"Erbakan‘daki heyecan, inanç ve umut, yaşadığımız olumsuzluklara karşı adeta güçlü bir panzehir gibi. İslam‘la ilişkilendirilen her şeyden uzak duran AKP iktidarının mağdurları, siyasal farklılık gözetmeksizin Erbakan‘ın yüreğinden yükselen sese kulak vermelidir" diyordu" diyor Gazeteci- Yazar Kenan Çamurcu. Ve devam ediyor: "Erbakan‘ın berrak ve diri zihninden dökülen cümleler hâlihazırdaki kâbus günlerinde gerçekten yürekleri ferahlatabiliyor"

Gazeteci Yazar Kenan Çamurcu kendisine ait olan düşünce platformu Bilgihikmet.com‘daki D-8 ve Erbakan yorumu, Müslüman coğrafyanın refahını isteyen için ruhlara tercüman oldu. Çamurcu yorumunda şu ifadelere yer verdi: Erbakan‘ın berrak ve diri zihninden dökülen cümleler hâlihazırdaki kâbus günlerinde gerçekten yürekleri ferahlatabiliyor. D-8‘in canlandırılacağından, geliştirileceğinden, yeni organlar ve koordinasyon ile oluşumunu tamamlayacağından, nihayet bütün bunlardan sonra da dünyanın tüm sömürülen ve mazlum milletleri adına zenginler kulübüyle yeni bir Yalta Konferansı düzenleyeceğinden söz ederken hepimizin umudunu ve ufkunu peşinden sürükleyebiliyor. Erbakan‘daki heyecan, inanç ve umut, yaşadığımız olumsuzluklara karşı adeta güçlü bir panzehir gibi. İslam‘la ilişkilendirilen her şeyden uzak duran AKP iktidarının mağdurları, siyasal farklılık gözetmeksizin Erbakan‘ın yüreğinden yükselen sese kulak vermelidir diyordu.

Maksadımız İslam Birliği‘dir

Evet, D-8‘in de öncelikli hedefi olan İslam Birliği, Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan‘ın hayatı boyunca her zaman dile getirdiği bir amaçtır. 1992 yılındaki Müslüman Topluluklar I. İşbirliği Toplantısı‘nda, yeni yıkılmış Komünist Rusya sonrası dünyayı bekleyen süreçle ilgili değerlendirmeler yapan Erbakan‘ın ne kadar haklı olduğu aradan geçen 15 yıl sonra, bugün bir kez daha anlaşılıyor. Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi‘nin düzenlediği Müslüman Topluluklar 1. İşbirliği Toplantısı... Tarih 31 Mayıs 1992... Yer, Sultan II. Abdülhamit‘in manevi huzurları, Yıldız Sarayı... Merhametli ve cesur liderlerin başkenti İstanbul‘da... Erbakan, konuşuyor, sözleri tarihe kaydediliyordu: Maksadımız İslam Birliği‘dir. Çok gecikmiş olan İslam Birliği bir an evvel nasıl kurulacak, nasıl kuvveden fiile çıkacak, bunun için yapılması lazım gelen çalışmalar, nasıl bir yol, nasıl bir strateji takip edilecek, bunun araştırmaları nasıl takip edilecektir? İşte bu hususta fikirler ortaya dökülsün, İslam Âleminin kıymetli devlet adamları, siyaset adamları, düşünürleri ve ilim adamları bu konuya açıklık getirsinler, toplantının maksat ve gayesi işte budur. Bu toplantıdan 5 yıl sonra Refahyol hükümetini kuran Milli Görüş Lideri Erbakan, İslam dünyasına gerçekleştirdiği iki yurtdışı gezisiyle 8 ülkeyi D-8 bünyesinde buluşturuyor, "Yeni Bir Dünya" kurmak için gereken altyapıyı, en gerekli olan "özgüveni" oluşturmuş oluyordu.

İslam NATO‘sunu kuracağız

1995 yılı Aralık ayındaki (Seçimlere 13 gün kala) genel seçimler öncesinde Kanal 6 televizyonundaki bir programda Kanal 6 Ekonomi Editörü Tülin Köksal, Erbakan‘a "İslam Ortak Pazarı kuracağız diyorsunuz. Araplar ve Müslüman ülkeler kendi aralarında Arap Birliği kuramadılar. İslam ortak pazarını nasıl kuracaksınız? " diye soruyordu.

