Tantana, curcuna, alkış, zılgıt eşliğinde koşar adım bir yerlere gittiğinizde, dışardan gelen sesleri, ikazları, sözleri duymazsınız. En yakınınızdan kulağınıza akan ifadeler sizi yönlendirir.

Doğrucuların ihtarları, nasihatleri size ulaşamaz. Güç sahipleri bazen isteyerek, bazan istemeyerek, dışarıyla aralarına duvar örerler. Bunu bilinçli yaptıkları söylenemez. Güçlü olma arzusu, güçle devam etme isteği size farkında olmadan etrafınıza duvarlar örer.

Son kertede, olup bitene bakınca, iktidarın geçmişini, mevcut durumunu, gelecekteki hayallerini acı söyleyen dostlarıyla beraber masaya yatırması faydalı işlerden olacaktır.

Böyle bir girişimde bulunur mu bulunmaz mı, bilemem. Kimsenin aklına ihtiyacımız yok, biz yolumuza devam ediyoruz, dışarıdan laf çoğaltanlar, bizi sevmeyenlerdir, diyebilirler.

Hatta herkesi, dostu da düşmanı da aynı torbaya doldurup, bunlar gâvur diye isimlendirebilirler.

Yine de sağduyuyu kaybetmemiş, ortak aklın gücüne inanmış, meşvereti, farklı görüşü zenginlik sayan insanların var olduğuna inanarak, bir şeyleri burada zikretmek isterim.

Size her söylenen sözü, hoşunuza gitse de gitmese de, birkaç nefes aldıktan sonra, irdeleyin, öyle cevaplayın, tepki gösterin.

Her farklı sesi, hain, dışarının maşası diye damgalamayın.

Sizin gibi düşünmeyenlerin de, en az sizin kadar bu ülkeyi, bu insanları, bu coğrafyayı sevdiklerini unutmayın. Bilgi, müminin yitik malıdır düsturuyla, değişik, hoşa gitmeyen sözleri sarf edenleri, önyargısız dinleyin, tartın, biçin… Konuşacaksanız da… Ağız dolusu söz söyleyecekseniz de o vakit söyleyin.

Her ye güllük gülistanlık… Her şey mükemmel… Türkiye uçuyor… Türkiye çağ atlıyor… Türkiye’deki herkes hilafsız mutludur, iddiasında bulunabilirsiniz.

Böyle de inanabilirsiniz. Yine de etrafa, üçüncü kişi gözüyle, değişik bir nazarla bakmakta sayısız faydalar vardır.

Bizimkisi, dost sözü… İster kaale alınır, ister alınmaz. Gördüklerimizi, düşündüklerimizi, hissettiklerimizi, bu memleket için, inancımız için, istikbalimiz için söylemeyi vazife biliriz. Herkes yazılanları kendince yorumlayabilir.

Arzularım ki, benim kardeşlerim, bu yolda, dünyaya örnek teşkil edecek bir yönetim… Bir adalet, bir iktisadi eşitlik tablosu ortaya koysunlar…

Bu ülkedeki herkes… Bizim gibi düşünmeyen… Bizim gibi yaşamayanların da, helal olsun bunlara, adaletlidirler, insanidirler, kendilerinden olmayanlara da karşı hoşgörülü ve adaletli davranmakta bir an olsun geri durmuyorlar… Yönetimleri, insanların hak ve hukuklarını gözeten… Üretimi, tüketimi adalet üzere kurmuş bir haldeler… Desinler.

Bu sözler, hepimizi mutluluğa gark eder. Akılla, sağduyuyla, izanla, irfanla, vicdanla meseleleri çözümleyebilir, insanlığa, işte bu islamınmedeniyetir, bu inancımızın, bizim ortaya koyduğumuz modeldir… Kurtuluş buradadır, diyebiliriz.

Nasıl ama?

İzanla, irfanla, adaletle… Vicdanla… Bu değerleri yaşatarak, insanlığa yeni bir soluk sunabiliriz.