Dediler ki: Haydarpaşa Garı yanıyor! Dedim ki: Eyvah!

Eyvah, çünkü şunu çok iyi biliyorum: Haydarpaşa Garı da elden giderse, İstanbul artık o eski İstanbul olmaz.

Nasıl olsun ki?

Haydarpaşa Garı‘nı yakarsan, "Memleketimden İnsan Manzaraları"nı da yakmış olursun. O büyük şiir de yanar kavrulur.

1941 baharında tuhaf şeyler düşünmekle meşhur "Galip Usta" hiç yaşamamış gibi olur.

Nâzım Hikmet ters döner mezarında...

O Nâzım Hikmet değil miydi, şu satırları yazan?

"Haydarpaşa Garı‘nda / 1941 baharında / Saat on beş / Merdivenlerin üstünde güneş / Yorgunluk ve telaş / Bir adam / Merdivenlerde duruyor / Bir şeyler düşünerek... / Zayıf. / Korkak. / Burnu sivri ve uzun / Yanaklarının üstü çopur. / Merdivenlerdeki adam / Galip Usta / Tuhaf şeyler düşünmekle meşhurdur..."

O Cemal Süreya değil miydi, güzelim binaya bakıp "gri bir ev ödevi gibi" diyen.

Kim yaktı? Niye yaktı?

Takdiri ilahi mi? Yoksa rant peşinde koşan karanlık ellerin işi mi?

Bilmiyorum, bilemiyorum.

Ama bildiğim bir şey var: İstanbul‘un bir organı daha gitti!

Ahmet Hakan-HÜRRİYET

Muhabir: Haber Merkezi