Bütün bu bilgi ve öğütlerin temelinde şu vardır: Hac asla

sıradan bir yolculuk, turistik bir olay gibi düşünülmemelidir. O bir ibadettir;

mânevî bir arınma ve yükseliştir. İnsanın, mümkün olduğunca maddî, bedenî ve

dünyevî heveslerini geride bırakarak, kalbinden atarak, asıl hedefine adeta

kilitlenmesidir. O hedef, hacı adayının derin bir ruhaniyet ve mâneviyat

sürecine girdiği hac yolculuğunun, Beytullah ta gerçekleşecek olan likaullah

yani ALLAH Teâlâ ya kavuşma, ALLAH Teâlâ ile buluşmadır. Böylesine ulvî bir

hedefe doğru yürürken cismanî ve maddî rahatın, bedenî zevklerin ne önemi

kalır!..

Bu sebeble haccı bir ibadet olarak değil de, bir dini

turizm etkinliği gibi görmek son derece yanlış olur. Çünkü hac, bir turistik

geziden ibaret olmayıp, bir ibadettir. Hacca niyet eden bir kişi, evinden

dışarı attığı ilk adımdan itibaren geri dönünceye kadar ibadet ettiğini

aklından çıkarmayıp ibadet bilinciyle, ibadet edebiyle  ve en önemlisi ihlasla hareket etmelidir.

Bunun için hacca gidecek olan Müslümanlar önce bir hazırlık yapmak

durumundadırlar.

Binaenaleyh, hac yolculuğuna çıkmak üzere bulunan

hacılarımıza bazı noktaları hatırlatmakta fayda vardır. Bugünkü hac ibadeti

çoğunlukla bilgisizce ve uydum kalabalığa şeklinde yapılmakta, haccın farz ve

vacipleri, haccın tamam olması için gerekli diğer hususlar bilinemediği için

hac ibadeti eksik veya hatalı olmaktadır.

Halbuki hac, günahlardan arınmak için önemli bir

fırsattır. Her yolculuk için belli bir hazırlık yapıldığı gibi, bu kutsal yol için

de çok yönlü hazırlıklar yapılmalıdır. Bu fırsattan gereği gibi yararlanmak

için hacca ruhen ve bedenen çok iyi hazırlanmak ve âdaba riayet etmek gerekir.

Her yolculuk için belli bir hazırlık yapıldığı gibi, bu

kutsal yol için de çok yönlü hazırlıklar yapılmalıdır. Bu fırsattan gereği gibi

yararlanmak için hacca ruhen ve bedenen çok iyi hazırlanmak ve âdaba riayet

etmek gerekir. Her şeyden önce, beytini hac etmeyi bizlere nasip buyurduğu için

ALLAH Teâlâ ya hamd etmeli, Resûlüne salat ü selâm okumalı ve salih

amellerimizi kabul etmesini, hepimize kat kat sevaplar vermesini ALLAH

Teâlâ dan dilemeliyiz. ALLAH Teâlâ nın hepimizin haccını kabul etmesini,

çalışmasını mükafatlandırmasını temenni ederek bu müstesna yolculuğun özlemini

yaşayan hacı adaylarına ve görevlilere faydalı olur düşüncesiyle riayet

edilmesi gerekli şu âdabı ve önemli hususları paylaşmak istiyorum.

Âdâb = edebler: Yapılması sevap olan, fakat yapılmaması

da günah sayılmayan amellerdir. Âdâb deyip geçmemek lâzım. Çünkü:

Edep bir tac imiş nûr-i hüdâdan

  Giy ol tâcı, emin

ol her belâdan.

Unutmayalım ki! Edeplerde gevşeklik yapan sünnetleri,

sünnetlerde gevşeklik yapan da farzları terk etme durumuyla karşı karşıya

kalır. Farzları terk eden ise, inkâra düşebilir. Bu bakımdan adabın değer ve

önemi kalpte bulunmalıdır. Aldırmazlık ederek ve boş bir şey olduğunu kabul

ederek asla terk edilmemelidir. Şunlar, haccın âdabıdır:

1- Hacca gidecek kimse, mutlaka ihlas içerisinde

bulunmalı, hacca son derece halis bir niyetle, yani sadece ALLAH Teâlâ için

gidiyor olmalı, adeta ALLAH Teâlâ yı ziyarete gidiyor gibi O nun dışındaki her

şeyi gözünden çıkarmalı, mütevazi bir şekilde hareket etmelidir: Çünkü ihlâs

amellerin özüdür. ALLAH Teâlâ nın rızası ihlâs ile kazanılır. İhlâssız olarak

yapılacak bir hac, her ne kadar kişiyi hac yükümlülüğünden kurtarsa da,

kendisinden beklenen faydaları sağlayamaz. Ebû Ümame (R.A.) den rivayete göre

Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimiz:

Şüphesiz, ALLAH Teâlâ sadece kendisi için ve sırf

kendisinin rızası gözetilerek yapılan amelleri kabul eder   buyurmaktadır.

Hacı, haccında yalnız ALLAH Teâlâ nın rızasını, ahiret

gününü, o mübarek yerlerde ALLAH Teâlâ nın rızasına uygun söz ve amellerde

bulunarak yalnız ALLAH Teâlâ ya kurbiyeti yani yakınlığı düşünmeli, dünya malı

için, riya, gösteriş ve öğünmek için hac yapmaktan sakınmalıdır. Çünkü böyle

bir niyetle haccetmek çok kötü bir şeydir ve ibadetin boşa gidip kabul

olunmamasına sebep olur.