Bismillahirrahmanirrahim
Âlemlerin Rabbi, İslam ı bir hayat nizam olarak gönderen,
hesap gününün hâkimi, Allah (c.c) a hamd ederim. Salât ve selâm, peygamberimiz
Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) ya, âline ve sahabelerine olsun.
Allah, Allah, Allah, O ndan başka ilah yoktur. Olsaydı ne
olurdu Hâşâ Allah iki olsaydı, kâinatın düzeni bozulurdu. Rabbimiz buyuruyor:
Eğer göklerde ve yerde Allah tan başka ilahlar olsaydı ikisi de (bunların
düzeni) bozulurdu. Arş ın Rabbi olan Allah, onların yakıştırdıkları sıfatlardan
uzaktır. (Enbiya: 22)
Ben Müslüman ım diyen kimse, İslam ın hem şekline hem de
ruhuna teslim oldum demiş olan kimsedir. Müslüman ım diyen kimse, Allah ve
Resulünün emir ve yasaklarına teslim olmak zorundadır. Allah ve Resulünün emir
ve yasaklarına aykırı davranışlarında bulunan kimsenin, İslam a bağlılık
iddiası anlamsız ve boş bir kuruntudur. Allah kulundan samimiyet ister. Münafık
olanların Biz Müslüman ız demiş olmaları, onları cehennemin en dibine
atılmaktan kurtarmıyor.
Allah tan başka her şey yaratılmıştır. Her şeyi de
yaratan Allah tır. İnsan da bir şeydir ve bizi de Allah yaratmıştır. Bu
gerçektir. İnkârcıların bu gerçeği yok saymalarının bir manası yoktur ve
Müslümanların bunların hurafelerine itibar etmesi düşünülemez.
Müslüman İslam ca düşünmek zorundadır. İslam ca
düşünmenin esaslarından birisi de, dünya hayatının bir imtihan hayatı olması
esasıdır. Bizler, bu dünya hayatında
imtihan oluyoruz. Dünya hayatımızın tek önemli gerçeği, İMTİHAN gerçeğidir.
İnsanı dünya hayatında İMTİHAN eden Allah tır. İnsan, dünya imtihanının
hesabını Allah a verecektir. Allah kulunu İslam dan hesaba çekecektir. Kulun
her yaptığı SEÇİM bir imtihandır. Yaptığı her SEÇİMİN hesabını Allah a
verecektir. Kulun hesap dışı hiçbir seçimi yoktur. Bütün seçimler bu hesabın
içindedir. Seçerek imtihan oluyoruz. Çünkü Allah bize akıl nimetini, doğruyu
yanlıştan, iyiyi kötüden, güzeli çirkinden, faydalıyı zararlıdan, adaleti
zulümden ayırma nimetlerini vermiştir. Bize bu nimetleri veren Allah tır. Akıl
hak ile batılı ayırmamızı sağlayan kalp içindeki bir nurdur. Bu nimetler ile
insan hakkı batıldan, doğruyu yanlıştan, iyiyi kötüden, faydalıyı zararlıdan,
adaleti zulümden ayırdıktan sonra, bunlardan birisini seçmesi aklın ve ilmin
gereğidir. Eğer bu idrak edilen şeylerden birisini seçme imkânı olmazsa, o
takdirde bu nimetlerin bir anlamı olmaz. Rabbimiz kemal sıfatlarına sahiptir.
Allah insana bir başka nimet olarak, seçme ve seçtiği şeye kararlılıkla
yönelme, sahiplenme kabiliyeti olarak, bir çüz-i irade vermiştir. İnsan bu
iradesiyle seçer ve yaptığı seçime uygun davranışları ortaya koyar. İrade:
istemek, istediğini seçmek, seçtiğini sahiplenmek ve yüzleşmek demektir. Allah,
bize bu nimetleri rızasına gözetelim, gazabından kaçınalım diye vermiştir.
