Adıyaman’ın merkez köylerinden biri. Altı ay kadar önce.
“24’ünde üniversiteli bir genç.”
Niyeti bozar ve “dağa” çıkar.
Tabi dağlardaki kanlı örgüt, Kürt gençlerine sunulduğu gibi “romantik” değildir.
Bu şekilde 8 genç, yol yakınken dönme planı yapar. Adıyamanlı olan, 3 hafta önce Kadir gecesi ailesini arar. “İnşallah görüşeceğiz” der.
Büyük İsrail’in planları için taşeronluk yapan Marksist, Leninist PKK affetmez, infaz eder!
“Kürtlerin özgürlüğü” için dağa kaldırılan 19’undaki gencin, 6 ay sonra köyüne cenazesi gelir.
Köyün dışından gelen 4 bin civarı PKK’lı; elini kolunu sallaya sallaya, 6 ayda toprağa gömecekleri gencin cenazesine katılırlar. Güpe gündüz!
Hem de çoğunun elinde, “Türkiye düşmanı ırkçı emperyalistlerin tutuşturduğu silahlar vardır. Cenaze sahiplerine, zorla “Zafer işareti” yaptırırlar!
Tek bir devlet görevlisi ise yoktur. “Çözülmüştür”, devlet buhar olmuştur adeta. Eli kolu bağlıdır!
İlginç olan ise şudur. HDP Adıyaman’dan ilk kez vekil çıkarmıştır. Behçet Yıldırım. Cenaze töreni için köylüleri uyarır. Gençlerinizi PKK’dan koruyun diye! Sizce de dikkat çekici değil mi
Evet, örgütün siyasi uzantısı. Evet, çoğunun örgütle göbek bağı var. Ama her HDP’liye de, “Çekik gözlüyse Doğu Türkistan’da zulmeden Çinlidir” diye “dayak atmamak lazım!” Belki PKK’ya “fren olup” umulur ki; başta 24’ünde infaz edilecek gençlerin, Kürtlerin ve Türkiye’nin hayrına bir şey yaparlar! Mazlumun hakkını alarak, zalimin zulmünü, terörünü durdurarak “Yardımcı” olmak lazım!
ABD “ÇAPTAN” DÜŞMÜŞ!
Yahudi yazar Amotz Asa-El şöyle buyurmuş! “Ortadoğu’da Türkiye önderliğinde bir düzen kurulmalı. IŞİD’le mücadele edecek güçlü bir Türkiye olmalı.” Başka “Osmanlı, Musul’u kontrol edemediği için yıkıldı. Irakın Musuldaki petrol kuyularının yönetimi tekrar Türkiyenin emrine verilsin." Bak sen şu teklife! Nasıl da cazip!
Bu satırlar size de ABD Bağdat Büyükelçisi’nin Saddam Hüseyin’e 1990 2 Ağustos’unda Kuveyt’i işgal etmesinden 1 hafta önce söylediği sözleri hatırlatıyor mu Öyle ki Saddam, ABD’nin manipülasyonuna gelerek kendi hazin idamlık sonunu hazırlamıştı!
Dönemin ABD Bağdat Büyükelçisi April Glaspie, Kuveyt’i kendi toprağı olarak gören Saddam’a “Araplar arası işlerde taraf olmayız.” diyerek oltayı atmıştı! Ah bu Siyonist Batılılar yok mu Genelkurmay Başkanı Necip Torumtay, istifa etmese rahmetli Özal’ı da oyuna getirip, Musul ve Kerkük’e sokacaklardı. Ordu, “oyunu” gördü ve “oyuna” gelmedi. Şimdi de Musul demiş, Yahudi yazar Amotz!
30 senedir Türkiye’nin de sırtını sıvazlıyorlar. Bir Müslüman veya komşu ülke ile çatıştırmak için. Ermenistan, İran, Irak, Suriye, Yunanistan, Bulgaristan… Bir sürü işbirlikçiler buldular, ama bir “Enver Paşa” bulamadılar! Yazık, ABD çaptan düşmüş!
SİYASETTE ALTTAN VE YANDAN GELENLER!
Siyasette, bir tabandan, gençlik kollarından, ilçe, il yönetiminden, teşkilattan pişerek gelenler var. Bir de, hazır kurulmuş bir sofraya, teşkilata, partiye yandan bir geçişle hazıra gelenler var. Bunun bariz ve benzer örnekleri var.
Necmettin Erbakan-Süleyman Demirel gibi…
Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül gibi…
Turgut Özal-Mesut Yılmaz gibi…
Demirel-Özal gibi…
Alparslan Türkeş-Tansu Çiller gibi…
Muhsin Yazıcıoğlu-Yalçın Topçu gibi…
Saadettin Bilgiç-Süleyman Demirel gibi…
Tarikatlarda ise YOLDAN GELENLER VE BELDEN GELENLER var.
Tarikat yolunda hamken çile çekerek, çile doldurarak pişip gelenler var.
Bir de yolda hiç çile çekmeden babasından dolayı posta oturanlar var.
ERDOĞAN, ÖZAL’IN YAPAMADIĞINI YAPACAK MI
Tam 1 yıl önce bugünleri hatırlayın! 12 yıllık Başbakanımız, Cumhurun oylarıyla Reisicumhur olmuş. Çok konuşulan Putin-Medvedev formülü gerçekleşmemişti. 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakanlıkla hazır siyasete devam edememiş. Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu Başbakanlığa yükselmişti. İki yıl önce kimsenin aklına gelmeyeceklerin hepsi bir ayda olup-bitmişti!
Biliyorum biraz zor ve uçuk! Ama burası Türkiye, olmaz olmaz dememek lazım. Kulağımıza kadar gelen bir ‘fısıltının’ kaydını düşmek istiyorum. Şunun şurasında ne kaldı ki AK Parti’nin kongresine Ama yaprak bile kıpırdamıyor!
Kimilerine göre Cumhurbaşkanı Saray’dan inip, inişe geçen ve ele avuca sığmayan partinin başına geçmeyi de masada bir alternatif olarak düşünüyormuş! Sahi şu önümüzdeki kısa zamanda uzun ömürlü koalisyon mu, azınlık hükümeti mi, mevcut hükümetle erken seçime gitmek mi Ya da cumhurbaşkanının başbakan adayı olarak meydanlara inmesi mi Sizce bu ihtimallerin hangilerine şahit olacağız acaba
NE VAR, NE YOK!
İktidar partisinin kulislerine göre; “Artan terör ve her gün gelen şehit cenazeleri” vatandaşı tek parti iktidarına yöneltecekmiş. MHP’ye giden oyları geri getirtecekmiş!
Kurulamamış bir hükümet, istikrara tapan iş dünyası ve küçük yatırımcı için de bir erken seçimde iktidar partisine yönlendirecekmiş!
Güneydoğu’da PKK baskısıyla yüzde 90-100 çıkan HDP oyları için devlet harekete geçmişmiş. Milleti PKK baskısından kurtaracak, verdiği oyları illerde saydıracak bir sistem düşünülüyormuş!
HDP’nin barajın altında kalması hesapları için her ihtimal değerlendiriliyormuş!
İktidar partisi, anketlerde durumunu sağlam görürse, herhangi bir ittifakı düşünmüyormuş!
Bakalım bunca anlı şanlı kulis, bir erken seçimde doğrulanacak mı!
-Ankara Büyükşehir’in artan gıda paketleri yardım dağıtımları da, muhtemel bir seçimin işaretiymiş!