Neyi kaybettiğini hatırlamak isteyenler için ilk yarı

özetini veriyoruz! Yıl 1997: Türkiye ilk defa yerli bir başbakanla

yönetildi.  Bunun bedelini üç parti de

ödedi. Erbakan beş yıl siyasi yasak aldı, diğeri baraj altında bırakıldı,

diğeri şehit oldu. 1998: Operasyon başladı. Beş milyondan fazla üyesi, yedi

milyondan fazla seçmeni olan bir parti kapatıldı. Fazilet Partisi kongresi iki

listeyle yapıldı, gelenekçilere paralel yenilikçiler belirlendi.

1999: Yerel seçimlerde birinci olan fazilet, genel seçimlerde

üçüncü oldu. Sağ partilerden hükümet kurulabilecekken Anasol-M kuruldu.

Operasyon ikinci aşamaya geçti, yenilikçilerle gelenekçiler ayrıştırıldı. 2000:

Yenilikçilerin önünü açan uygulamaya geçildi: Fazilet Partisi de kapatıldı.

2001: Ekonomik kriz yaşandı. Sol, Derviş üzerinden yeniden kurgulandı.

Koalisyon fobisi oluşturuldu, tek partiye ışık yakıldı ve o parti kuruldu.

2002: Erbakan Hoca nın siyasi yasağı 2003 başında sona

ereceği için erken genel seçim kararı alındı. 3 Kasım da sadece iki parti meclise

girebildi. Hoca dan sonra çıraklık başlatıldı. Artık hiçbir şey eskisi gibi

olmayacaktı! 2003: Erbakan Hoca, yasağının sona ermesiyle Saadet Partisi Genel

Başkanı olunca trilyon davası marifetiyle yeniden yasaklandı. Yanlışın baştan

önlenmesi yine engellendi, uzun adamın önü açıldı. 2004: Tek partinin

güçlendirilmesi yerel seçimlerle ivme kazandı.

2005:  3 yıl

benden bir şey beklemeyin diyenlerin süresi doldu. 2006: Hizmet üretmesi

gerekenler algı üretmeye başladı. Ergenekon ve kapatma davası üzerinden

operasyonlar başladı. 2007: Cumhurbaşkanının üçte iki çoğunlukla seçilememesi

üzerinden e-muhtıra uygulamasına geçildi. Geçmiş 4 yılı sorgulanması gereken

hükümet, tüm yanlışlarıyla genel seçimde oylarını artırdı. 2008: Kalfalık

dönemi başladı. Milletvekillerinin üçte biri tasfiye edildi. BOP eşbaşkanlığı

misyonu öne çıktı.

2009: Yerel seçimlerde dejavu yaşandı. Kim gelmesin

seçimleri tekrar edildi. Yetmedi one minute çıkışı sergilendi. 2010: Yeni

anayasa sakızı piyasaya sürüldü. Referandum üzerinden yeni türkiye

okumalarına başlandı. Belirsizlikleri gizleyen bu okumalar, bir süre sonra

üflemeye dönüştü. 2011: Parayla doyana para, lafla doyana laf politikası

ustalıkla uygulandı, İstikrar sürsün diye 4 yıl daha istendi. 2012: Ekonomideki

toz-penpe tabloların penpesi gitmeye başladı. Sıcak para ile nereye kadar

soruları sorulmaya başlandı. Gaz, fren tartışmaları ile ekonomide

belirsizlikler arttı.

2013: Gezi olaylarıyla kamplaşma siyaseti

markalaştırıldı. Paralel devlet operasyonuyla kamplaşma derinlere indi. Havuz

medyası sayesinde cepheler netleştirildi. 2014: Yerel seçimler de kamplaşmadan

nasibini aldı. Sorunlar saklanamayacak boyutlara geldiğinden sistem

tartışmaları alevlendi. Cumhurbaşkanlığı seçimiyle bir dönem sorgulanamadan

sona erdi. 2015: 3 milyondan fazla insan kara listeye girdi. İşsiz insan sayısı

3 milyonu aştı. Faiz lobisi bugüne kadar verdiği tüm borçların anaparasını geri

aldı, faizinin ödenmesini beklemeye başladı. Ekonomide gizli de olsa bir kriz

olduğu itiraf edildi. Sorgulamadan kaçmanın en iyi yolu bulunmuştu: tüm sorumlu

parlamenter sistemdi, bu yüzden de başkanlık sistemine geçilmeliydi! İktidar;

muhalefet gibi sitem eden, vaatte bulunan bir görünüme kavuşmuştu.

Ama unutulan bir şey vardı: 7 Haziran seçimleri, neyi

kaybettiğini hatırlamak isteyenler için bir dönüm noktasıydı. Çünkü 17 önceki

yerli yönetimin mirasçıları ittifak yaptı. Milli ittifaktan milli iktidara

doğru yola çıkıldı. Kayıp 17 yılın günahlarına ortak olmayanların bu ittifakı

tarihte yeni bir sayfa açtı. İkinci yarı için hazırlananlar, kayıp 17 yıla son

verdiğinde hep beraber haykıracağız: nerede kalmıştık !