İmtihanın kurallarını imtihanı yapan koyar. Allah bu imtihanın kuralını
koymuştur. Bu kural, kulun içinde bulunduğu imtihanda, Allah ın rızasını gözetme
kuralıdır. Kul, yaptığı her seçim için Bu seçimim, Allah ın rızasına uygun
mudur ölçüsünü kendisi için esas kabul etmek zorundadır. Allah ın rızası
nedir Allah ın rızası İslam dır. Rabbimiz buyuruyor: Bugün size dininizi
ikmal ettim, (böylelikle) size olan nimetimi tamamladım ve sizin için razı
olduğum din olarak İslam ı seçtim (Maide: 3) İslam dan başka hiçbir şeye
Allah ın rızası yoktur. Rabbimiz buyuruyor: Kim, İslam dan başka bir din
ararsa, bilsin ki kendisinden (böyle bir din) asla kabul edilmeyecek ve o,
ahirette ziyan edenlerden olacaktır. (Al-i İmran: 85) Allah insanlara verdiği
nimetlerini İslam ile tamamlamıştır. İnsanlar yaptığı seçimlerinde, Allah ın
rızasını kazanmak istiyorlarsa, tercihlerini İslam ın temel kaidelerine göre yapmak
zorundadırlar. Tercihlerini İslam ın temel kaidelerine uygun yapmayanlar,
seçimlerinde yanılırlar ve kaybedenlerden olurlar. Velev ki yanlışı seçenler
çoğunluk olsalar bile netice değişmez. Bir yanlış çoğunluk tarafından seçildi
diye doğru olmaz. Dünyada yaklaşık üç milyar Hıristiyan var. Hıristiyanların
tamamı teslise, yani üçlemeye inanıyorlar. Bu bir seçimdir. Yine yaşadığımız
dünyada bir buçuk milyar Müslüman var. Bunlar da Tevhide inanıyorlar. Bu da
başka bir seçimdir. Dünyada ilah konusunda bir referandum yapılsa, İlah
Allah tır ve birdir diyenlerin oranı % 15, üçtür diyenlerin oranı % 40, İlah
Budadır ve onu da inek temsil eder diyenlerin oranı % 20, İlah yoktur
diyenlerin oranı % 12, diğerlerinin oranı da %13 olsa biz ne yapacağız Burada
doğru ve hak olanı mı yoksa çoğunluğu mu seçeceğiz Elbette hak ve gerçek olanı
seçeceğiz. Kim ne derse desin tek hak ilah Allah tır, O ndan başka ilah yoktur
diyeceğiz. Yani batıl olan ilahları değil, hak olan ilahı seçip O na
yöneleceğiz.
SEÇMEK
İnsanlar seçerek yaşarlar. Seçmeden yaşamanın yolu
yoktur. İnsanların yaptığı en önemli seçim akide seçimidir. Akide düşünme,
inanma yollarından birisine insanın bağlanmasıdır. Müslümanlar olarak bizler
tevhid akidesine bağlıyız, Hıristiyanlar teslis akidesine, Yahudiler üstün ırk
akidesine, Budistler Buda akidesine, Ateistler ise materyalist akideye
bağlıdırlar. Bunların hepsi bir seçimdir. İnsanlar din seçerler. Biz
Müslümanlar İslam ı, Hıristiyanlar Hıristiyanlığı, Yahudiler Siyonizm i,
Hindular Budizm i, Ateistler Materyalizmi din olarak seçmişlerdir. İnsanlar
kitap seçerler. Biz Müslümanlar Allah ın insan toplulularına gönderdiği bütün
ilahi kitapları, son hak kitap olarak ta Kur an ı kitap olarak kabul ederiz.
