Sezon başlamadan önce Turcell Süper Ligi takip eden kitlenin büyük bir kısmının favorisi Galatasaray‘dı.
Sarı/Kırmızılılar, yıllardır süre gelen maddi sıkıntılara rağmen genelde transferde rakiplerinden geride kalmamıştı. Bu sezon başı bir adım daha ileri giderek kadrolarına önemli yıldızlar kattılar. Bunların birçoğu da bonservis bedeli olmayan futbolculardı. Bonservisindeki boşluktan yararlanılarak başta Beşiktaş‘tan transfer edilen Gökhan olmak üzere Keita, Elano ve Franco önemli futbolculardı ancak ilerleyen haftalarda takımlarına kattıkları değer hep tartışıldı. Takımın yükünü yine Kaptan Arda ve Milan Baros çekiyordu... Harry Kewell‘ın sahne aldığı maç sayısı da oldukça fazlaydı. Tüm eliştirilere rağmen sarı-kırmızılılar lider Fenerbahçe‘nin 1 puan gerisinde lig ikinciliğine kuruldu.
Leo Franco‘nun Aykut‘tan fazlası yok
Sezon Başında A. Madrid‘den transfer edilen Arjantinli Leo Franco, İspanya liginde uzun süre görev yapmış bir kaleci. Ligin 8. haftasında Kadıköy‘de oynanan derbide yediği goller epeyce tartışıldı. Derbide özellikle geri paslarda yaptığı hataların sonucu ağır oldu. Sarı/kırmızılıların UEFA Avrupa Ligi‘nde A. Madrid‘le eşleşmesinin ardından Franco‘nun, rakibi favori göstermesi camiada ciddi tepkilere neden olmuştu. Hatta bu sebeple gönderilmesi dahi gündeme geldi. Leo Franco‘nun gönderilmesi durumunda yedekte bekleyen Aykut, daha önce takımıyla şampiyonluk yaşamış bir kaleci. Geçtiğimiz sezonlarda görev aldığı karşılaşmalarda gösterdiği performans göz önüne alınacak olursa Aykut‘un Leo Franco‘dan geri kalır bir yanı yok. Sezon başında Manisaspor‘dan büyük umutlarla transfer edilen Ufuk ise çoğu karşılaşmada ilk 18‘e dahi giremedi.
Sabri toparlandı, Servet partner bulamadı...
İlk yarı boyunca Galatasaray‘ın geri dörtlüsü bir türlü istikrara kavuşamadı. Beşiktaş‘tan büyük umutlarla transfer edilen Gökhan Zan, eski takımından müzmin sakatlığını da peşine takıp getirmiş olmalı... Uzun süredir sakat olan diğer stoper Emre Güngör ile birlikte Gökhan‘ın da bir türlü takıma katkı sağlayamaması bu bölgede sorunlara neden oldu. Devre arası ile birlikte transfer yapılması düşünülen ilk mevki de burası zaten. İlk devre sağ bekte önemli bir sorun yaşanmadı. Geçtiğimiz sezonların aksine Sabri‘de önemli bir toparlanma gözüktü. Sol bekte sakin ve kendinden emin ve soğukkanlı futboluyla tanıdığımız Hakan Balta da sık sık sakatlanmasıyla ilk yarı boyunca istenilen performansı sergileyemedi. Bu mevki için sezon başında CSKA Moskova‘dan kiralanan Caner, daha çok ofansif özelliklere sahip bir futbolcu olduğu için Hakan Balta‘nın boşluğunu doldurmakta zorluk çekti.
