Bir kişi haydutluğa (eşkıyalığa) soyunmuş, haydutluğu iş haline getirmiş ise onu etkisiz hale getirene kadar bildiği yolda yürüyecektir. Aynı şeyi devletler planında da söylemek yanlış olmaz. Sömürecekleri ülkelerdeki yönetimleri kendi çıkarları doğrultusunda oluşturmayı iş haline getirmiş emperyalist ülkeler karşılarına bir engel çıkana kadar aynı yolda yürüyeceklerdir. Çünkü onlar için kendi ülkelerinin ve insanlarının refahı önemlidir. Dünya açlıktan kırılmış, salgın hastalıklar giderek yaygınlaşmış onları hiç ilgilendirmez. Çünkü onlarda insaf ve merhamet yoktur. Bunun çeşitli örneklerini sıkça görüyoruz. Haydutluğa soyunmuş devletler ile şahısların aslında yaptıkları iş itibarıyla birbirlerinden farkları yoktur. Her ikisi de hakları olmayan, başkalarına ait zenginlikleri ele geçirmeyi, sömürmeyi iş edinmişlerdir. Emperyalist ülkeler öncelikli olarak sömürmeyi planladıkları ülkelerde kendilerine yandaş yönetimler oluşturmak isterler. Bu yol sömürgeciler için en kolay ve riski az olan bir yoldur. Bu yolla istedikleri sonucu alamamışlar ya da aldıkları halde yandaşları ülkelerinde kalıcı olamamış, iş başından uzaklaşmış/uzaklaştırılmışlarsa sömürgeciler bu defa içerideki muhalifleri mevcut yönetime karşı harekete geçirirler, bu yolla istedikleri sonucu alamazlarsa en sık başvurdukları yol darbedir. Ülkemiz de dahil olmak üzere dünyanın neresinde bir darbe varsa, darbeciler önceden sözünü ettiğimiz haydutlarla temasa geçmişler, onların desteğini almışlardır.
Kısacası, haydut devletler çeşitli ülkelerdeki bir takım maşalarla işbirliği halinde olmuşlardır. Bu haydut devletler görünürde demokrasi ve insan hakları savunuculuğunu da kimselere bırakmazlar. Ülkeleri işgal ederken, seçimle gelmiş yönetimleri darbe ile iş başından uzaklaştırırken bile dillerinden demokrasi ve insan hakları sözcüklerini hiç düşürmezler. Bu tavır aslında dünyayı kandırmaya yönelik bir yoldur.
Meseleye ülkemiz açısından baktığımızda da bu gerçeği net bir şekilde görürüz. Ülkemize karşı eylem sergileyen terör örgütlerine ABD’nin verdiği destek bile haydutların hiçbir kural tanımadıklarını göstermeye yeter. Mesela, ülkemizdeki darbelerin hemen hepsinin arkasında ABD’nin onayı ve desteği olduğunun bilinmeyen bir yanı kalmadı. Hem de söz konusu darbeler ister sağ, ister sol adına yapılmış olsun, aynı merkezden destek bulmuşlardır. Çünkü onlar için önemli olan en ucuza ülkeleri soymaktır. Bunun için onların soygununa engel olunmadığı sürece bir ülkede ister sağ ister sol bir iktidar iş başında olsun önemli değildir. Hatta demokrasi şarkısını dillerinden düşürmedikleri halde işlerine yaradığı sürece krallar da onlar için iş başında kalmaya layıktırlar. Kısacası, haydutlar için yeryüzünde genel geçer kurallar önemli değildir, önemli olan onların çıkarlarının engellenmemesidir. Ancak, bu yolla bir takım iktidarlar varlıklarını koruyabilseler bile bu varlıkları hiçbir zaman süreklilik arz edemez. Çünkü sömürücüler öylesine hırslıdırlar ki, giderek söz konusu ülkelerde sömürecek bir şey kalmayıp, halk da sefilleri yaşamaya başladığında uşaklar iş başından ya çekilmek zorunda kalırlar ya da halk tarafından atılırlar. Ancak, o noktaya gelindiğinde iş işten geçmiş olur. Ayrıca uşaklık yaptıkları efendilerini de yanlarında bulamazlar. Çünkü onların söz konusu ülke ile işleri bitmiştir.
Yukarıdan beri hatırlatmaya çalıştığım hususların hepsi bilinen şeyler. Sadece Venezuela’da darbe girişiminde bulunan Meclis Başkanı’nın daha sonucun nereye varacağı belli olmadan Trump tarafından devlet başkanı olarak tanındığının ilan edilmesi üzerine bu hatırlatmaları yapma ihtiyacı duydum. Yani, haydutların haydutluklarına bu vesile ile bir kez daha dikkat çekmek istedim. Aslında ülkemiz açısından ABD’nin haydutluklarını görebilmek için bunlara hiç ihtiyaç yok. 15 Temmuz darbe girişiminde bulunan FETÖ elebaşının ve yandaşlarının hala ABD’de varlıklarını koruyor olmaları bunun açık örneğidir. Haydut her fırsatta kanun ve kural tanımazlığını sergileyecektir. O zaman haydutları etkisiz hale getirmekten başa bir yol yoktur. Sıkça ifade ettiğim gibi bunun yolu da haydutlardan zarar gören ülkelerin bir araya gelmelerinden geçiyor.