Erbakan, Şimdi bakınız, onların birlik olmamalarının sebebi Türkiye‘deki yöneticilerin taklitçiliğidir. Onlar birlik olacak, ama bunlarda hayır yok.... Türkiye bütün İslam âleminin öncüsü olmuş. Öncü, böyle kendisini gidip bir başkasına esir ederse o birlik olur mu? Aslında bu birlik var. Sizi ben uluslar arası bir İslam toplantısına götüreyim. Bak bakalım biz salona girerken Zambiyalı adam nasıl alkışlıyor, Filipinli, Morolu adam nasıl alkışlıyor. Bizim şahsımızla ilgisi yok, tarihimiz... Onlar, her şeyi Türkiye‘den bekliyor.  Türkiye kendisine geldi mi, bitti, düdük çalacak, bak hepsi nasıl mıknatıslanacak. Çünkü bu doğal bir olaydır. Müslümanlar zaten birbirinin kardeşidir.  Amerika orada NAFTA‘yı kurarken, burada Pasifik Birliği kurulmuşken, Avrupa Birliği kurulmuşken aslı birlik olması icap eden Müslümanlara bu yaptırılmıyor. Bunu dış güçler engelliyor. Ne ile? İşte bu uydurma, taklitçi yönetimlerle... Evet, Refah geldiğinde bu zulüm dünyası değişecek, onun yerine İslam Birliği kurulacak, Hakk hâkim kılınacak. Bunlar gibi biz Butros Gali‘ye (Zamanın BM Genel Sekreteri) güvenmeyeceğiz. O, bir şey yapmak istediği zaman bizden izin isteyecek. İslam âlemindeki güç kimde var... Yönetimde bu taklitçiler var. Bunlar sadece yalvarır, sadece uşaklık yapar. Sadece Adriyatik‘te bekçilik yapar. Bir Müslüman ülke Bosna‘ya silah göndermesin diye götürür geri boşaltır. şeklinde cevaplıyordu.

D-8‘ler arası ticaret canlanıyor

Erbakan‘ın kurduğu D-8 kurulalı 9 yıl oldu. Bugüne kadar 5 büyük zirve yapan D-8 oluşumu dünyaya gerçek bir projeksiyon yapmıştı. 1997‘de İstanbul deklarasyonuna imza koyan liderlerin her biri değişik şekillerde tasfiye edildi ama D-8 yoluna şimdiye kadar ağır aksak da olsa devam etti. D-8 (Gelişen 8 Ülke) için bu güne kadar yaşanan en önemli gelişme, Mayıs 2006‘da Endonezya‘nın Bali Adası‘nda yapılan zirvede gerçekleşti. Bu toplantıda Genel Sekreterlik kurulması kararlaştırıldı. Buna göre Genel Sekreter dönem başkanı olan ülkeden olacağı, ancak D-8‘in sekretarya merkezinin yine eskisi gibi İstanbul‘da kalacağı kaydedildi. Zirvenin en önemli gündem maddesini, ülkelerarası ekonomik ve ticari gelişmeler oluşturdu. "D-8 Tercihli Ticaret Anlaşması" ve "Gümrük Alanında İdari Yardımlaşma İşbirliği Anlaşması" imzalandı. Anlaşmalara Devlet Bakanı Kürşat Tüzmen ile Endonezya, İran, Nijerya, Malezya, Pakistan, Mısır ve Bangladeş‘in Ticaret ve Gümrüklerden Sorumlu Bakanları imza attı. Zirveye katılan Başbakan Erdoğan ve diğer 7 ülkenin devlet ve hükümet başkanları da imzalara şahit oldu. D-8 ülkeleri arasında ticaretin artırılması ve çeşitlendirilmesini hedefleyen D-8 Tercihli Ticaret Anlaşması çerçevesinde, taraf ülkelerin tarife satırlarının yüzde 8‘inde karşılıklı gümrük vergisi indirimine gitmeleri öngörülüyor. Bu, D-8 için olumlu bir gelişme olsa da Türkiye‘nin Avrupa Birliği‘yle imzaladığı Gümrük Birliği gibi bir anlaşmanın yapılmaması için hiçbir sebep yok. D-8‘in mimarı, Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan‘ın isteği ise gümrüklerin tamamen kaldırılması yönünde. Oysa kurucu ülke Türkiye‘mizi yöneten AKP hükümeti iktidarda bulunduğu yaklaşık 4 yılda D-8‘e gereken ilgiyi göstermediği için D-8 gereken atılımları yapamadı. AKP‘nin, sonunun ne olacağı belli olmayan ve taviz üstüne taviz vererek peşinden koştuğu AB, gereken atılımları atmalarına engel oldu.

