Kız çocuklarının öldürülmesinin sebeplerinden biri de kadınların toplumdaki utanç verici durumlarıydı. Çünkü kadınlara yapılan muamele çok kötüydü. Bu yüzden bazı aileler kızlarının cemiyetteki diğer kızların durumuna düşmelerini istemedikleri için onları küçük yaşta öldürüyorlardı. Üstelik toplumda bekâr erkeklerin sayısı artmış, fuhuş yaygınlaşmış, kadınlar da birden çok erkek ile evlenebilir hale gelmişlerdi. Kadınların çok erkekle olan birliktelikleri sonucu doğan çocuklarına evlendiği eşlerinden istediği birini baba olarak kabul etmeleri gibi olaylar, o kadınların mensup olduğu kabileler için büyük bir şerefsizlik sayılıyordu. Bu duruma engel olmak için de doğan kız çocuklarını öldürüyorlardı, kendilerini veya toplumdaki bu çirkinliği düzeltmek yerine. 

Ahlaki çöküntüye uğramış olan bu insanlarda vicdan, merhamet, edep, hayâ da kalmamıştı. Bir Arap, borçlanıp arkadaşına borcunu ödeyemeyince, ya kendisi köle olur, ya da evdeki karısını ve kızını borca karşılık o arkadaşına vermek zorunda kalırdı. Alacaklı borca karşılık aldığı kadın ve kızdan sırf kendisi faydalanmaz, bir de kapılarında bayrak asılı olan o zamanların genelevi sayılan çadırlarda bu kızları çalıştırırlardı. Borcun kat be katını alıp, sonra kızları salıverirlerdi. Bu zillete düşmüş çok kabile ve insan vardı. İşte böyle bir utanç verici duruma düşmemek içindi kız çocuklarını diri diri toprağa gömmeleri.

Bir de Zühre b. Kilâb gibiler vardı zengin olmasına rağmen,  kızını diri diri toprağa gömen. Suçu neydi o sabinin biliyor musunuz Suçu, bu adamın doğan üç erkek çocuğunun da peş peşe ölmesi. Adam bu ölümlerden o çocukcağızı sorumlu tutarcasına, onu diri diri gömdü toprağa. Anlayacağınız insanlar kuralsız, kaidesiz, Allahsız, son derece özgür yaşamakta, onları denetleyen ne bir denetleyici, ne de bir vicdan olmayınca istediklerine hayat verip, istediklerini de diri diri hayattan alıyorlardı. Vahşice, vicdansızca!

İşin daha da acı yanı bu gömme işinde annelerin de rol alması babalar ile beraber. İşbirliği yapması erkeklerin cinayetine. Bu yüzden Allah, Peygamberimiz (s.a.v.)’e Mümtehine Sûresi’nde:

“Ey Peygamber! İnanmış kadınlar, Allah’a hiç bir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, elleriyle ayakları arasında bir iftira uydurup getirmemek (yani, gayrimeşru çocuk yapmamak), iyi işi işlemekte sana karşı gelmemek hususunda sana biat etmeye geldikleri zaman, biatlerini kabul et ve onlar

İçin Allah’tan mağfiret dile…” (61/12) buyurmaktadır. Burada Müslüman olduklarında biat için Hz. Peygamber’e gelen kadınların biatlerinin kabul edilmesi için uymaları gereken yasaklar belirtilmektedir. Çocuk öldürmek de bu yasaklar arasındadır.

Nahl ve İsrâ Suresi’nde de çocuk öldürme yasaklanmıştır. Ancak bu ayette diğerlerinden farklı olarak çocuk öldürmeme emri sadece kadınlara hitaben gelmiştir. Bu da bize kadınların o dönemde çocuk öldürme fiiline erkeklerle ortak olduklarını göstermektedir.

