ORUÇ yırtılır mı hiç Oruç kâğıt mı ki yırtılsın Oruç kumaş mı ki yırtılsın demeyin. Oruç belki kâğıt değil ama en ince kâğıttan daha narin. Oruç kumaş değil ama en ince kumaştan, ipekten bile daha nazik. Oruç aslında bir demir, bir çelik kadar sağlam bir kalkan. Ateşe karşı insanı koruyan bir ateş geçirmeyen kumaş. Ancak bu demir gibi sağlam ateş geçirmez kumaş gibi dayanıklı olan oruç ibadeti ateşten daha yakıcı, demirden, çelikten daha güçlü bir silahla ortasından yırtılıveriyor! Sığındığınız oruç sığınağını bombardıman ediveriyor. Ateşe karşı koruyan kalkanınızı bir kâğıt, bir ipek gibi ortasından yırtıveriyor. Hiç Düşündünüz mü bu silahın adı ne Ben fazla aratmadan sizleri söyleyivereyim: Gıybet. Bu güçlü silahın adı GIYBET.

Hiç düşündünüz mü oruç kalkanının gıybet oklarıyla yırtıldığını

“Oruç, gıybetle yırtmadığınız müddetçe, kişiye bir kalkan, bir sığınaktır.”

Peki, bin bir sabır ve emekle, hatta zorlanarak tuttuğunuz orucu bir çırpıda telef eder misiniz Hayır, tabiî ki dediğinizi duyar gibiyim. O halde neden oruçlu iken gıybet edersiniz Gıybet vasıtasıyla orucunuzu heder edersiniz hiç düşündünüz mü

“Nice oruçlular vardır ki, tuttuğu oruçtan yanına sadece çektiği açlık kâr kalır. Nice gece namazı kılanlar vardır ki, onların kârı gece uykusuz kalmaktan ibarettir.”

Peki, demir gibi güçlü, ateşe karşı kalkan olan orucumuzu bile bir çırpıda yırtıveren gıybetin ne olduğunu ve bütün ibadetlerimizi nasıl heder ettiğini hiç düşündünüz mü Peygamberimiz (s.a.v.) ashabına sorar: “Gıybet nedir bilir misiniz ” Onlar:

“Allah ve O’nun Resûlü bilir” dediler. Peygamberimiz: “Gıybet, birinizin, kardeşini hoşlanmadığı şey ile anmasıdır. ” dedi. Bunun üzerine bir adam dedi ki: “Ey Allah’ın Resûlü! O anlattıklarım ya o kardeşimde bulunursa (yani ya doğruyu anlatmışsam ) ”  Peygamberimiz (s.a.v.) : “Anlattıkların o kardeşinde bulunursa onun gıybetini yapmış olursun. Anlattıkların onda yoksa o zaman ona iftira etmiş olursun. ” buyurdu. (Ebû Davud ve Tirmizî)

Bu hadise göre demek ki gıybet doğru olan ama söylenmemesi gereken sözler… Yoksa siz gıybet etmiyor, maazallah iftira da ediyor olabilir misiniz Bunu hiç düşündünüz mü

Aslında her söylediğimiz doğru olmalı ama her doğruyu da her yerde söylemekten kaçınmalıyız. Hele hele o doğrular bir insanın şahsiyetini, onurunu kırıcı doğrular olursa. Gıybet bir kişinin gıyabında yani arkasından o kişinin şahsıyla veya ailesiyle ilgili maddî, manevî, bedenî, ahlâkî, ruhî ve dinî kusurlarının kötü huylarının bir başkasına anlatılmasıdır. Bu kusurların o insanın yüzüne söylenmesi de hakaret olur. O sayılan kusurlar o kişide yoksa bu defa da iftira olur. Gıybet sözle olduğu gibi, yazıyla, işaret ve taklitle de olabilmektedir. Bir gün Hz. Aişe (r.a.) Peygamberimiz’ (s.a.v.)’e: “Safiyye’nin şu şu kusurları var hele de boyunun kısa olması sana yeter. ” dedi. Peygamberimiz (s.a.v.): “Öyle bir söz konuştun ki onun günahı cisimlenip, denize atılsa, denizi bulandırır ve kokuturdu. ” Buyurdu. Hz. Aişe (r.a.) ilaveten der ki: “Ben Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a bir insanın (tahkir maksadıyla) taklidini yapmıştım. Bana hemen şunu söyledi: “Ben bir başkasını (kusuru sebebiyle söz veya fiille) taklit etmem. Hatta (buna mukabil) bana, pek çok dünyalık verilse bile!”(Ebû Dâvûd, Edep, 40(4875))

