Suudi Arabistan, Irak, BAE ve Katar'ın LNG ve petrol ihracatının ana rotası olup, alternatifi olmadığı için jeopolitik gerilimlerde küresel enerji arz güvenliğini doğrudan tehdit eden stratejik bir boğum noktası...
Hürmüz Boğazı'nın Stratejik Önemi ve Özellikleri:
* Enerji Arzı: Dünyanın en önemli petrol ve sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) geçiş noktasıdır.
* Küresel Ticaretin Kalbi: Körfez ülkelerinin ürettiği petrolün büyük kısmı bu boğazdan geçerek Asya, Avrupa ve Kuzey Amerika pazarlarına ulaşır.
* Coğrafi Darboğaz: En dar yerinde sadece 33 km genişliğindedir, bu da boğazı güvenli geçişler için dar ama kontrolü kolay bir hale getirir.
* Jeopolitik Riskler: İran ve Umman arasında yer alan boğaz, İran'ın sık sık kapatma tehditlerinde bulunduğu ve uluslararası askeri güçlerin (özellikle ABD) bölgede yoğun olarak bulunduğu bir çatışma alanıdır.
* Alternatifsizlik: Basra Körfezi'ndeki petrolün uluslararası sulara çıkışı için başka bir deniz rotası bulunmaması önemini artırır.
Hürmüz Boğazı'nda yaşanacak bir kapanma veya çatışma, küresel petrol fiyatlarında anında ve derin bir krize yol açma potansiyeline sahiptir.
ABD'nin ve İsrail'in İran'a saldırılarını tüm bu gerçekliklerle birlikte okumak gerekiyor.
Elbette bu saldırılarda 'Dolar' gibi saikler de var ama en önemlisi Hürmüz Boğazı'nın kontrolüdür...
ÇARPICI TESPİTLER...
Akademisyen Prof. Dr. Sema Kalaycıoğlu, muhalif.com sitesinde bu manada Hürmüz Boğazı'na ilişkin çarpıcı tespitlerde ve açılımlarda bulundu.
Yeni senaryolardan bahsetti...
Bu senaryoların zorluklarını farklı yanlarını vurguladı...
İşte, Kalaycıoğlu'nun "Tarih Referansı Gurur Veren bir Mizahın Akla Getirdiği Çözüm" başlıklı yazısından bir bölüm;
"Çifte Kanal Projesine Ne Olur? Suudi Arabistan’ın El Fav limanından başlayan “Çifte Kanal” projesi, Kızıl Deniz’e karadan alternatif ve “ Kuşak – Yol” projesinin tamamlayıcısı olarak düşünülmüştü. Çölleri aşan ikiz yol projesine petrol ve doğal gaz boru hatlarının da eklenmesiyle bunun bölgesel bir Kalkınma Projesi’ne dönüşeceği iddia edilmişti. Tabii bu tür projelerin kendine özgü güvenlik sorunları şimdi daha artmış durumda."
"Ama kapıya dayanan yangın, siyasi pazarlık açmazlarını engelleme potansiyeline sahip. Katar ve Suudi Arabistan şimdi daha kolay uzlaşıp, proje finansmanına katkıda tereddüt etmez. Suriye şimdilik çantada keklik gibi. Üstelik İran bir bölgesel gerçek olmaya devam etse bile, bu projede kendi ulusal çıkarı için ne gibi bir fayda ve maliyet gördüğünü beyan edemeyecek şekilde köşeye kısılmış durumda. Projenin ilerlemesine Yemen Husi’ler engel olmayı sürdürebilir. Ancak 2025 de tamamlanması beklenen Fav Limanının bitiş tarihi şimdi 2029-2030 gözüküyor. Basra’dan Türkiye sınırına kadar uzanacak yaklaşık 1300 km'lik demiryolu ve 1200 km'lik karayolunun 2038 de tamamlanması öngörülüyor. Şimdi savaş takvimde kendi değişikliğini yapacağı gibi Hürmüz’ün kapanması ve Doğu – Batı boru hattına yapılan saldırılar, Güney- Kuzey boru hatlarını besleyecek petrol veya doğal gaz akışını da engellediği için kalkınma projesine gölge düşürüyor."
“Kanal Hürmüz” Bugüne kadar Hürmüz Boğazının genişletilmesi hiç düşünülmemiş. Körfez ülkeleri petrol aktarımı için Doğu –Batı boru hattı projesiyle yetinmiş. Şimdi kıyametin koptuğu Hürmüz Boğazı, Batı’da Musandam Yarımadası'nı, İran'dan ayıran 167 km uzunluğunda ve 40-95 km genişliğinde bir suyolu. İran kıyılarına yakın bölgeleri daha sığ olan Hürmüz boğazını, genişletmek zaten oldukça pahalı olduğundan yüksek tarama (dredging) ve kazma teknolojilerine sahip ülkeler bile böyle bir işe heveslenmemiş. Boğaz kontrol etmesi, İran için büyük bir stratejik güç. Tankerler geçemeyince, petrol ve doğal gaz fiyatlarının rekora koşması bu önemin ispatı."
"Şimdi İran’a diz çöktürmeye çalışan ABD deniz ablukasıyla petrol fiyatlarını yine 100 doların üstüne fırlatırken, doğal gaz fiyatları da peşinden yükselişte. Şimdi merak edilmesi gereken, dünyanın incisi İstanbul Boğazına paralel bir kanal açmaktan çekinmeyecek kadar çılgın tasarımlar projelendirilebiliyorsa, neden Hürmüz Boğazına paralel bir kanal açılmasının düşünülmediği. Evet, kanalların açılması, berzah ve kıstakların değiştirilmesi, ulaştırma kolaylıkları sağlasa bile çok olumsuz çevre ve iklim etkileri olan uygulamalar. Ama Kral Fahd Geçidi (King Fahd Causeway) denilen ve Suudi Arabistan'ın Huber ve Bahreyn'in Jasra şehirlerini Bahreyn Körfezi üzerinden bağlayan 25 km’lik bir köprü ve geçitleri varsa, karadan açılacak bir kanal da gündeme gelebilir."