Ortasaha da yıldızlar geçidi
Küme düştüğü sezon Kayseri Erciyesspor, Bülent Korkmaz‘ın teknik direktörlük görevine getirilmesiyle birlikte önemli bir çıkış yaşamıştı. Bu çıkışta öne çıkan futbolcuların başında Mustafa Sarp geliyordu. Sarp‘ın gösterdiği bu performans bir çok takımın dikkatini çekmiş ancak elini çabuk tutan Bursaspor olmuştu. Yeşil Beyazlı forma altında gösterdiği performasla dikkatli tekrar çeken Mustafa Sarp sezon başında bonservis bedeli olmadan Galatasaray‘a transfer oldu. Defansif ortasaha olarak görev yapan Sarp‘a eşlik etmesi beklenen Mehmet Topal, bir türlü istenilen seviyeye gelemedi. Galatasaray‘ın iki sezon önce kazandığı şampiyonlukta önemli pay sahibi olan Topal büyük bir düşüş içerisinde. Linderoth ise geldiği günden beri sakat. Hala kadroda neden tutulduğu merak konusu...
Arda dümene geçti
Sezon başında, Galatasaray‘ın futbolda 3‘üncü bölge olarak adlandırılan mevkide fazla sıkıntı yaşamaması bekleniyordu ama ilerleyen haftalar bu durumun tam aksini gösterdi. Sezon başında Arda‘ya kaptanlık pazubandı verilmesi ile genç yıldız önemli bir sorumluluk aldı. Bu sorumluluk ağır gelmiş olmalı ki kimi zaman genç yıldızın performansına olumsuz etki yaptı. Keita ise Fenerbahçe derbisine kadar geneldi başarılı bir performans çizdi. Kadıköy‘deki gergin atmosferde Carlos‘a attığı yumruk pahalıya maloldu. Federasyondan aldığı cezaya Teknik Direktör Frank Rijkaard‘ın tavrı da eklenince Keita ilk devreyi kenarda tamamladı.
Galatasaray, Kadıköy‘de 3 puandan çok fazlasını kaybetmişti aslında. Karşılaşmanın henüz ilk dakikalarında Baros‘un bir pozisyonda ayağında kırık oluşması ve ilk devreyi kapatması ilerleyen haftalarda büyük sıkıntı oluşturdu. Keita ve Baros‘un devre dışı kalmasının ardından sazı eline alan Avustralyalı yıldızı Harry Kewell oldu. Ligin kapanış maçında Gençlerbirliği‘ni misafir eden sarı-kırmızılıların imdadına yine Kewell yetişti. Kewell, 77. dakikada attığı golle hem takımına çok önemli 3 puanı kazandırdı, hem de ilk devrenin moralli kapanmasını sağladı. Taraftarın büyük umutlar beslediği Nonda fazla forma şansı bulamığından dolayı olsa gerek ilk yarı takımına beklenen katkıyı sağlayamadı. Elano ise Brezilya Milli Takımı‘nda sergilediği futbolun aksine ligimizde önemli bir varlık gösteremedi. Zaman zaman ikinci bir Lincoln vakası mı yaşanıyor sorularını akıllara da getirmedi değil.
Servet‘in yanına bir stoper şart
Ligin ikinci yarısında Baros‘un düzelip takımdaki yerini almasıyla sarı/ kırmızılıların hücüm hattında önemli bir sıkıntı yaşaması beklenmiyor. Eldeki yıldızlara bakıldığında bu bölgeye bir transferin gerekmediği de söylenebilir. Takımda en önemli sorun defansta gözüküyor. Servet, iki sezondan beri hakkında çıkan transfer haberlerine rağmen bölgesinde sorunsuz görev yapıyor. Sivasspor‘dan geldiği günden beri Servet, tam 10 oyuncu eskitti. Birlikte oynadığı Song, Bouzid, Meira, Semih Kaya, Murat Akça, Emre Aşık, Emre Güngör, Gökhan Zan‘ın yanı sıra bazı maçlarda takımın diğer bölgesinden gelen arkadaşları Hakan Balta ve Mehmet Topal bu isimler arasında sayılabilir. Bu tablo da net olarak gösteriyorki Galatasaray‘ın transferde önceliği stoper olmalı.




