Haftalık dergiler arasına katılan Renkli dergisi üçüncü sayısında güncelin izini, düşünce boyutu ihmal edilmeyen yazılarla öne çıkarıyor. Dergi, Müslüman kesimin tiyatroya ilgisizliğiyle ilgili dikkat çekici bir yazıya da ver veriyor.
YILMAZ METE ER
Hikmet Gök ün genel yayın yönetmenliğinde yayın hayatına atılan Renkli dergisi, üçüncü sayısını okurla buluşturdu. Her Pazartesi bayilerde yerini alan Renkli, adıyla müsemma bir içerikle okura sunuluyor. Cebbar Yılmaz, Abdullah Muradoğlu, Ali Bulaç, Nigar Tuğsuz, Ömer Lütfi Mete, Yıldız Ramazanoğlu, Hasanali Yıldırım, İlhami Atmaca, Metin Mutanoğlu, Alptekin Dursunoğlu ve Saliha Atmaca nın yazılarıyla yer aldığı dergi kapak dosyasında muhtıranın ardından tarihin tekerrür ettiği notunu düşüyor: Muhalefet hazır ola geçti. Yavuz Kuyucu, ittifakın üzerindeki gölgeleri ele alıyor analizinde. A. Fatih Yılmaz ın söyleştiği Prof. Dr. Mümtaz er Türköne, askeri vesayetin sürdüğünü, muhalefetin emir eri gibi hareket ettiğini belirtiyor. Erken gelen anket furyasını değerlendiren Adnan Karakaş, bu furyanın ruh halimizi bozabileceği uyarısında bulunuyor. Hareketli sayfalarıyla dikkat çeken Renkli Kültür de İslami kesimin tiyatroya ilgisizliği ele alınıyor. Ahmet Can yazısında, uzun süredir üzerinde pek düşünülmeyen önemli bir konuda cüretkârca kalem oynatıyor. "İslamcı Tiyatro nun cenaze namazına imam aranıyor" başlıklı yazıda Can, İslamcı tiyatronun serüveninin başlangıcına gidiyor ve son durumun hüzünlü tablosunu ortaya koyuyor. "Geleneksel öğeleri barındıran ve ilkelerinden, hassasiyetinden vazgeçmeyen Hasan Nail Canat ın vefatının ardından İslami kesimin tiyatro çabasının noktalanmakta olduğu görülüyor" belirlemesinin yapıldığı yazı, son durumdan özet görüntüleri şu değerlendirmeyle sunuyor: Çocuklara yönelik oyunlarıyla İsmail Yeşilbağ, tiyatro kursları vererek oyunlar sahneleme çabasına giren Ulvi Alacakaptan dışında bugün dişe dokunur tiyatro çalışması yapan pek yok."
Sinan Kızılkaya nın konuşturduğu Genç Siviller, Miniatürk teki Anıtkabir maketine sembolik ziyarette bulunarak "Yeter Söz Cumhurun" sloganını neden kullandıklarını, muhtıra sonrası gergin durumda gerçekleştirdikleri eylemlerin amacını anlatıyorlar.
New York Stony Brook Üniversitesi nde İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi olarak görev yapan Prof. Dr. William Chittick, Hikmet Gök e, "Müslüman olmadan sufi olunmaz" açıklamasını yapıyor. "Türkiye müthiş bir birikim ve mirasın üzerinde oturuyor. Batı ya yöneliş de anlamsız. Teknoloji dışında Batı dan alabileceği bir şey yok. Batı size ne verebilir? Ahlak, ilim, maneviyat, adalet, ne? Batı insanlığını yitirmiştir, Türkiye nin ise geleneğinden yararlanma dışında seçeneği yok" değerlendirmesinde bulunan Chittick, Mevlâna nın hümanist olmadığını, sebebini belirterek açıklıyor: "Batılı anlamıyla kesinlikle Mevlâna hümanist değil. Mevlâna dan batılı hümanizma çıkmaz. İddia edenler Mevlâna nın görüşlerini saptırıyorlardır. İslam ın öngördüğü, insanın kainatın efendisi olması, kendini tanımadan Allah ı tanıyamama, yeryüzünde her şeyin insan için yaratılmış olması anlamında ise evet Mevlâna insanı öne çıkarır. Temel bir paradigma burada söz konusu: Mutlak İrade olarak Allah a inanıyorsanız, hümanist olamazsınız"
Tel: 0 212 356 20 82




