürüleceksiniz” (Enbiya: 35).

Demek ki, insan varlıklar içindeki üstün yerini korumak zorundadır.

Eski başbakanlardan merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan insanlarla hayvanların farkını anlatırken diyordu ki, şu dört özellik insanları hayvanlardan ayıran faziletlerdir:

1-İnsanlar doğruyu yanlıştan ayırabilir. Hayvanlar bunu yapamaz.

2-İnsanlar iyi ile kötüyü güzel ile çirkini ayırabilir. Hayvanlarda böyle bir özellik yoktur.

3-İnsanlar faydalı ile zararlıyı birbirinden ayırabilir. Hayvanlarda böyle bir meziyet yoktur.

4-İnsanlar zulüm ile adaleti birbirinden ayıracak yetenektedirler. Böyle yaratılmıştır. Hayvanlarda böyle bir kabiliyet de yoktur.

Buna rağmen Mevlana şu beyanda bulunuyor:

“Nice insanlar gördüm sırtlarında elbise yok,

Nice elbiseler gördüm içlerinde insan yok.”

Demek ki, bir insan ya “dava adamı” olur dinine hizmet eder; ya da “heva adamı” olur, nefsine hizmet eder. Ya siz hangi gruptansınız hiç düşündünüz mü