Hıristiyanlar tahrif edilmiş, bozulmuş İncili, Yahudiler tahrif edilmiş,
bozulmuş Tevrat ı ve Kabala yı kitap olarak kabul ederler. İnsanlar düzen
seçerler. Müslümanlar Allah ın bildirdiği hak ve adalet esaslarına dayanan Adil
Bir Düzeni seçerler. İnkârcılar, müşrikler, münafıklar, ateistler batıl
ilahların, ırkçı emperyalizmin belirlediği batılın hak anlayışına dayanan
Faizci Köle Düzenini seçerler. İnsanlar yolunu seçerler. Müslümanlar Allah ın
gösterdiği yolu seçerler. İnkârcılar, müşrikler, münafıklar, ateistler şeytanın
yolunu seçerler. İnsanlar birliklerini seçerler. Müslümanlar İslam Birliğini
seçerler. İnkârcılar, müşrikler, münafıklar, ateistler AB gibi kendi
birliklerini seçerler. Müslümanlar
hakkı, hayrı, marufu ve helali seçerler, İnkârcılar, müşrikler, münafıklar,
ateistler batılı, şerri, münkeri ve haramı seçerler. Seçerek imtihan oluyoruz
ve seçimlerimizden de hesaba çekileceğiz. Rabbimiz buyuruyor: Her canlı, ölümü
tadar. Bir deneme olarak sizi hayırla da, şerle de imtihan ederiz. Ve siz,
ancak bize döndürüleceksiniz. (Enbiya: 35)
DÜZEN VE YÖNETİCİ SEÇMEK
Müslüman, yaptığı bütün seçimlerin bir imtihan olduğunu
idrak ettikten sonra, yapacağı bütün seçimleri, Allah ve Resulünün belirlediği
esaslara göre yapmak zorundadır. Dünya imtihanını başka türlü kazanmanın imkânı
yoktur. Müslüman için tercih edilecek tek hayat nizamı İslam dır. İslam
toplumun Din ve Ahlak düzenini, talim, terbiye ve ilim düzenini, iktisat,
ekonomi ve ticaret düzenini, siyaset, idare ve hukuk düzenini tanzim eder.
Müslüman insan, İslam ın koyduğu hak ve adalet ölçüsüne dayanmayan hiçbir
düzene rıza gösteremez ve böyle bir düzenin taraftarı veya sempatizanı olamaz.
Olursa, bu tutumu Müslüman ca bir tutum olmaz ve bu davranışı Allah katında
cezasız kalmaz. Bir Müslüman hakkı batıla karıştırıp ikisinin sentezi
olabilecek bir karışık düzeni de savunamaz. Bir Müslüman ın böyle bir yola
sapması haddi aşmaktır ve cezası da ona göre olur. Rabbimiz bizi uyarıyor:
Onlardan önce Nuh kavmi ve bunlardan sonraki topluluklar da (peygamberlerini)
engellemeye, her ümmet kendi peygamberini yakalamaya azmetmişti. Batılı hakkın
yerine koymak için mücadele etmişlerdi. Bunun üzerine ben onları kıskıvrak
yakaladım. İşte, cezalandırmamın nasıl olduğunu gör! (Mümin:5) Rabbimiz bize
emrediyor: Bilerek hakkı batıl ile karıştırmayın, hakkı gizlemeyin. (Bakara:
42) Biz bu esaslara uymadan mahalle baskısıyla yanlış yolları seçersek o zaman
belamızı buluruz. Bunun şuurunda olmak zorundayız.
Bir Müslüman ın dikkat edeceği hususlardan birsi de,
yöneticisini seçmede dikkat edeceği esaslardır. Bu esasların dayandığı
delilerden birisi de Rabbimizin şu emridir: Ey iman edenler! Eğer küfrü imana
tercih ediyorlarsa, babalarınızı ve kardeşlerinizi (bile) veli edinmeyin.
Sizden kim onları veli (yönetici) edinirse, işte onlar zalimlerin
kendileridir. (Tevbe: 23) Bu ayeti nasıl okumalıyız. Bu ayeti şöyle okursak
yanlışa düşmeyiz. Batıl bir anlayışı İslam a tercih edenler, babalarınız veya
kardeşleriniz bile olsa, onları başınıza yönetici yapmayınız. Bu ayeti böyle
okuyarak seçim yaparsak kurtuluruz.
Bu bir şuurdur Bu şuurun adı Milli Görüş tür. Müslümanlar
olarak biz her şeyden önce bu şuura yönelmek zorundayız. Siyasi alanda bu şuuru
bugün SAADET PARTİSİ temsil etmektedir. Eğer biz, ülkemizde yapılan ve
yapılacak seçimlerde kazananlardan olmak istiyorsak önce bir defa Milli Görüşün
tek temsilcisi SAADET PARTİSİ Nİ seçerek içinde yer almak zorundayız. Sonra da
SAADET kadrolarını yönetime taşımak için SAADET PARTİSİ NE kınayanın kınamasına
aldırmadan oy vermeliyiz. Seçimi kazanmanın tek yolu budur. Muradın en
doğrusunu Allah bilir vesselam.