Sahabeden bir kadın ayetteki gibi Hz. Peygamber’e zina etmemek, hırsızlık yapmamak, gizli veya açık çocuklarını diri diri toprağa gömmemek ve onları öldürmemek şartıyla biat etmiştir. Bu kadın,  açıkça gömme ile kastedilenin, herkesçe bilinen diri diri çocuğu gömme olayı olduğunu söylemiştir. Gizli gömmenin ne demek olduğu sorulunca da;  “gizli gömmek çocuğu bile bile düşürmektir.” demiştir.  Bu rivayet de bize İslâm öncesinde hamile kadınların, sadece doğurduktan sonra değil, doğurmadan önce de çocuklarını öldürme girişiminde bulunabildiklerini göstermektedir. Bu durum bana kürtaj yaptıran kadınlarımızı hatırlattı. Şu soruyu kendime sormadan geçemedim. Tıbbi manası “Kazımak” olan kürtaj ile istenmeyen çocukları yok etmek, acaba Câhiliye Dönemindeki kız çocuklarını diri diri toprağa gömmekle aynı değil midir Ya da karnındaki çocuğu yok ettiren bir anne ile Câhiliyedeki annenin yaptığının birbirinden farkı var mıdır İkisi de vahşet değil midir Evet vahşettir. Tek farkla, biri cahili vahşet, diğeri modern vahşet!

Daha da vahşice olan bir uygulama da günümüz Câhiliyesinden. Hindistan’da son yirmi yılda on milyon kız çocuğu ebeveynleri tarafından doğumdan önce veya doğduktan hemen sonra öldürülmüş. Biri kürtaj veya sezaryenle alınıp çocuğun hayatına son vermek suretiyle işlenen bir cinayet. Diğeri ise daha da vahşice. Doğan kız bebeklerin ağzına kum veya tütün doldurmak suretiyle öldürmek... Anne sütü için açılan küçücük ağza kum doldurmak! Câhiliyeden medeniyete mi gitmekteyiz, medeniyetten Câhiliyeye mi

Ortalık bir anda sessizleşti. Bir kız doğdu galiba! Müjde ebeveynler, saklambacı bırakın,  çocuklar oynasın. Artık çıkın saklandığınız yerden bir kız doğdu, müjdeler olsun, müjdeler olsun ki, cennet muştusu geldi Hz. Muhammed(s.a.v.)’den: “Kim, `üç kız’ veya `üç kız kardeş’ veya `iki kız’ veya `iki kız kardeş’ yetiştirir, terbiye ve te’diplerini eksik etmez, onlara iyi davranır ve evlendirirse, cenneti hak etmiştir.”

Şenlikler yapın erkek çocuk olunca yaptığınız gibi, müjde kızınız oldu,  Kalbinize gömdüğünüz kız sevgisini çıkarın oradan, gömmeyin bir daha ne kuma ne toprağa ne de kalbinize! Asırlar öncesinden seslenen Peygamberimiz (s.a.v.)’in müjdesine kulak verin.

“Kimin iki kızı olur da bunları öldürmez, alçaltmaz, erkek çocuklarını bunlara tercih etmezse Allah onu cennete koyar.”

Ne o herkes neşeli, şenlik mi var yoksa bir kız mı doğdu şu anda!

Kaynaklar

• İbrahim Canan, Hadis Ansiklopedisi, c.I, İstanbul, Akçağ Yayınları, [t.y.], s.s.361-364

• Mehmet Ali Kapar, “Mev’ûde”, DİA, c.XXIX, Ankara:2004, s.s.491-492.

• Safa Demir, Kur’an Öncesinde ve Kur’an’da Kadının Annelik Konumu, [Tez, Yüksek Lisans, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2007], s.s. 44-45, 112-117.

• Fatih Duman, İslâmiyet Öncesi Arap Folklorunun Kur’an’daki Yeri, [Tez, Yüksek Lisans, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2006],  s.s.21-23.

• Emel Aktaş, “Câhiliyede ve İslâm’da Kadının Durumu”, Mehir Dergisi, Yaz 1998, s.116.