Türkiye‘yi D-8 limanından, AB limanına sürüklüyorlar

Kısacası D-8 limanından uzaklaşan Türkiye, geleceğinin çalınacağı AB limanına demirlemeye zorlanıyor. İşin acı yanı ise Milli Görüş Lideri‘nin emrinde, Refahyol zamanında devlet bakanlığı da yapan şimdinin Dışişleri Bakanı ve Abdullah Gül‘ün geçmişte söyledikleri. İslam Dünyası bütün dünyayı kaplayacak kadar çok geniş bir coğrafyaya sahiptir. Bu bakımdan bizim teşkilatlanmamızın da bütün Müslümanları kapsayacak bir çapta ve yapıda olması gerekmektedir. Bunun için ilk olarak Türkiye‘de daimi bir komitenin, sekretaryanın kurulmasını öneriyoruz. Daha sonra Müslümanların çoğunlukta olduğu bölgelere göre şubeler oluşturarak bu bölgeler içerisinde ana merkezler tespit edilmelidir. Mesela bunlar Asya-Afrika için (Arap Dünyası için) mesela Kahire olabilir. Pakistan, Hindistan, Afganistan, Bangladeş, Endonezya ve Malezya‘yı kapsayacak şekildeki bölgenin merkezi de Pakistan olabilir. Avrupa Müslümanlarını kapsayacak ve irtibatı sağlayacak şekilde Avrupa‘da da bir merkez olacaktır... Evet, bu sözler Abdullah Gül‘e ait. Ama Milli Görüş gömlekli Abdullah Gül‘e... Milli Görüş gömleğini yırtıp atan Abdullah Gül şimdilerde sadece "AB‘ye nitelikli kölelikle" ilgileniyor.

Gelecek D-8‘indir

Başlangıçta siyasi çevrelerin D-8‘e sahip çıkacağı yönünde kanaat belirtikleri AKP hükümetinin bu umursamaz tavrı, sadece ve sadece şuursuzlukla değil, işbirlikçilikle de nitelendirilebilir. İslam âleminin yaşadığı bunca buhrana karşı bir tavır gösterememek, D-8‘de patron olmak varken, AB‘ye köle olmayı seçmek başka türlü açıklanamaz. AKP, yüzünü "Batıya" dönecekleri, "Doğuya" nitelikli ilgi göstermeyecekleri yönünde birçok ipucu verdi. Batı‘ya güler yüzlü, Doğu‘ya çatık kaşlı olmayı marifet saymakla Müslümanların vicdanını yaralarlarken insanlığın saadeti için de büyük bir fırsatı tepiyorlar.

Bu noktada D-8‘in durumu "Türkiye olmadığı takdirde İslam âlemini yeni bir güç olarak şuurlandırmak imkânsız denecek kadar zordur" diyen Erbakan‘ın ne kadar da haklı olduğunu gösteriyor. AKP‘nin ilgisizliği yüzünden D-8, yapması gereken atılımı yapamadı ve kendisini dünyaya açacak, dünyanın dengesini değiştirecek ve İslam milletlerinin gururu olacak adımları atamadı. Ama her şeye rağmen D-8‘ler arası ticaret gelişiyor ve arttıkça artıyor. Bu da gelecek açısından güzel bir açılımdır. D-8, "Gerçek sahiplerini eline tekrar geçtiğinde yapılacaklar için" altyapı oluşturacaktır.

Yarın: D-8‘in kurucu emektarlarından, Erbakan Hoca‘nın Başbakanlık Müşaviri Dr. Murtaza Ata röportajı

Muhabir: Haber Merkezi