Olay Kahramanmaraş’ta yaşandı;

Üç Türk hanımUzunoluk Hamamı’ndan yeni çıkmıştı…

Fransız askerleri de kışlalarına dönüyordu…

Tam da orada, çarşaflı görünce hanımlara çemkirdiler, Fransızlar…

Hadsizler, Türk hanımlardan peçelerini açmalarını istediler…

Daha da hadsizleştiler; sarhoş durumda olan Fransız Ermeni askerlerinden birisi, Türk kadınlarına saldırdı ve peçesini yırttı, “Artık burası Türklerin değildir, Fransız memleketinde peçe ile gezilmez” diyerek bir kadına sarılıp ilişmek istedi.

Tabii olarak hanımlarımız buna büyük tepki gösterdi. Peçesi yırtılan ve zor durumda kalan hanım, bayılıp yere düştü. Diğer kadın da imdat istercesine bağırdı.

Hemen yakında “Kel Hacı’nınKahvesi”nde oturan vatandaşlar, bu sahne karşısında ayaklandı; “Yaptığınız doğru değil, bırakın kadınlar yoluna devam etsin…”

Fransız işgalciler, ilk olarak kahveden çıkan Çakmakçı Sait adındaki delikanlıyı şehit etti… Gaffar Osman da yaralandı.

Uzunoluk Hamamı’nın tam karşısında Sütçü İmam’ın dükkânı vardı. Sütçü İmam, olayı görünce silahını çıkararak 3 Fransız askerine ateş etti…

Sütçü İmam, o zamanlar 40 yaşlarındaydı…

Asıl ismi Ali idi. “İmam’dı. “Kireççioğullarından İmam” diye bilinirdi, çevresinde. Güzel Kur’an okuyan, sesi güzel birisiydi. Maraş’ın Uzunoluk semtinde bir mescit vardı ve orada fahri imamlık yapıyordu aynı zamanda. Süt satarak geçimini sağlıyordu.

Sütçü İmam’ın silahından çıkan kurşunlarla işgalci Fransız askerlerden biri anında yere yıkıldı, diğeri yaralandı, üçüncüsü de arkasına bakmadan kışlasına kaçtı…

Bu kurşunlar, “Milli” mücadelemizin ilk kurşunuydu…

1 Kasım 1919 tarihinde ölen Ermeni Fransız için büyük bir cenaze töreni düzenlendi. Sütçü İmam ise Nalbant Bekir’den aldığı bir atla Bertiz’in Ağabeyli köyünde bulunan Beyazıt oğlu Muharrem Bey’in yanına gitti.

Sütçü İmam olayı, Kahramanmaraş harbinde de yeni bir ışık, yeni bir zafer yolunu açmış oldu.

***

Bu tarihi gerçeği şimdi neden anlattım, sahi!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, France 24 kanalına önceki gün bir mülakat verdi.

Erdoğan’a bu mülakatta son derece dikkat çeken bir soru sordu, “France 24” kanalının muhabiri; “Irak’ın kuzeyinde (Kürt devleti kurulması için) yapılacak referandumun benzeri Türkiye’de de yapılır mı?”

Şu anlayışa bak!

O muhabire, daha doğrusu o anlayışa buradan şöyle seslenmek istiyorum:

* Ülkemizi işgal etmek isteyen dedelerinize bir sorun bakalım, Türkiye nasıl bir memleket, Türkler nasıl bir millet? Onlar anlatacaklardır…

* Cezayir’i ve diğer ülkeleri yüzyıllarca sömürdü Fransa. Halen de sömürüyor. Fransa’nın önceden sömürgesi olan Benin, Burkina Faso, Gine, Fildişi Sahili, Mali, Nijer, Senegal, Togo, Kamerun, Orta Afrika Cumhuriyeti, Çad, Kongo, Ekvator Ginesi ve Gabon, Fransa’ya hâlâ yılda 500 milyar dolar sömürge vergisi ödüyor.

* Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’na, “Sizin ülkeniz de bölünecek mi?” şeklindeki bir soru sorma cür’eti, herhalde böyle bir anlayışın ürünü olsa gerek!

O soruyu soran muhabire ve o anlayışa şöyle seslenmek istiyorum: Hadi başka kapıya! Hadi başka kapıya!

