Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, İslam ı bir hayat nizam olarak gönderen,

hesap gününün hâkimi, Allah (c.c) a hamd ederim. Salât ve selâm, peygamberimiz

Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) ya, âline ve sahabelerine olsun.

Konumuzun daha iyi anlaşılması için HAK, İNSAN VE İSLAM

mefhumlarına bir bakış yapmak yararlı olacaktır.

HAK: Allah (c.c) ın isimlerinden biri, Kur an-ı Kerim,

İslam, batılın zıddı, yerine getirilen hüküm, varlığı sabit olan, doğruluk,

hakikat,  adalet, mal, mülk, vacip,

sadık, yaraşır, pay ve hisse manasındadır. Hakkın, bu çeşitli anlamları, kesin

olarak sabit olma ve gerekli olma (sübût ve vücûb) kavramında toplanır.

Çoğulu; hukuktur. Kur an-ı Kerim de Hak kelimesi ve türevleri 285 kadar ayette

geçer.

İNSAN: Allah ın azametinden dolayı yarattığı, ruh ve

bedenden meydana gelen, yaratılmışların en şereflisi ve teklif ettiği emanetini

yüklenen yeryüzündeki halifesidir.

İnsan; Fert, toplum ve iktidar olarak iyinin, güzelin,

faydalının, adaletin ve doğrunun yaşanır hale gelmesi, kötünün, zararlının,

zulmün ve yanlışın kaldırılması için bütün gücüyle çalışma yapması varlığının

gereği olan canlı bir varlıktır.

Yaratılış Gayesi: Cinleri ve insanları, ancak bana

kulluk etsinler diye yarattım (Zariyat: 56)

İnsanın sorumluluğu: Biz emaneti göklere, yere ve

dağlara arz ettik de, onlar onu (emaneti, yerine getiremeyecekleri korkusuyla)

yüklenmekten yüz çevirdiler ve bundan endişeye düştüler. Fakat onu (emaneti)

insan yüklendi. Böylelikle o, (nefsine) çok zulmetti ve (akıbetinden) cahil

oldu (Ahzab: 72).

Biz; neyiz, kimiz, ne yapıyoruz, niçin yapıyoruz, nasıl

yapıyoruz

İnsanı yaratılmışların en şereflisi kılan ise, Allah

(c.c)´ın insana diğer varlıklardan farklı olarak verdiği yedi nimettir. Bu

nimetler şunlardır:

1.  Akıl nimeti: Bu

eserden müessire gitme kabiliyetidir. İnsan kâinata bakarak onu yaratan Allah´ı

bulur, idrak eder, akıl eder ve sübhanallah der, 2.  Doğruyu yanlıştan ayırabilme kabiliyeti, 3.

İyiyi kötüden, güzeli çirkinden ayırabilme kabiliyeti,  4. Faydalıyı zararlıdan ayırabilme

kabiliyeti,  5. Adaleti zulümden

ayırabilme kabiliyeti, 6.  Cüzi irade

nimeti: İnsana verilen bir başka nimet ise cüzi iradedir. İnsan bu özelliği ile

tercih etme, seçme imkânına sahiptir, 7. İslam nimeti: İnsanın saadete erebilmesi için yukarıda ifade edilen

meziyetler ve nimetler yeterli olmadığından Allah (c.c) Rahman ve Rahim sıfatı

gereği İSLAM´ı tek mükemmel din ve saadet nizamı olarak göndermiştir. Şayet insanlar,

İslam´dan başka bir şeyle saadeti bulma imkânına sahip olsalardı, Allah(c.c)

İSLAM dinini göndermezdi. Çünkü Allah (c.c) gereksiz ve lüzumsuz iş yapmaktan

münezzehtir.

İSLAM: Allah ın Rahman ve Rahim sıfatları gereği,

kullarına olan sevgi ve şefkatinin bir eseri olarak bildirdiği saadet yoludur.

Bu yol kulun dünya ve ahiret saadetinin tek çaresidir. Allah insana verdiği

nimetlerini İSLAM ile tamamlamış ve razı olduğu hayat nizamı olarak da İslam

dinini göndermiştir. Bugün size dininizi ikmal ettim, (böylelikle) size olan

nimetimi tamamladım ve sizin için razı olduğum din olarak İslam´ı seçtim

(Maide: 3)

İslam dini Allah´ın rızası olarak alternatifi olmayan tek

hayat nizamıdır ve tek çaredir. Kim, İslam´dan başka bir din ararsa, bilsin ki

kendisinden (böyle bir din) asla kabul edilmeyecek ve o, ahirette ziyan

edenlerden olacaktır. (Al-i İmran: 85)

Hak nedir

O günahkârlar istemese de, Allah hakkı sabit ve üstün

kılacaktır (Enfal: 8). De ki: Hak geldi, batıl yok oldu (İsra: 81) HAK

İslam´dır. Her şart altında değişmeyen gerçektir. Islah yoludur. Marufu,

adaleti, iyiliği emreder. Münkeri, zulmü, kötülüğü yasaklar. Bu yolu tarih

boyunca peygamberler ve onların yolundan yürüyen takva sahibi şuurlu Müslüman topluluklar

temsil etmişlerdir. İnsanlık ne zaman bu asıl yolda yürümüşse saadet bulmuştur.

Günümüzde bu asıl ve sağlam yolu Milli Görüş temsil etmektedir. Hakkın gayesi:

Bütün insanlığın dünya ve ahiret saadetidir.