Peki, dünyanın parfümünü üzerine dökse bile hâlâ leş gibi kokan kimdir Hiç düşündünüz mü

Câbir b. Abdullah (r.a.) anlatıyor: Peygamber Efendimiz(s.a.v.)’le beraberdik. Bu sırada burnumuza bir leş kokusu geldi. Peygamberimiz(s.a.v.): “Bu koku nedir, bilir misiniz ” diye sordu. Biz: “Hayır. ” dedik. Peygamberimiz: “ Bu koku İnsanlara ve müminlere gıybet edenlerin kokusudur. ” buyurdular. (Ahmed) Peki, siz gıybetin pis kokusunu mu tercih edersiniz Yoksa orucun misk kokusunu mu

“Oruçlunun ağız kokusu, kıyamet Günü Allah’ın yanında misk kokusundan daha hoştur.”

Karar sizin! Ya gıybet ederek pis kokacaksınız ya da orucunuza halel getirmeyip, gıybetsiz bir oruç tutarak Allah yanında misk u amber gibi kokacaksınız.

Gazali İhyâu Ulûmi’d-Din, adlı eserinde gıybetin sebeplerini şöyle açıklamakta: 1. İntikam duygusunu tatmin, 2. Arkadaşlara muvafakat, 3. Gösteriş ve büyüklük; başkalarını küçültme, kendini büyültme, 4. Kıskançlık, 5. Hoşça vakit geçirmek, güldürmek için başkalarının ayıp ve kusurlarının ortaya serilmesi, 6. Küçük düşürmek için alay

Bu sebeplerden birinin veya birkaçının sizde bulunabileceği ihtimalini hiç düşündünüz mü

Hiç Düşündünüz mü

Birisinin yaptığı bir davranışı beğenmeyip, ona göndermeler yapıp: “ Allah affetsin onu, o da bazen şaşırıyor, aman kardeş cimrilikten Allah’a sığınırız. ” Diye yaptığınız günaha, Allah’ın adını da aracı ettiğinizi, hiç düşündünüz mü

Ya da: “Falanca ne iyi insandır. İbadetlerini aksatmaz, fakat son günlerde biraz tembelleşti, bizden farkı kalmadı. ”derken o kişiyi övmeyle başlayıp, methederken aslında onu kötülediğinizi ve böylece hem kendinizi üstün gösterip, hem de kendinizi temize çıkardığınızı, hem gıybet hem de riya yaptığınızı hiç düşündünüz mü

Peki, yine bir arkadaşınız hakkında: “Ben onun daha nelerini bilirim, daha neleri var neleri… Ama ben gıybet olur diye söylemiyorum. ” derken güya gıybetten de korkuyormuş havalarında o kişi hakkında kapalı ve imalı ifadeler kullanıp, “ O kişi acaba içki mi içti Zina mı yaptı Fitne mi çıkardı ” gibi sizi dinleyenlerin aklına bin bir türlü ihtimalin gelmesine sebep olabileceğinizi hiç düşündünüz mü Keşke o kişinin huylarını sayıp dökseydiniz. Böyle imalı konuşmakla hem sizi dinleyenleri töhmet altına sokup, , hem de gıybet eden olmadığınızı belirterek yalan söylediğinizi hiç düşündünüz mü

“Dostumuzun kötü yola sapmasına çok üzüldük. Allah onu kurtarsın!” gibi ifadelerde nifak (ara bozmak, iki yüzlülük) kokusu vardır. Gerçekten üzülen kişi, dostunun kusurunu ortaya koymaz, saklar, samimi ise gizlice dua ederdi. Kısacası bu ve bunlar gibi konuşmalarda gıybetten başka; gıybetin arkadaşları olan; riya, aldatma, yalan, zulüm, fitne, haset, intikam gibi kötü huylarınızı da besliyorsunuz. Dolayısıyla vebalinin de o ölçüde katlandığını hiç düşündünüz mü

