Koronavirüs aşılarıyla ilgili şaibeli konular henüz netlik kazanmamışken, Türkiye’de aşılanmanın zorunlu hale gelmesi söz konusu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, “Aşı konusunda zorlamadan yana değilim. Gönüllülük esasına dayalı olarak yapmak en isabetli olanıdır” açıklamalarına rağmen Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, önceki gün aşılamanın zorunlu hale getirilebileceğinin sinyallerini verdi.
tüm dünyada koronavirüs salgınına karşı aşının tek çözüm olacağı öne sürülüyor. Ancak koronavirüs aşılarıyla ilgili şaibeli konular henüz netlik kazanmamışken Türkiye’de aşılanmanın zorunlu hale gelmesi söz konusu. Geçmişteki değerlendirmelerinde koronavirüs aşılarının halk için zorunlu olmayacağını belirten Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, önceki günlerde aşılamanın zorunlu hale getirilebileceğinin sinyallerini verdi. Öte yandan Türkiye’de vatandaşlar 2 doz koronavirüs aşısı için adeta baskıya maruz kalıyor. Okullarda, şirketlerde, kamu kurumlarında, maçlarda ve daha birçok alanda aşı zorunlu tutulmaya başlandı. İnsan hakları ve yasalara aykırı olan aşı zorunluluğuna karşı tepkiler giderek artarken ilerleyen süreçte aşı olmayan yurttaşların birçok imkândan faydalanamayacağı öngörülüyor.
AŞI DAYATMASINA TEPKİLER GİDEREK ARTIYOR
Anayasa’ya ve insan haklarına göre aşı zorunluluğu mümkün değil. Ancak Türkiye’de kamusal alanlarda koronavirüs aşısı zorunlu hale gelmeye başladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, “Aşı konusunda zorlamadan yana değilim. Gönüllülük esasına dayalı olarak yapmak en isabetli olanıdır” açıklamalarına rağmen Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın koronavirüs aşılarının zorunlu olabileceği yönündeki açıklamaları büyük tepki topladı. Aşı olmak istemeyen milyonlarca vatandaşın birçok haktan mahrum bırakılması söz konusuyken, aşı olmayı reddeden çalışanların da işsiz kalması söz konusu. Koronavirüs aşısına karşı küresel çapta gelen tepkilere rağmen aşının bu şekilde dayatılması kafa karışıklığına sebep oluyor.
“ALINAN TEDBİRLER TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİ SINIRLAYICI NİTELİKTE”
Koronavirüs aşılarının zorunlu tutulmasının Anayasa’ya aykırı olduğunu vurgulayan Avukat Kasım Karadaş, “Koronavirüs salgınıyla mücadele kapsamında Mart 2020 tarihinden bu yana alınan tedbirlerin tamamı temel hak ve özgürlükleri sınırlayıcı niteliktedir. Maske takma zorunluluğu veya aşı dayatması ‘kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı’ hakkını, sokağa çıkma yasağı ‘kişi hürriyeti ve güvenliği’ hakkını kısıtlar. Şehirlerarası seyahat yasağı ‘yerleşme ve seyahat’ özgürlüğünü, camilerde namaz kılma yasağı ‘ibadet’ özgürlüğünü, icra takiplerinin ertelenmesi ‘hak arama’ özgürlüğünü, okulların tatil edilmesi ‘eğitim ve öğretim’ hakkını ihlal etmektedir. Bahsettiğim haklar Anayasa’nın 17, 19, 23, 24, 36, 42’nci maddelerinde açıkça görülebilir” ifadelerini kullandı.
* Türkiye’de vatandaşlar 2 doz koronavirüs aşısı için adeta baskıya maruz kalıyor. Okullarda, şirketlerde, kamu kurumlarında, maçlarda ve daha birçok alanda aşı zorunlu tutulmaya başlandı.
RIZA YOKSA HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİN İHLALİ SÖZ KONUSU
Anayasal olarak insan özgürlüğünü kısıtlayan zorunlu aşı süreciyle ilgili Millî Gazete’ye açıklamalarda bulunan Avukat Kasım Karadaş, “Rızanın bulunmadığı hallerde yapılacak olan herhangi bir tıbbi müdahale Anayasa’da tanımlanan temel hak ve özgürlüklerin ağır bir şekilde ihlal edilmesi sonucunu doğuracaktır” dedi.
“BİLİMİN TEMEL KAİDELERİ GÖZ ARDI EDİLMEMELİDİR”
Zorunlu aşı tartışmaları yapılırken son derece dikkatli olunması gerektiğini söyleyen Kasım Karadaş, “Tıp ve hukuk biliminin temel kaideleri göz ardı edilmemelidir. Aşı koruyucu bir sağlık tedbiri olabilir ancak koruyucu da olsa herhangi bir tıbbi müdahalenin hukuka uygun olması, bedensel veya ruhsal sorunlar yaşamasına sebebiyet veren bir endikasyonun varlığı ile kişinin aydınlatılmış rızası gibi çeşitli şartlara bağlıdır. Başta anayasa olmak üzere ulusal ve uluslararası hukuka göre kişinin rızası, aşı ve benzeri tıbbi müdahalelerin hukuka uygun olmasının ilk ve olmazsa olmaz şartıdır. Rızanın bulunmadığı hallerde yapılacak olan herhangi bir tıbbi müdahale anayasada tanımlanan temel hak ve özgürlüklerin ağır bir şekilde ihlal edilmesi sonucunu doğuracaktır” şeklinde konuştu.
“ANAYASA MAHKEMESİ KARARLARI BÜTÜN KİŞİ VE KURUMLARI BAĞLAR”
Kasım Karadaş, “Nitekim Anayasa Mahkemesi 11.11.2015 tarihli Halime Sare Aysal kararında, zorunlu aşı uygulaması nedeniyle 5395 sayılı kanun uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından sağlık tedbiri olarak verilen ‘çocukların aşılanması’ kararının, kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığının korunması ve geliştirilmesi hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir. Anayasa Mahkemesi kararları bütün kişi ve kurumları bağladığından Kovid-19 aşısının zorunlu tutulması hukuken mümkün değildir. Mevzuatın açık hükümlerine rağmen kamu veya özel sektörde çeşitli zorlamalarla kişileri aşı olmaya mecbur bırakanlar, durumun niteliğine göre çeşitli ceza ve tazminat davalarıyla karşı karşıya kalacaklardır” diyerek kimsenin aşı olmaya zorlanmaması gerektiğini vurguladı.





