Şenol Güneş in gelişini yorumladıktan sonra sıra geldi
Fenerbahçe nin yeni hocasına... Bir Portekizli... Vitor Pereira... En son sezon
Yunanistan ın Olimpiyakos takımında şampiyonluk yaşamış... Bir ara
yanılmıyorsam Arap ülkelerinden birinin takımında da görev yapmış. Tabii ki
Portekiz de de... Orada da bir lig şampiyonluğu ve kupası var... Çok mu
tanınıyor Hayır! Hırslı mı hırslıymış... Yerinde duramazmış. Zaten eldeki görüntülerden
de bu kolayca anlaşılıyor.
Şimdi; bu Portekizlinin imza sonrası söylediklerine
bakalım kısaca... Hücum futbolu ve çok ofansif oynatırım diyor... Çok
çalıştırırım diyor... Şampiyonluktan başka bir şey düşünmem diyor...
Ben bu hocayı pek tanımam. Ama onun bileceği, daha
doğrusu bilmesi gereken çok ama çok önemli bir nokta vardır. O da şudur değerli
okurum Harun kardeş; Aziz Bey in artık şampiyonlukla değil bir milyon üye
hedefiyle yaşadığıdır. Harun kardeş sakın böyle bir şey yok deme... Uzaktan güzel
gazel atıyorsun da... Bak ben sana son kongreden, hatta ondan üç gün önceki
basın toplantısından bir Aziz Bey söylemini aktarayım. Aynen şöyle; Şampiyon
olmuşuz, olmamışız bu çok önemli değil... Biz şimdi bir milyon üye ile kulübün
geleceğini hazırlıyoruz... Siz tarihte herhangi bir Fenerbahçe başkanından
böyle bir şampiyonluk iddiasını taşımayan cümle duydunuz mu Dahası mı Bana
Fenerbahçe Koleji nin dışında bir yerin
tapusunu göster, ellerinden öpeyim... Kullanma tapusu olmayacak ama...
Yazı biraz Harun Bölükbaş a cevap gibi oldu ama... Hani
Levent Kırca nın dizilerinden birinde sürekli olarak, Tam yerine rast geldi,
manzara koyduk... diye başlayan bir cümlesini vardı ya... Neyse... Haa bu
arada unuttum. Portekizli demiş ki, Dediğim dediktir. İdman sahama, soyunma
odama hiçbir yönetici istemem... Çok doğru ve güzel de... Anneeee! Sizce ömrü
ne kadar olur, ya da bu prensiplerinden ne kadar zamanda vazgeçer
Devam edelim. Sürekli hücum düşünen ve agresif oynamayı
yeğleyen bir hocanın elindeki kadro buna cevap verecek nitelikte midir
Bilmem... Ama ben Portekizlinin yerinde olsam kadro oluşup da, idmanlar ve
birkaç hazırlık maçından sonra oyun felsefemi açıklardım.
Şöyle bir anı ile noktalayalım... Lucescu, Beşiktaş la
Avusturya daki bir hazırlık maçında bir Yunan takımından beş yemişti. Dörtlü
savunma ile... Sonra ilk lig maçına Bursa da çıktı. Baktık takım 3-5-2 gibi
oynamaya başlamış... Sorduk. Cevap şu idi: Dörtlü savunma temelli sistem çağın
sistemidir. Ama benim takımın elimizdeki oyuncularla bunu oynayamayacağını gördüm. Ve ne yazık ki
eski bir modele döndüm... Sonrası mı Beşiktaş, Avrupa da tarihinde ilk defa
çeyrek final oynadı. 100. yılında şampiyon oldu. Sonraki sezon mu Hem içeriden
İrlandalılar, hem de dışarıdan Bizanslılarca yıkıldı...
Yine de Portekizliye iyi şanslar dileyelim. Ama futbolun
ana öğeleriyle bu kadar erken net konuşmasın! Haaa bir de şampiyon olunmuş
olunmamış önemli değil dendiğine de bakmasın... Sonra soyunma odasının ne
menteşesi kalır, ne tokmağı!