Garip bir durumla karşı karşıyayız. Neredeyse 2-3 yıldır giderek artan bir tempoda, Türk Silahlı Kuvvetleri‘yle hem iktidar, hem de medya arasında açık bir kavga yaşanıyor...
Genelkurmay Başkanı başta, TSK bu eleştiri ve ardı ardına gelen yargılamalara büyük tepki gösterir oldu. Eskiden en basit bir eleştiri veya sorgulamayı dahi kabul etmeyen TSK‘da, değişen bu atmosfere ayak uyduramadı veya uydurmak istemedi. Tırmanma artık inanılmaz noktalara geldi. Bugün, medyanın bir bölümü TSK‘yı sert şekilde eleştiriyor. TSK da aynı sertlikte yanıt veriyor. Mütarekere basını diye suçlayabiliyor. İktidar da bu gelişmeleri sessizce izliyor.
Ancak bu gidiş, yavaş yavaş tehlikeli bir noktaya gelir oldu. Kendi askeriyle kavga eden bir ülke görüntüsü veriyoruz. Medya eleştirebilir. Hatta gerektiğinde sert eleştiri de yapabilir. Ancak hakaret edilmemeli. TSK‘da bu eleştirilere yanıt verebilmeli ve vermeli. Ancak eleştiriler, hakaretle yanıtlanmamalı. Nihayet, iktidar da bu gelişmelere seyirci kalmamalı...
Zira, bu gidiş durulmaz ve bir uzlaşı çerçevesinde buluşulmazsa, Türkiye çok tehlikeli bir sürece kayar. Unutmayalım ki, ülkemizin en önemli kurumu TSK‘dır. Bu kurumda başlayacak bir çözülmenin faturasını hepimiz öderiz.
Ancak TSK‘da artık, eski dönemlerin kapandığını, sivil otoritenin ve medyanın denetimi döneminin başladığını kabul etmeli. Buna göre hareket etmelidir. Gelin yeniden başlayalım. Ordusuyla kavga eden değil, ordusunu denetleyen bir sivil ilişkiye girelim. Bu kavga bu şekilde devam ederse, kim kazanır biliyor musunuz?..





