Cumhurbaşkanı ve Ak Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yakutiye Buz Hokeyi Salonu'nda Ak Parti Erzurum Belediye Başkan Adayları Tanıtım Toplantısında konuştu. Erdoğan, Suriye sınırındaki güvenli bölge planına yönelik olarak "Güvenli bölge için sözlerin tutulmaması durumunda biz oluştururuz. Sahadaki fiili kontrolün de bizde olması gerekiyor. Bunun dışındaki çözüm tekliflerine kapalı olduğumuzu beyan ediyoruz. Bedeli olacaksa onu da ödemeye hazırız" dedi. Erdoğan, 1998'de yapılan Adana mutabakatını da hatırlatarak, "Birilerinin bizi davet etmesine gerek yok. Adana mutabakatıyla zaten bunu imza altına aldık. Bu imza Türkiye'nin herhangi bir olumsuz gelişmede o topraklara girmesinin önünü açıyor" dedi.

Erdoğan, yerel seçimlerde Cumhur İttifakı olarak İspir’de MHP’den Ahmet Coşkun’u, Uzundere’de ise Hilmi Aktoprak’ı destekleyeceklerini duyurdu. Erdoğan, Suriye konusunda ise Adana mutabakatını hatırlatarak 'davete ihtiyacamız yok. Sözler tutulmazsa güvenli bölgeyi biz oluştururuz" dedi.

Erdoğan konuşmasının ilgili bölümünde şunları kaydetti:

ADANA MUTABAKATIYLA ZATEN İMZA ALTINA ALDIK

Bölgede yaşanan hadiseler karşısında Türkiye olarak Hakk'a ve hukuka bağlı şekilde davranma yaklaşımının birilerinin iştahını kabarttığına belirten Erdoğan, şunları kaydetti:

“Bu cüretle de Suriye'de, Irak'ta, coğrafyamızın diğer yerlerindeki insanları, sanki bunlar başka bir dünyanın varlıkları gibi, bizden ayrı, bizimle hiçbir ilgisi olmayan topluluklar gibi göstermeye çalışıyorlar. Binlerce kilometre öteden gelip burnumuzun dibinde silah çatanlar, bize sınır, sınırdaş olan kardeşlerimizin hakkını, hukukunu, huzurunu, geleceğini koruma çabalarımıza engel olmak için kırk takla atıyorlar.
Bizi birilerinin davet etmesine gerek yok. Biz 1998'de Adana Mutabakatı'yla zaten bunu imza altına aldık. Bu imza, Türkiye'nin herhangi bir olumsuz gelişmede o topraklara girmesinin önünü açıyor ve bölücü terör örgütü mensuplarının da bize teslimini gerektiriyor. Şu anda bu Adana Mutabakatı, ki baba Esed döneminde atılmış imzalardır, onunla beraber bu yolculuk devam ediyor. Bundan sonra daha kararlı devam edecek.”

Fırat'ın doğusundaki DEAŞ'lı, YPG'li, PKK'lı teröristleri temizleme kararlığını bir kez daha ifade ettiğini vurgulayan Erdoğan, sabırlarının sınırsız olmadığına dikkati çekti.

GÜVENLİ BÖLGE TESİSİ SÖZÜNÜN YERİNE GELMESİNİ BEKLİYORUZ

“Bize verilen sözlerin yerine gelmesini sonsuza kadar bekleyecek de değiliz.” diyen Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Sınırlarımızın dibinde teröristleri ülkemizden korumaya değil, ülkemizi teröristlerden korumaya yönelik bir güvenli bölge ve tampon bölge tesisi sözünün birkaç ay içinde yerine gelmesini bekliyoruz. Bu güvenli veya tampon bölgeyi kesinlikle, aksi takdirde biz oluşturacağız. Müttefiklerimizden tek beklentimiz Türkiye'nin bu çabasına lojistik destek vermesidir.
Suriye halkını, güya teröristlerden ve rejimin zulmünden korumak üzere kurulan adı var kendi yok uluslararası koalisyonun böyle bir bölgeyi oluşturması da güvenliğini sağlaması da mümkün değildir. Yıllardır bize karşı teröristlerin safında olanlara böyle bir fırsatı vermeyeceğiz. Bölge halkının, can ve mal emniyetine, haklarına, kültürüne, değerlerine saygı duyulmayan hiç kimseyle böyle bir yola girilemez.”

Erdoğan, Birleşmiş Milletler'in de bu işe uygun bir kabiliyetinin olmadığını dünyadaki pek çok örneğe bakarak gördüklerini dile getirdi.

SAHADAKİ FİİLİ KONTROLÜN DE BİZDE OLMASI GEREKİYOR

“Suriye sınırlarımızda tesis edilecek bu bölgenin gerçek anlamda güvenliğini ve işlerliğini sağlayabilecek tek güç Türkiye'dir.” diyen Erdoğan, şunları kaydetti:

“Çünkü bu mesele, bizim yüreğimizi yakıyor. Her şeyden önce Türkmen'iyle, Arap'ıyla, Kürt'üyle, diğer gruplarıyla binlerce yıllık ortak geçmişimizin bulunduğu kardeşlerimizin maruz kaldığı zulümler sebebiyle yüreğimizi yakıyor. Sınırlarımız boyunca güvenliğimiz ihlal edilerek yüreğimizi yakıyor. Askerimizin, polisimizin, vatandaşlarımızın can güvenliğini tehdit ederek yüreğimizi yakıyor. Ülkemizin birliğine, beraberliğine, bütünüyle yönelik niyetlerin aracı olma potansiyeliyle yüreğimizi yakıyor. Topraklarımızda yaşayan 4 milyona yakın sığınmacıyla yüreğimizi yakıyor. Öyleyse bu meselenin çözümüne katkı sağlayacak sahadaki fiili kontrolün de bizde olması gerekiyor. Türkiye olarak bunun dışındaki tüm çözüm tekliflerine kapalı olduğumuzu şimdiden beyan ediyoruz. Eğer bu onurlu duruşun bir bedeli olacaksa onu da ödemeye hazırız.”

Muhabir: Haber Merkezi