“Arkadan çekiştirmeyi, yüze karşı eğlenmeyi yani alay etmeyi âdet edinen herkesin vay haline!” (Hümeze Sûresi, 104/1) meâlindeki bu âyeti hiç düşündünüz mü

Yaptığınız dedikodularla kaç can yaktığınızı, kaç ocak söndürdüğünüz… Ağzınızdan çıkan ateşlerle kimleri yaktığınızı. Hangi kalpler ağzınızdan çıkan çığla yuvarlandı uçurumlara Hangi ateşlere ağzınızla benzin taşıdınız, barut taşıdınız. Hangi dost ve akrabalarınızı gıybet oklarıyla sırtından vurdunuz Kimleri ağulu sözlerle zehirlediniz Hangi beyinlerde erozyona yol açtınız Kimler oluşturduğunuz dedikodu hortumlarıyla bir yerden bir yere sürüklendi, parçalanarak…

Hiç düşündünüz mü

Peki, ağzınızdan çıkan yangınlarla etrafınızı tutuştururken o yangın çemberinin tam ortasında bulunduğunuzu, kendinizi ve ibadetlerinizi de tutuşturup yaktığınızı hiç düşündünüz mü

Şöyle düşünün: Bir kucak dolusu mücevheriniz, paranız var. Hatta belki köşkleriniz. Bunların yanıp kül olmasını ister misiniz Yıllarca emek verip, biriktirmişsiniz ama o ağzınızdan çıkan ateşlerle bir anda tutuşturuvermişsiniz kendinizle beraber mücevherlerinizi ve de köşklerinizi… Aslında karşı taraf değil yanan, yanan sizsiniz! Yıllardır biriktirdiğiniz maddî ve manevî ibadetleriniz, biranda yok oluvermiş, hiç düşündünüz mü Yoksa siz yaptığınızın gıybet olduğunu bilmeden mi konuşmaktasınız

Peki, arkasından konuştuğunuz ya da taklidini yaptığınız veya ima yollu dokundurduğunuz o insanın yüzüne yarın nasıl bakacaksınız hiç düşündünüz mü Ya yüce Allah’ın bu konudaki âyetlerini görmemezlikten, duymazlıktan gelip, gıybete devam edip, isyankâr olarak Allah’ın huzuruna nasıl çıkacaksınız. Hiç Düşündünüz mü

O halde oruç tutanlar, Peygamberimiz (s.a.v.)’in  şu önerisine kulak vermeye ne dersiniz

“Oruç bir perdedir. Biriniz bir gün oruç tutacak olursa kötü söz sarf etmesin, bağırıp çağırmasın. Birisi kendisine yakışıksız laf edecek veya kavga edecek olursa ‘ben oruçluyum!’ desin ve ona bulaşmasın.” [Buhârî, Savm 2,9, Libas 78; Müslim, Sıyâm 164, (1151); Muvatta, Sıyâm 58, (1,310).]

Peki, insanî ilişkiler hususunda bize kılavuzluk eden o yüce Rehber’in şu hadisini hiç düşündünüz mü

“Oruçlunun uykusu İBADETTİR, susması TESBİHTİR, amelleri misliyle kabul edilir, duası MAKBULDÜR, günahı AFFEDİLİR.”

“Oruçta riya yoktur. Allah Teâlâ Hazretleri buyurur ki: Oruç benim içindir, onun mükâfatını ben vereceğim, Çünkü oruçlu yiyecek ve içeceğini benim için bıraktı.”

Peygamberimiz(s.a.v.) sünnetlerini yapmaya eminim gayret etmektesiniz. Peki, sünnet listenize buradaki hadisleri de eklemeyi de hiç düşündünüz mü

KAYNAKLAR

Elmalılı M. Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili, sadeleştiren: İsmail Karaçam ve dğr., İstanbul: Feza Gazetecilik, [t.y.], c.IX, s.s. 437-446.

İbrahim Canan, Hadis Ansiklopedisi, İstanbul, Akçağ Yayınları, [t.y.], c.IX, s.s. 53-64.

Celal Büyük, Gazali’de İnsanı Helaka Sürükleyen Sebebler, [Tez, Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2006.]