Memleket sıcaktan kavruluyor. Hararet gündemin başköşesine oturdu.

Kimilerimiz serinlemek için bir saçak altı ararken kimilerimiz de deniz kenarlarına, sayfiye yerlerine doğru akın ediyor.

İşyerlerinde ve evlerinde zaman geçirenler için klimalar ve pervaneler tek teselli kaynağı. Öyle ya sıcaktan bunalan insan için uzaklardan gelen hafif bir esinti bile teselli kaynağı gibidir.

İnsanın kulağına doğru eğilerek, ‘merak etme ben varım’ ya da ‘bu böyle sürmez merak etme, birazdan geçecek’ diye fısıldar.

Sıcaktan bunalmaktan kurtulmak için serin düşünceleri de yabana atmamak lazım.

Her elinize aldığınız dergiyi ya da gazeteyi yelpaze yapmak yerine, içlerinden en iç açıcı birini okuyabilirsiniz pekâlâ.

Sıcak soğuk gibi değildir, hafızaya oturur.

Soğuk ayaklarda, kulaklarda, burun ve parmak uçlarında gezinirken, sıcak insanın başına vurur ve hafızada bağdaş kurar.

Mevsimlerin insanlar üzerinde çok belirgin fenalıkları olduğu söylenir.

Sıcak iklim, soğuk iklim ve ılıman iklim insanları arasında çok belirgin karakter farkları olduğu savunulup tartışılmıştır.

Aristo bu konuda fikir ortaya koyanlardan biridir.

O ‘politika’ adlı ünlü eserinin yedinci kitabında şöyle söyler: “Soğuk ülkelerde ve Avrupa’da yaşayanlar genellikle cesur olurlar. Fakat zekâ ve marifetlilik bakımından geridedirler. Buna rağmen bağımsızlıklarını korumalarına rağmen, siyasal örgütleri yoktur. Başkalarına hükmetmek yeteneğinden yoksundurlar. Oysa Asya’dakiler zekidirler, buluşçudurlar; fakat cesaretleri yoktur. Onun için daima hüküm altındadırlar, köledirler.”

Montesquieu da sıcak iklimde yaşayanların korkak ve ürkek, soğuk iklimde cesur ve özgürlüğüne düşkün olduğunu söyler. 

Soğuğun uyarıcı, sıcağın mayıştırıcı olduğu bir gerçek.

Sıcak bir uygun gölgelik bulup orada sabit durmayı geliştirir. Soğuk ise yerinde durmamayı, hareketi ve hızlanmayı. Onun için “sıcakta dolaşma”, “soğukta durma” denir.

Kuşku yok ki sıcak ve soğuktan bu korunma ihtiyacı coğrafyalara göre insan davranışlarına etki etmiş ve karakteristik davranışların oluşmasını sağlamıştır.

Sıcak gelip tam hafızanıza oturmuşsa bilin ki ardından ya uyku gelecektir ya tembellik. İkisine de fırsat vermemek için silkinme amaçlı şu kitapları okumanız önerilir:

• Bir Sanattır Öğle Uykusu-Thierry Paquot-Can yayınları.

• Bitkilerin En Güzel Tarihi-Jean-Marie Pelt-Marcel Mazoyer-Jarques Girardon

• Kokusuz Bahçe-Fuat Eren-Şule Yayınları

• Gelin Tacı-İbn Ataullah el-İskenderi-Üsküdar Yayınları

• Vitrinde Olmak-Mustafa Kutlu-Dergah Yayınları

• Adı Dilimin Ucunda-Pascal Quıgnard-Sel yayıncılık

• Mürekkep Hapsi-Ayşe Uçkan-Şule Yayınları

• Terk-Sadık Yalsızuçanlar-Şule Yayınları

İnsan kendisini en çok ne meşgul ediyorsa onu ödüllendirmeye meyillidir. Bu ödülü de ona daha çok vakit ayırmakla yerine getirir.

Kavurucu sıcaklara – oysa hiç de kavurmadığı halde- tembelliğimize gerekçe bulmak için  “kavurucu” sıfatını yükleyen de biziz.