İktidarın kültürü mü, kültür iktidarı mı Bana sorarsanız
her iki sorunun cevabı da olumsuzdur. Önce, sorumuzun birinci kısmını
cevaplamaya çalışalım. Şöyle ki iktidarın kültürüne inananlar, iktidar, iktidar
gücünü kaybettiğinde ne yapacaklar Öyle ya hiçbir iktidar ebediyen iktidarda
kalmamıştır, kalmasının da mümkünü yok. Ebedi iktidar doğanın tabii seyrine
ters; yaradılış gerçeği gereği ebedi iktidar kalmak sonsuz zaman içinde,
sonsuzluğa aykırıdır. Her organizma, her varlık, her oluş, her eyleyiş sonsuz
zaman içinde zamanın bir kesitinde gerçekleşir ve yok olur. Dolayısıyla zamanın
sonsuzluk özelliğinden dolayı ebedi iktidar kalmak mümkün değildir. Kaldı ki
devletin kendi içindeki belli bir süreliğine -nasıl ve ne zamana kadar olacağı
yasalarla belirlenmiş- yönetimde olan iktidarın sonsuzluğuna inanmak abesle
iştigaldir. Öyleyse tam bu noktada şu soruyu soralım; iktidarın kültürü olur
mu
Türkiye de hiçbir iktidarın kendi kültürü olmamıştır,
olamaz da. Nasıl olabilir ki; iktidar kalmanın çerçeveleri hem yasalarla hem de
belli kalıplarla dogma düzeyine getirilerek kemikleştirilmiştir. Kaldı ki
hiçbir iktidarın kendine özgü bir kültürü olmadığı gibi bir kültür iddiası ya
da daha doğru ifadeyle bir kültür ideali yoktur. (Bu yargıya Cumhuriyet in ilk
yıllarındaki Batılılaşma iddiası ve ideali çerçevesindeki kültür hamlelerini
dâhil etmiyoruz.) Öte yandan sağ iktidarların kültür sığlığı genel beklentiye
ters bir durum arz eder. Yani sağ iktidarlar zamanında kültür ideal ve iddialarının
daha fazla olacağı, daha derin ve yerli olacağı düşünülür ve beklenirken her
zaman tam tersi olmuştur. Sağ iktidarlar kültür hamlesi yerine kendi (koltuk)
hamlelerinin kültürünü oluşturmaya çalışmışlardır. İktidara biat etme kültürünü
oluşturmuşlardır. İktidara biat kültürü kültür mü Tabi ki değil.
Biat kültüründe kültür hariç her şey vardır. İktidarı
sürekli öven, herhangi bir yanlışını söylemeyen, söyleyemeyen, yazamayan
dolayısıyla eleştiri ve tartışmadan uzak olduğu için kendine özgü fikri olmayan,
yeni bir düşünce geliştiremeyen insanlar iktidarın yalaması oluyorlar. İktidar
yalaması bir kültür ortamında yeni bir fikir olmaz. Yeni bir görüş ortaya
atılamaz. İktidar yalaması yazarların kalıcılığı yoktur. Çünkü yalama yazarlar
yaladıkça maddi anlamda zenginleşirler ama duygu, düşünce ve fikir anlamında
fakirleşirler. Yalama yazarlar iktidarın buyrukları dışına çıkamadıkları için
onlara göre doğru sadece iktidarın doğrusudur, yanlış da iktidarın yanlış
olarak gördüğü iktidarın yanlışıdır. Ki zaten iktidar yaratıcı düşünce istemez.
Çünkü yaratıcı düşünce iktidara ters bir durumdur. İktidar, insanların kendine
özgü düşünmesini istemez. Buyrukları çerçevesinde düşünmeyi buyurur. İktidar,
yaratıcı düşünceye karşıdır. Orijinal düşüncesi ve tavrı olanları hiçbir
iktidar sevmez, istemez. Kendine özgü fikirleri ve tavırları olan yazarları her
iktidar dışlar. Bu, geçmişte de böyle olmuştur, günümüzde de böyle.
Türkiye de, iktidarın buyrukları çerçevesinde yazan
insanlar ortalığı kaplamışlardır. Yeni bir kültürleri olmadığı gibi yeni bir
kültür oluşturmalarının da mümkünü yok. Herhangi bir şeye itirazı olmayan bir
insanın yeni bir fikri olamaz. İktidarla gelen, iktidarla oturup iktidarla
kalkan iktidarla gider, yani yok olur. Çünkü bir iktidarın yalamasını diğer
iktidar istemeyeceği için daha doğrusu diğer iktidarın dönemine kalamayacağı
için dönemsel olacak ve kaybolacaktır. Çünkü iktidarın kültürü olmaz. İktidarla
kültür birbirine zıt bir durum.
Kendine özgü fikri olan yazarlar aynı zamanda muhalif
yazarlardır. Çünkü muhalif olmayan insanda yaratıcı düşünce olmaz. İktidara
muhalif olmayan yazar bağımsız düşünemez. Muhalif yazarlar bağımsız düşünen
yazarlardır. Sırtlarını hiçbir iktidara dayamazlar. Yazdıklarıyla var olurlar.
Yazmak, bütün iktidarı yok saymaktır.