Siyaset kulislerinde yeni süreç trafiğinde iktidarın "Terörsüz Türkiye" hedefiyle hazırladığı ve PKK'nın silah bırakmasını öngören yasal düzenlemenin Meclis'ten geçmesinin ardından beklenen ilk fiziki temas sağlandı.
Ankara'nın pür dikkat izlediği bu ziyaretin yansımaları, siyasetin önümüzdeki rotasını doğrudan çizecek.
Adaya Hangi İsimler Çıktı?
İmralı Adası'na giden özel heyetin bizzat DEM Parti Milletvekili ve TBMM Başkanvekili Pervin Buldan, DEM Parti Milletvekili Mithat Sancar ile Asrın Hukuk Bürosu Avukatı Faik Özgür Erol'dan oluştuğu kaydedildi.
Gerçekleştirilen zirvenin ardından adadan dönen heyet adına DEM Parti'den kısa bir bilgilendirme geldi. Kamuoyunun merakla beklediği detayların daha sonra yazılı bir açıklamayla duyurulacağı aktarıldı.
Meclis'teki Tarihi Oylama
Bu görüşmeyi diğerlerinden ayıran en büyük detay, takvim yapraklarında gizli. Ziyaret, "Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi" olarak bilinen 12 maddelik çerçevenin onaylanmasından sonraki ilk temas olma özelliğini taşıyor.
10 Ağustos'ta TBMM'de yapılan oylamada tablo netleşmişti. Toplam 561 milletvekilinin katıldığı oturumda, 88 ret ve 6 çekimser oya karşılık 467 milletvekilinin kabul oyu vermesiyle yasa Meclis'ten geçmişti.
2 Ağustos'taki Ziyarette Ne Denmişti?
Tarihler 2 Ağustos'u gösterdiğinde yine aynı heyet Abdullah Öcalan ile masaya oturmuş, ertesi gün de dikkat çeken mesajları kamuoyuna ilan etmişti.
Öcalan'ın o görüşmede çıkarılacak yasayı sürecin anahtarı olarak gördüğü ifade edildi.
"Bin kilometrelik yol bir adımla başlar" diyerek sözlerine başlayan Öcalan'ın, bu durumu cumhuriyetin kuruluşu kadar mühim bir demokratikleşme hamlesi olarak nitelediği vurgulandı. Çözümün sadece belirli bir kesim için değil, 86 milyon için devasa bir hizmet olacağına dikkat çekildi. Toplumun örgütlülüğüyle tarihsel bir çıkış yapılacağı, bu hamlenin barışa ve ekonomiye büyük katkı sağlayacağı belirtildi.
Kayıtlara geçen o açıklamada Öcalan'ın; henüz her şeyin çözülmediğini dile getirdiği, negatif yaklaşmayı gerektiren bir durumun bulunmadığını ve sürecin başarısı için herkesin sorumluluk üstlenmesi gerektiğini ifade ettiği aktarıldı.





