Cumhurbaşkanı Abdullah Gül

Fehmi Koru arkadaşınız olsa ve "Abdullah Gül ün arkadaşı Koru" başlıklı bir röportaj görseniz, elbette siz de benim gibi daha dikkatli okursunuz. Ben de öyle yaptım, dikkatle okudum.

Yeni Asya dan Hasan Hüseyin Kemal, yaptığı röportajı şöyle takdim ediyor: Bu haftaki röportajımızın konuğu Abdullah Gül ün arkadaşı, dostu Fehmi Koru. Biz de Koru dan devletin tepesindeki isim olan Gül hakkında bilgiler almaya çalıştık. Koru Gül ün bilgili, kararlı bir insan olduğunu, kararlarını verirken değişik görüşlere itibar ettiğini söylüyor. Bunun yanında Gül ün güçlü bir kişiliği olduğunu vurgulayan Koru, "Gül ün sağduyulu olduğunu biliyorum. Herkesi dinliyor, herkesin görüşüne itibar ediyor, saygı gösteriyor" diyor. [Bu ifadeler bana adeta Gül ün çok yakın dostlarım olan dayılarının karakterini hatırlatıyor. RNE]

Birinci soru: Abdullah Gül cumhurbaşkanı seçildikten sonra "Bizim evden cumhurbaşkanı çıktı" diyorsunuz. Bunun anlamı nedir Cevap: "1960 lı yıllarda öğrenci örgütlerinin içinde çalıştık, Millî Türk Talebe Birliği döneminde beraberdik. Hiçbir zaman irtibatımızı koparmadık... Gül ün İngiltere de olduğu dönemlerde ben de İngiltere ye gitmiştim, havaalanında beni karşılayan Gül olmuştu. O dönemde ev tutup beraber oturduk. "Bizim evden çıktı" demek, kardeş kadar yakın olduğumuz anlamına gelir."

Bir başka soru: Bekir Coşkun olayında Ertuğrul Özkök ün Başbakan a muhafazakâr medyadan tepki gelmedi diye eleştirisi oldu... Cevap: "AKP yi, hükümeti eleştiren yüzlerce yazımız ve yazım var. Geçmişe baktığımızda başbakanı eleştiren belki yüze yakın yazım vardır. Biz belli bir çizgiyi savunuyoruz, hükümet, başbakan ve bakanlar bu çizgide hareket ettiğinde onları destekliyoruz, her sapmada da itiraz ediyoruz..."

Soru: İtirazlarınız neler Cevap: "Şu an geçmişe dönük hatırlayamayabilirim, ama geleceğe yönelik olarak önceliklerin farklı olması gerektiğini söylüyorum. Geçen dönemde ekonomik öncelik, istikrarı bozabilecek güçlü kesimleri ürkütmemekti. Geçen dönemde zenginler daha zengin oldu, fakirlerse istenilen seviyeye taşınamadı. Bu sefer önceliğin daha az gelirli olanların, memurların, işçilerin refahını yükseltmek için kullanılması. Zenginler zaten zengin oldular, bununla yetinmeyi bilsinler diyorum. Kurulacak hükümet bu önceliği göstermezse eleştireceğim."

Bakalım; geçen dörtbuçuk yıllık dönemin aksine, bu yeni dönemde halka ve fakirlere ekonomik öncelik verilecek mi Halka ve özellikle fakirlere verilmesi gereken öncelik verilmezse, eleştirmesi gerekenler en yakın arkadaşlarını eleştirecek mi ..

Hep beraber izleyip göreceğiz

*

Yukarıdaki girizgâhtan sonra, meselenin daha açık bir şekilde vuzuha kavuşması için özellikle derin idraklerinize farklı bir pencere açmaya çalışacağım.

Yahudiler Tevrat sayesinde dünya hakimiyetlerini hâlâ sürdürmektedirler. Onların ellerinde Tevrat var iken hiçbir şeyden korkuları yoktur. Onların tek korktukları Kur an dır.

Kur an

ın hakimiyeti ortaya çıkarsa, Tevrat bu dünyaya dört bin yıl geriden bakar.

Yahudilerin, Kur an ın bu zaferini bertaraf etmek için başvurdukları yollar nelerdir

 Müslümanlar Kur an a göre değil de, bin yıl önceki içtihatlara göre İslâmiyet i yaşıyor; onlar da bugünün sorunlarını çözmüyor. Böylece yaygınlaştırılıp iyice yerleştirilmek istenen anlayışa göre; Müslümanlar ibadetlerini yapıp Kur an ı da mânâsını anlamadan sadece okurlarsa okusunlar... Müslümanlar arasında bu fikri ellerinden geldiğince yaymaktadırlar.

 Kur an Arapçası unutulsun istiyorlar. Araplar dahi Kur an Arapçasını değil ammiceyi konuşsun, Kur an ı anlamasın ve üzerinde düşünmesin. Arap olmayanlar arasında mealleri Kur an yerine geçirmek, Araplar arasında da Kur an ı bugünkü değişmiş Arapçaya çevirerek Kur an ı aslından koparmak.

 İslâmî ilimlerin tedrisini yasaklatmak ve onun yerine uydurma İslâmiyet i tedris ettirerek tahrife imkan vermek. Medreselerin kapatılması, Kur an kurslarının kapatılırcasına engellenmesi, İmam-Hatip Liselerinin önünün kesilmesi ve İlâhiyat fakültelerinin öğrencisiz bırakılmasının ana hedefi budur.

 Şeriatı yani hukuk çalışmalarını yasaklatarak kimsenin fıkıh üzerinden sorunlarını çözme ve onu anlama gayreti içinde kalmamasını sağlamak, yapılan diğer bir tahribattır.

İşte, sömürü sermayesi yani Yahudiler bu planlarını asırlardır uygulamaktadırlar.

Kur an ı anlayan ve uygulamaya çalışan kimseleri bertaraf etmek için yapılan bir diğer uygulama da; dindar olan ama Kur an çalışmaları ile ilgisi olmayan kimseleri iktidara getirmektir

Dinsiz lâikleri de onlar gericidir-mürtecidir diye organize edip saldırtmak...

Böylece iktidarda ve icra makamlarında olanlara her dediklerini yaptırmak...

Ne dersiniz; bunlar size bir şeyleri hatırlatıyor mu

İşte, oynanan oyun budur.