Anadolu Selçuklu tarihinin öne çıkan kadınlarından Mahperi Huand Hatun, halk arasında bilinen adıyla Hunat Hatun, Sultan I. Alaeddin Keykubad’ın eşi ve Sultan II. Gıyaseddin Keyhüsrev’in annesidir. Yaklaşık 1201 yılında Kalonoros’ta, bugünkü Alanya’da doğduğu belirtilen Hunat Hatun’un babası bölgenin hâkimi Kir Vard’dır. Hristiyan bir ailede dünyaya gelen ve kökeninin Rum veya Ermeni olabileceği değerlendirilen Mahperi Hatun, Selçuklu sarayına girdikten sonra hanedanın önemli isimlerinden biri haline geldi. Kayseri’de yaptırdığı Hunat Hatun Külliyesi ise onun adını yüzyıllar sonrasına taşıyan en önemli eserlerinden biri oldu.
Hunat Hatun’un hayatında Alanya’nın Selçuklu hâkimiyetine geçmesi, Sultan Alaeddin Keykubad ile yaptığı evlilik, oğlu II. Gıyaseddin Keyhüsrev’in tahta çıkışı ve Anadolu’nun Moğol baskısıyla karşı karşıya kaldığı dönem önemli dönüm noktaları oluşturuyor. Ölüm tarihi kesin olarak bilinmeyen Mahperi Hatun’un türbesi bugün Kayseri’deki külliyesinde bulunuyor.
Hunat Hatun kimdir, gerçek adı ne ve nereli?
Mahperi Huand veya Hond Hatun, yaygın kullanımıyla Hunat Hatun, Anadolu Selçuklu döneminde yaşamış tarihî bir şahsiyettir. Verilen bilgilere göre yaklaşık 1201 yılında Kalonoros’ta, bugünkü Alanya’da dünyaya geldi.
Babası, Kalonoros Kalesi’nin hâkimi Kir Vard olarak belirtiliyor. Etnik kökeni konusunda ise kesin bir bilgi bulunmuyor. Tarihçiler arasında Rum veya Ermeni kökenli olabileceğine ilişkin farklı değerlendirmeler bulunuyor.
Hunat Hatun’un Selçuklu hanedanıyla bağlantısı doğuştan değil, Sultan I. Alaeddin Keykubad ile yaptığı evlilik sonucunda başladı.
Hunat Hatun’un gerçek adı Destina mı, Huand ve Hunat ne demek?
Hunat Hatun’un adı konusunda farklı kullanımlar bulunuyor. Halk arasında yaygınlaşan “Hunat” adının tarihî metinlerdeki biçiminin Huand veya Hond Hatun olduğu aktarılıyor.
Kaynak metindeki bilgilere göre “Huand” ifadesi efendi veya hükümdar anlamlarıyla ilişkilendiriliyor. Ayrıca bu unvan ile Yunancada “hanımefendi” anlamına gelen Despina sözcüğü arasında bağlantı kuruluyor.
Evlilik öncesindeki adının Destina veya Despina olduğu yönünde anlatımlar bulunmakla birlikte, bunu bütün tarihî kaynaklarda tartışmasız biçimde kabul edilen kesin bir doğum adı olarak sunmak yerine kaynaklara göre değişen bir bilgi olarak değerlendirmek daha temkinli olur.
Selçuklu sarayındaki yaşamında ise Mahperi adıyla anıldığı aktarılıyor.
Hunat Hatun Alaeddin Keykubad’ın eşi mi, evlilikleri nasıl gerçekleşti?
Hunat Hatun’un yaşamındaki en önemli dönüm noktalarından biri 1221 yılında Sultan I. Alaeddin Keykubad ile evlenmesi oldu.
Verilen bilgilere göre Alaeddin Keykubad’ın Alanya’yı kuşattığı sırada Kalonoros Kalesi’nin hâkimi Kir Vard, sultanla anlaşma yoluna gitti. Bu süreçte Kir Vard’ın kızının Alaeddin Keykubad ile evlenmesiyle Mahperi Hatun Selçuklu sarayına dahil oldu.
Bu evlilikten daha sonra Anadolu Selçuklu tahtına çıkacak olan II. Gıyaseddin Keyhüsrev dünyaya geldi.
Mahperi Hatun böylece bir kale hâkiminin kızıyken Anadolu Selçuklu hanedanının parçası haline geldi ve ilerleyen yıllarda oğlunun hükümdarlığıyla saraydaki konumu daha da güçlendi.
Hunat Hatun’un oğlu kim, II. Gıyaseddin Keyhüsrev nasıl tahta çıktı?
Hunat Hatun’un oğlu II. Gıyaseddin Keyhüsrev’dir. Sultan Alaeddin Keykubad’ın ölümünün ardından yaşanan taht mücadelesi, Mahperi Hatun’un hayatının en kritik dönemlerinden birini oluşturdu.
Kaynakta Alaeddin Keykubad’ın ikinci eşi Melike Adile’den olan oğlu İzeddin Kılıçarslan’ı veliaht ilan ettiği, ancak sultanın kısa süre sonra zehirlenerek öldüğü aktarılıyor.