Batıl nedir

Batıl materyalizmdir. Her şart altında yanlış olan

şeydir. İfsat yoludur. Münkeri, zulmü, kötülüğü emreder.  Marufu, adaleti, iyiliği yasaklar. Bu yolu

tarih boyunca Şeytan´ın hilelerine aldanarak nefislerini ilah edinenler,

Nemrutlar, Firavunlar, Ebu Cehiller temsil etmişlerdir. İnsanlık ne zaman bu

fasit yolda yürümüşse krize düşmüş ve helak olmuştur. Günümüzde bu fasit ve

batıl yolu Irkçı Emperyalizm, Siyonizm ve onların işbirlikçileri temsil

etmektedir. Batılın gayesi: İnsanları ifsat ederek dünya ve ahiret hayatlarını

karartmaktır.

HAKLAR: Hak genel anlamda şu şekilde tarif edildiği

görülür: İslam ın yetki veya yükümlülük olarak tespit ettiği şahsa ait

haklardır. Bu tarif, hakkın dini, medeni, te dib, genel, mali olan veya olmayan

bütün çeşitlerini kapsamına alır. Namaz, oruç, cihad ve hac gibi Allah ın kul

üzerindeki hakları dini; Mülk edinme gibi haklar medeni;  Babanın çocuğunu, kocanın karısını terbiye

etmesi gibi haklar tedip, Devlet başkanının halkı yönetmesi gibi haklar amme;  Eşin-küçük çocukların ve yoksul hısımların nafakası

gibi haklar mali; Şahıs üzerinde velâyet gibi haklarda mali yönü bulunmayan hak

niteliğindedir. İslam da, hakkın kaynağı ilahi iradedir. Bu yüzden İslâm da

haklar, kendisinden şeri hükümlerin çıkarıldığı kaynaklara (kitap, sünnet,

icmâ, kıyas) dayanan ilahi ihsanlardır. Bir delile dayanmayan şer i haktan söz

edilemez. Hakkın kaynağı Allah tır, çünkü ondan başka hâkim yoktur.

İki türlü hak anlayışı vardır. Hakkın hak anlayışı,

batılın hak anlayışı.

Hakkın Hak Anlayışı

Doğru hak anlayışına göre hak 4 sebepten doğar;

1- Doğuştan insanlara verilen haklar, Temel insan

hakları.

a) Yaşama,

b) Mülkiyet,

c) İnanç Hürriyeti (4 unsuru ile: ifade hürriyeti,

öğrenim hürriyeti, örgütlenme hürriyeti, inandığı gibi yaşayabilme ve ibadet

hürriyeti)

d) Neslin muhafazası,

e) Aklın muhafazası hürriyeti.

f) Ve diğer bilinen temel insan hakları hürriyetleri

(seyahat, iş tutabilme, meslek seçebilme v.s.)

2- Emek.

3- Rıza ile yapılan anlaşma ve mukaveleler.

4- Adalet gereği doğan haklar. İşte gerçek Hak anlayışına

göre hak sadece bu 4 sebepten doğar, başka sebeplerden hak doğmaz.

Batılın Hak Anlayışı

Yanlış hak anlayışına göre ise hak 4 sebepten doğar:

1- Kuvvet,

2- Çokluk,

3- İmtiyaz,

4- Menfaat. İşte bu sebeplerden dolayı yanlış hak

anlayışı insanlara saadet getiremez.

Ülkemiz Irkçı emperyalizmin tehdidi altındadır. Onlar ve

işbirlikçileri:

1- Gençlerimizi ahlaken ifsat etmeye çalışıyorlar.

2- Aile hayatımızı yozlaştırmaya ve yıkmaya çalışıyorlar,

3- İnsanlara aşağı sınıflarla tahakküm ediyorlar.

4- Sanatı zayıflatarak, edebiyatı müstehcen ve şehevi bir

hale sokuyorlar.

5- Manevi değerlere hürmeti yıkıyorlar,

6- Toplumu lükse, modaya, tüketime yönlendiriyorlar.

7- Düşünce yapımızı tahrip ediyorlar,

8- Lüzumsuz teorilerle fikirler kirletilmekte, sınıflar

arasına kin ve düşmanlıklar yaymaktadırlar,

9- Ağır vergilerle milletleri eziyor, aralarına kin ve

itimatsızlıklar sokuyorlar.

10-Çalışma düzenini bozarak işverenle çalışanları

çatıştırıyorlar,

11- Toplum önderlerinin manevi kuvvetini her çareye

başvurarak kırmaya çalışıyorlar.

12- Sermayenin tarımı yok etmesini sağlayarak, köylüyü

ortadan kaldırıyorlar.

13- Televizyonlarda saçma tartışmalarla halkı,

fikirsizleştiriyorlar,

14- Halkı aç ve işsiz bırakıyorlar,

15- Savaş çıkararak milletleri yok ediyorlar,

16- Milletlerin geleceğini talim ve terbiyeden mahrum

kimselerin ellerine veriyorlar,

17- Mahremiyetleri ortadan kaldırarak magazin yoluyla

sırları ifşa ediyorlar,

18- İnsanlığa zulmediyorlar,

19- Siyasi, iktisadi bunalımlarla servetleri yok

ediyorlar.

İnsanların saadeti için gerçek hak anlayışını benimsemek

ve uygulamak şarttır. Ülkemizde cereyan eden bu zihniyet mücadelesi başta insan

hakları olmak üzere, eğitim öğretim hakkı, kalkınma ve sanayileşmemiz bakımında

bir yapan bozan mücadelesine dönmüştür. Birinin yaptığını öbürü gelmiş

bozmuştur. 

Sonuç olarak hakların asıl kaynağı İslam dır. Durum böyle

olunca, hakkın doğması, kullanılması, korunması ve sona ermesi ile ilgili

hükümleri de İslâm ın belirlemesi tabiidir vesselam.