KOCASAKAL NEREYE KOŞUYOR!

Ümit Kocasakal…

Eski İstanbul Barosu Başkanı ve akademisyen.

Birçok kesim onun da, “Adalet Yürüyüşü”ne katılmasını beklerken, o çıktı ve neler söyledi, neler…

* Ümit Kocasakal dedi ki; “Ben bu ülkenin bölünmez bütünlüğüyle sorunu olanlarla, Cumhuriyetle ve Atatürk’le sorunu olanlarla, emperyalizmin işbirlikçiliğini yapanlarla yürümem.”

* Ümit Kocasakal dedi ki; “CHP’nin, partinin kurucusuna düşman kişilerle yürümem.”

* Ümit Kocasakal dedi ki: “Şöyledir benim kafamdaki şey; Atatürk düşmanı için onun da hakkı, adaleti elde etmesi için yürürüm ama Atatürk düşmanı ile yürümem hele ki yürüyüşü yapan CHP ise.”

* Ümit Kocasakal dedi ki: “Oraya gelen birtakım insanların kim olduğu, ne olduğu daha önceden Atatürk ile ilgili neler söylediğini bilmiyor muyuz? Aptal mı herkes? Bir de sen CHP isen, hem ülkenin hem partisinin kurucusunun düşmanı ile yürüyemez.”

***

Bir şey söyleyeyim mi; tamam, Ümit Kocasakal’ı “aykırı” falan bir isim olarak biliyorum da, bu kadarını hakikaten ben de beklemiyordum…

Kocasakal nereye koşuyor, sahi!

BAKANLIĞIN BU ÇALIŞMASI KEŞKE HAYATA GEÇSE!

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, hemen her gün zihnimizi meşgul eden, zaman zaman karabasanlar basmasına sebep olan, öfkelendiren, bıktıran, özellikle büyük şehirlerde hayatı çekilmez kılan, kavgalara sebep olan önemli bir sorun için düğmeye bastı; otopark sorunu…

Neler mi yapılacak bu çerçevede? Bakalım mı;

* “Her 3 daire için 1 otopark” yerine “her daire için 1 araçlık park yeri” zorunluluğu getiriliyor.

* Kentlerde otopark kapasitelerinin artırılması için çalışmalar yapılacak.

* Bodrum katlara otopark yapılması teşvik edilecek. Bodrum katlarda bina ihtiyacının iki katına kadar yapılacak otopark alanı inşaat hakkından sayılmayarak, “emsal harici” tutulacak.

* Binaların zemin katına market gibi otopark gerektirecek bir dükkân açılacaksa, binada bu araç yükünü karşılayacak ilave otoparkın bulunması gerekecek. Aksi takdirde işyeri açma izni verilmeyecek.

* Ticari bölgelerde de otopark yapmak kolaylaşacak. Bu bölgelerdeki parsellere otopark yapmak için plan değiştirilmesi şartı kaldırılacak.

* Otopark yönetmeliği ile Japonya’da yaygın olarak kullanılan, demirden yapılan çok katlı mekanik otopark uygulamasının yasal altyapısı da hazırlanacak.

* Bakanlık yetkilileri Japonya’daki örnekleri yerinde inceledi. Bu ülkede girişimciler tarafından küçük arsalara kurulan mekanik otopark sistemlerinin maliyetinin 2 bin 500 Euro ile 15 bin Euro arasında olduğu belirtildi.

***

Ne diyelim! Hadi bakalım, inşallah…

Bu kez, “-cek, -cak”larda kalmasın!

Siz bunları yapın, uygulayın. Biz da burada takdir ve tebrik edelim…

BUGÜN, 7 Temmuz 2017, Cuma… 1) Emekliler yılda 15–20 TL zamla hâlâ sürünmeye devam ediyor. 2) An itibarıyla asgari ücretli “nasıl geçineceğim” diye feryat ediyor. 3) Bu parlamento ve mevcut iktidar, 2011’den bu yana verdiği yeni ve sivil anayasa sözünü yerine getiremedi. 4) 28 Şubat darbesi döneminde kapatılan, yoksul-zeki Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlık’a bağlı Vakıf Öğrenci Yurtları hâlen kilitli. Dubakali ne olacak?