Bunun ardından Selçuklu sarayında bir iktidar mücadelesi yaşandı. Verilen bilgilere göre Mahperi Hatun, dönemin nüfuzlu emirlerinin ve Sadeddin Köpek’in desteğiyle oğlu II. Gıyaseddin Keyhüsrev’in tahta çıkmasını sağladı.
Oğlunun hükümdar olmasıyla Mahperi Hatun’un Selçuklu sarayındaki siyasi ağırlığı da arttı. Kaynakta bu dönem onun “Valide Sultanlık” dönemi olarak tanımlanıyor.
Hunat Hatun Müslüman oldu mu?
Hunat Hatun’un dini hayatına ilişkin verilen bilgiler, onun Hristiyan bir ailede dünyaya geldiğini ve daha sonra İslamiyet’i kabul ettiğini gösteriyor.
Kaynakta Mahperi Hatun’un Sultan Alaeddin Keykubad’ın ölümüne kadar Hristiyan inancını sürdürdüğünün tarihî kaynaklarda belirtildiği, oğlunun hükümdarlığının ilk yıllarında ise Müslüman olduğu aktarılıyor.
Bu noktada isim değişikliğinin zamanı konusunda kaynak metnin kendi içinde farklı ifadeler bulunuyor. Bir bölümde Mahperi adını sarayda aldığı belirtilirken, başka bir bölümde bu adın Müslüman olduktan sonra kullanıldığı ifade ediliyor. Bu nedenle Mahperi adını kesin olarak hangi tarihte aldığı konusunda verilen bilgilerden hareketle net bir tarih belirtmek mümkün değil.
İslamiyet’i kabul etmesinin ardından hayır ve imar faaliyetlerinin Hunat Hatun’un hayatında daha belirgin hale geldiği aktarılıyor.
Hunat Hatun Külliyesi nerede ve hangi yapılardan oluşuyor?
Mahperi Hatun’un günümüze ulaşan en önemli mirası Kayseri şehir merkezindeki Hunat Hatun Külliyesi oldu.
Verilen bilgilere göre külliye Hicri 635, Miladi 1238 yılında tamamlandı. Yapı topluluğu cami, medrese, hamam ve türbeden oluşuyor.
Hunat Hatun’un kendi adına yaptırdığı külliye, Anadolu Selçuklu mimarisinin önemli örnekleri arasında gösteriliyor. Mahperi Hatun’un türbesinin de külliye içerisinde bulunması, yapıyı onun hayatıyla doğrudan bağlantılı tarihî bir merkez haline getiriyor.
Eserlerinin kitabelerinde Mahperi Hatun için “Saffetü'd-dünya ve'd Din Mah-peri Hatun” unvanının kullanıldığı aktarılıyor.
Kayseri dışında Tokat, Amasya, Yozgat ve Sivas güzergâhlarında da kervansaraylar ve çeşitli yapılar inşa ettirdiği belirtiliyor.
Hunat Hatun Kösedağ Savaşı ve Moğol istilası döneminde ne yaşadı?
Hunat Hatun’un yaşamının ilerleyen yılları Anadolu Selçuklu Devleti açısından oldukça çalkantılı bir döneme denk geldi. 1243 Kösedağ Bozgunu sonrasında Moğol baskısının artması ve Kayseri’nin ele geçirilmesi bu dönemin önemli gelişmelerindendi.
Kaynakta Mahperi Hunat Hatun’un gelini Gürcü Hatun ile birlikte Adana’daki Kilikya Ermeni Krallığı’na sığındığı, daha sonra ise Ermeniler tarafından Moğollara teslim edildiği aktarılıyor.
Bu gelişmeler, Alanya’dan Selçuklu sarayına uzanan hayatının son döneminin Anadolu’daki siyasi çalkantılar içerisinde geçtiğini gösteriyor.
Hunat Hatun ne zaman öldü ve türbesi nerede?
Mahperi Hunat Hatun’un kesin ölüm tarihi bilinmiyor. Verilen bilgilerde 1254 yılına kadar hayatta olduğunun bilindiği, ölüm tarihinin ise 1254 ile 1284 arasındaki bir döneme yerleştirildiği aktarılıyor.
Bu nedenle Hunat Hatun’un belirli bir yılda öldüğünü kesin olarak söylemek mümkün değil.
Mahperi Hunat Hatun’un naaşının Kayseri’de bulunan Hunat Hatun Külliyesi içerisindeki türbede yer aldığı belirtiliyor.
Alanya’daki bir kale hâkiminin kızı olarak başlayan hayatı, Selçuklu Sultanı I. Alaeddin Keykubad ile evliliğiyle saraya uzanan Hunat Hatun; II. Gıyaseddin Keyhüsrev’in annesi olması, saraydaki konumu ve özellikle Kayseri’de bıraktığı mimari eserlerle Anadolu Selçuklu tarihinin dikkat çeken kadınlarından biri olarak anılıyor.




