Bin sene önce, iktidarların yanlışlarını söyleyebilen cesur yürekler çıkmış.
Gazzali, devrinin iktidar süren vezirlerini her zaman ikaz etmiş.
Vezir Muciriddin’e yazdığı bu mektup bir edebi şahikadır:
“Gerçekler her zaman acıdır ve kendisine söylenen acı şeylere tahammül gösterenler… Başkalarının tavsiyelerini dinleyenlerin mübarek insanlar olduğunu bilmelisiniz. Bu da düzenli ve araştıran bir disiplin ister. Bu yardımdan mahrum olan ilk kimse Tâcilmülk idi. Nizâmilmülk’ün acıklı sonunu gözleriyle gördüğü halde, yapılan ikazları dinleyeceğine, kendisi hakkında yanlış ümitlere kapıldı. Kendi kendine şöyle düşündü: `Nizâmilmülk, güçlü bir idareci olamayacak kadar yaşlıydı. Ben ise yakışıklı ve gencim.’
Hâlbuki kısa süre sonra, kendisi de ölüme uzanıp ahırete irtihal etti. Mâcidilmülk, Tâcilmülk’ün hayatından ders almalıydı, ancak şan ve şöhretin parıltısına kapılıp o da kaybetti ve şöyle düşündü: `Nizâmilmülk’ü önce destekleyenler daha sonra düşman oldular ve fesat çıkarmak gibi çok ciddi suçlamalarda bulundular. Kimse bende bir hata bulamaz. Ben halkı istediğim gibi idare etme hakkına sahibim.’
Onun ömrü de tükendi. O da kısa süre sonra hatırlanmaz oldu. Sonra Muîdilmülk’ün sırası geldi. Kader kısa sürede onu da başka bir dünyaya gönderdi. Şimdi sıra Müciruddullah’tadır…
Ey vezir, kendini ve aileni akıl ve irfan sahibi kimselerin dualarından mahrum etme! Şimdi ahrette olan diğer vezirler hataya düşerek, takva sahibi insanlarla yollarını ayırdılar ve kaçınılmaz olarak, dehşetli son onları da atletti…
Geçmiş vezirlerin hiç birinin, kötü amelleriyle sizin kadar dile düşmediğini belirtmeliyim. İdareniz neticesinde halkın çektiği sefalet ve perişanlık hesaba gelmediği gibi siz hâlâ ıstırap içindeki Tûs ahalisine acımıyorsunuz. Bunların yüzünüze karşı söylenmesinden memnun olmayacaksınız ama Peygamber Efendimiz (S.A.V.) bir hadislerinde, günahlarından dolayı yalnızca suçlu olanın sorumlu olmayıp akrabalarının da utanç verici bir azaba maruz kalacaklarını buyurmaktadır. Kimsenin sizinle ilgilenmediğini ve sizin için üzülmediğini anlamalısınız… İnsanın nihai ümidi olan ilahi ihsana kavuşmak için, Nizâmilmülk, Tâcilmülk, Mucirilmülk ve Muîdilmülk gibi merhum vezirlerin iş ve amellerini hâfızanıza kaydetmelisiniz. Bu kayıtları dikkatlice okuyun. Ancak böylelikle dünyanın tuzaklarından ve kibrinden uzak kalabilirsiniz. Öbür dünyaya yapacağınız yolculuk için azık toplamakta geç kalmayın. Hiç bir azık, ıstırap içindeki insanları bu sefalet ve zulümden kurtarmak için yapacağınız gayretlerden daha güzel olmayacaktır. Şimdiye kadar sizin selahiyetiniz dâhilinde olan tefessüh, kayırma, adaletsizlik, rüşvet, zulüm ve diğer hastalıklar tamamen temizleninceye kadar hiçbir şeyden yılmayın. Halkımız, ülkemizin iftiharı ve servetinin kaynağıdır. Halkın şu andaki maddi durumunu tahmin edemezsiniz. Memleketin bu bölgesinde doğmakta olan anarşi hakkında hiçbir fikriniz olmayabilir. Fırsatçı memurlar, kendi menfaatleri için zavallı halkı sömürüyor, vergilerin ve diğer gelirlerin tamamını hazineye aktarmıyorlar. Bitkin, sefalet ve açlık içinde inleyen tebaanızı düşünün. Korkudan tir tir titriyorlar. Siz vurdumduymaz bir şekilde lüks bir hayat yaşarken, onlar bir iskelet gibi dolaşıyorlar. Horasan ve Irak batarsa, böyle idareciler yüzünden batar.
Hiçbir gurur duygusunun, yaptığınız ölümcül ve korkunç hatayı itiraf etmekten, sizi alıkoymasına müsaade etmeyin. İşleri yerli yerine oturtacak, ilim irfan sahibi tek devlet adamı yok. Kederli geçmişi düzeltmek için geriye bakmak faydasız. Birçoğu açlıktan öldü, onları geri getirmek imkânsızsa da, şu anda ölmekte olanlar için hâlâ bir ümit ışığı var… Allah size yardımcı olsun ve size (farkında olmadığınız) dünya ve ahıretin saadet kapılarını açsın.” (Abdül Kayyum, İmam Gazzali’nin Mektupları).
Gazzali’nin doğum tarihi 1058 olduğuna göre, aradan geçen bin senede fazla da değişen bir şey yok. En acısı da iktidarlara uyarıcı vazifesi yapan büyük bir imam da, artık yok.