Okumak insanı yüceltir, şiir ise inceltir. Günlerdir bu sözü yineleyip duruyorum zihnimde.
Özellikle gecenin bir vaktinde, okumuş olduğum kitaba biraz ara verip gözlerimi kapattığım zaman daha da yoğunlaşıyor bu söz muhayyilemde. Öyle az buz değil, önce küçük bir nokta hâlindeyken daha sonra hızla büyüyerek kocaman bir yumak, giderek devasa bir kütle olup paramparça ediyor beni. Fırlayıp çıkıyorum balkona nefes nefese, neyin nesi bu diyerek. Benden bir şeyler yapmam mı isteniyor? Okuyor ve okumalarını salık veriyorum çevremdekilere, ısrarla. Yıllardır ‘okumanın‘ öneminden bahsediyorum öğrencilerime. O kadar ki, okumayı, alışkanlıktan da öteye bir refleks hâline getirmelerini istiyorum onlardan. Bizler, diyorum, "Oku!" emriyle başlayan bir dinin mensupları değil miyiz?! Okumanın yeri ve zamanı yoktur aslında. Bu soruşturmada yer alan yazar ve şairlerimiz de bu görüşü paylaşıyorlar zaten. Ama yine de mevsim yaz ise, okuma eylemi biraz daha depreşir yüreğimizde. Kaptırır gideriz kendimizi; okuruz, okuruz, okuruz...
Sonsuz teşekkürler yazar ve şairlerimize, okuyan herkese sonsuz teşekkürler...
Mehmet Can Doğan
"Birkaç gün önce Ahmet İnam‘ın Hayal Yayınları‘ndan çıkan "Felsefece Denemeler"i Canım Yobazlarım Benim adlı kitabını okudum. Ahmet Nezihi Turan ile Gökhan Yavuz Demir‘in editörlüğünü yaptığı Paradigma Yayıncılık‘ın 100. kitabı olan Oğullar ve Babaları‘nı okuyorum. Sonra iki şiir kitabına niyetliyim: Ömer Erdem‘in Everest Yayınları‘ndan çıkan son şiir kitabı Kireç, Betül Tarıman‘ın YKY‘den çıkan Ağır Tören‘i. Bir de Şiir Defteri‘nin gelecek yılki "Dergiler" bölümünün hazırlığı olarak bir hayli şiir ve edebiyat dergisi okuyup inceleyeceğim."
Mehmet Butakın
2010 yazına hiç değilse elimde bir romanla girme hevesime rağmen alışkanlığımı bozamadım. Sıraya koyduğum şeyler vardı.
İlki;
Ahmet Yıldız; Türk Ulusal Kimliğinin Etno-Seküler Sınırları (1919-1938), İletişim, 2000)
Yazlık bir kitap değil, her ne kadar, gündem politik tartışmaların gölgesinden sıyrılamasa da 2010 yaz sezonuna daha rahat bir kitapla başlanabilirdi. Ancak kitaplığımda uzun süredir bekleyen bir çalışmaydı bu. Ne mutlu Türküm Diyebilene üst lejantıyla neşredilmiş. Okumakta olduğum 2004 baskısı, 500 adet yayımlanmış. 1996 yılında Milliyet Sosyal Bilimler Ödülü‘ne değer görülen Yıldız, bu çalışmasında Türkiye‘de milli kimliğin inşa sürecinde etnik ve kültürel kimlik vurgusunun yani faşist retoriğin ekim zamanlarını ele alıyor: 1919-1939
İkincisi;
Karl Polanyi; Büyük Dönüşüm / The Great Transformation (Çev. Ayşe Buğra, İletişim, 2000)
Eş zamanlı götürdüğüm bir diğer kitap Polanyi‘nin seminer notlarından toparlanmış Büyük Dönüşüm. 19. ve 20. Yüzyılın büyük dönüşümünü ele alan bu çalışma da öyle yazın okunacak türden değil. Ne var ki benim gibi okuma listesi sırasına riayet etme takıntısı olan bir ehli tertipseniz çok satanlar listesi ilginizi çekmeyecektir. Ama kitabın tek yazlık ve hatta tek romantik tarafı, Polanyi‘nin, bu kitabı eşi Ilona‘ya ithaf etmiş olması. 80 öncesi dandik doçentlik tezlerini saymazsak günümüzde çok az rastlanır şeyler bunlar.
Suavi Kemal Yazgıç
Bugünlerde okuduğum kitaplardan bilhassa üçünü çok sevdim. Birincisi Berat Demirci‘nin ‘Beethoven‘in Gözleri‘, ikincisi Orhan Okay‘ın ‘Ahmet Hamdi Tanpınar: Bir Rüya Adamı‘, üçüncüsü de Seyit Erkal‘ın ‘Geç Kalınmış Bir Gün‘ü... Gel geç gündemlerin dışında ilgilere hitap eden bu üç kitap, beşer olmanın farklı hallerini ‘güzel‘ anlatan eserler. Elimdeki şiir kitapları ise Mehmet Aycı‘nın dokuz kitaplık külliyatı, Bülent Parlak‘ın ‘Sevgili Huzursuzluğum‘u ve Fatma Çolak‘ın Su Güncesi...
Mustafa Uçurum
Tatilleri, durağanlığından dolayı pek sevmesem de okumak için büyük fırsatlar sunduğundan; büyük bir heyecanla beklerim. Yıl içerisinde mesai saatlerine kurban etmek istemediğim birçok kitabı tatilde okumak için bir kenara ayırırım. İskender Pala‘nın yeni kitabı, Ahmet Ümit, Rasim Özdenören, ayırdıklarımdandır mesela. Edgar Morin‘in "Aşk, Şiir, Bilgelik" kitabı var elimin altında.
Bir de tatillik şiir kitaplarım vardır. Bu yaz, "Dışarı çıkıyorsanız dikkat! Çiçeklerle karşılaşmayın." çağrısını tekrar yaşamak için bir ağaç gölgesi bulup Edip Cansever şiirlerini tekrar tekrar okuyorum. Araya kattığım Turgut Uyar‘ı da saymak gerek.
Ayrıca dokuzu bir yerde Mehmet Aycı şiir kitapları posta kutuma konuk oldu. Şiirlerle yaz sıcaklarını serinletmeye çalışıyorum. Fırsat da bulursam biraz şehirden uzaklaşıp, çantamda kitaplarım düşüyorum yola. "Bir göz atıyorum denize / Çın çın ötüyor balıklar."
Mesut Doğan
Yaz günlerinde tembellik had safhada. O nedenle çok fazla okuyamıyorum ama gezi yazıları yazmaya çalışıyorum daha çok. Marcel Proust‘un serisi her zaman baktığım kitaplardan. Şu anda okuduğum kitaplar, Dublinliler, İki Şehrin Hikâyesi, Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Kristal Denizaltı ve bazı liderlikle ilgili kitaplar. Okumayı düşündüğüm kitaplar arasında, Çavdar Tarlasında Çocuklar, yarım kalan ve bitirilmeyi bekleyen Niteliksiz Adam romanı ve Bin bir Gece Masalları, Sanatçının Genç Bir Adam Olarak Portresi (3. kez okumak istiyorum), Evliya Çelebi Seyahatnamesi vb. eserler var.





