Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Rektörü Prof. Dr. Sedat Laçiner, ‘‘Bugüne kadar anayasaları askerler yapmış. Sivil asker ilişkiniz sağlıklı bir hale gelmediyse dünyanın en iyi anayasası olsa fark etmez. O anayasa da eski işlevine kısa sürede ulaşır‘‘ dedi.Güneysu Derneği öncülüğünde başlatılan, ‘‘Yedi İklim Yedi Kültür‘‘ projesi kapsamında, Türkiye‘nin 81 ilinden kültür ve yardımlaşma derneği temsilcileri, ÇOMÜ Anafartalar Yerleşkesi Süleyman Demirel Konferans Salonunda düzenlenen ‘‘Yeni Demokratik Anayasa Paneli‘‘ne katılmak için kente geldi.ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Sedat Laçiner, panelde yaptığı konuşmada, Cumhuriyet‘in 100. kuruluş yılı olan 2023 yılına, Çanakkale ruhunu, geniş ortak paydaya, tüm yasalara, anayasaya, gündelik yaşantıya oya gibi işleyerek ulaşılabileceğini söyledi.
‘‘Tıpkı Çanakkale Savaşı‘ndaki siperlerde, yanımızdaki kardeşimizin mezhebini nasıl merak etmediysek, yanımızdaki dairede oturan kişinin mezhebini de fark etmediğimiz, önemsemediğimiz günlerin hayalini kuruyorum. Fark etmediğimiz etnik kökenlerin hayalini kuruyorum. O anlamda Çanakkale ortak paydasının Türkiye‘nin olabilecek en geniş yaşanmış, en geniş ortak paydası olduğunu düşünüyorum. Anayasanın bu ruhla yazılmış olmasını temenni ediyorum‘‘ diyen Laçiner, şöyle devam etti:‘‘Anayasayı değiştirdiğiniz, en iyi anayasayı yazdığınız zaman sorunlarınız bitmez. ABD‘nin, Finlandiya‘nın, Almanya‘nın anayasasını alalım, buraya doğrudan getirelim, başına bir ay yıldız, üzerine de ‘TC Anayasası‘ yazalım. Bütün sorunlarınız aynen devam eder. Hiçbir şey değişmez. Hatta tüm anayasaların hepsini toplayın, en iyisini ortaya çıkarın, dünya anayasalar yarışması birincisi olun, yine bir şey değişmez. O anlamda anayasanın değiştirilmesinin sembolik bir anlamı vardır. Çünkü Türk milleti uzunca bir süreden sonra belki de ilk defa olarak kendi anayasasını, sivil, silahlı olamayan anayasasını yapacak, ilk medeni anayasası olacak. O anlamda sembolik bir anlamı var. Bu anlamda Türkiye Cumhuriyeti‘nin yeni anayasası bir cümle de olsa beni tatmin eder. O cümle de şöyle olabilir, (biz Türkiye‘nin insanları bir araya geldik, birlikte yaşamak istiyoruz, birbirimize karşı saygımız sonsuz. İşte ifade özgürlüğü olsun, farklılıklarımız olsun bir arada yaşayacağız. Tüm dünyaya bunu ilan ediyoruz) bitti. Ama zor olan bunu yaşamaktır, kanunlarını yazmak değildir.‘‘
‘‘Bugüne kadar askerler yapmış‘‘
Laçiner, anayasa yapma sürecinin aynı zamanda o idealleri yaşatacak olan konuların da inşa edildiği bir süreç olduğuna işaret ederek, ‘‘Bugüne kadar anayasaları askerler yapmış. Burada yeni anayasada önemli unsur nedir? Sivil asker ilişkisinin sağlıklı bir hale gelmesi. Sivil asker ilişkiniz sağlıklı bir hale gelmediyse dünyanın en iyi anayasası olsa fark etmez. O anayasa da eski işlevine kısa sürede ulaşır. Dolayısıyla rollerin yeniden karılması gerekiyor. Adil bir şekilde toplumu olabildiğince temsil edebilecek şekilde yeniden karılması gerekiyor. Yeni anayasanın yapım süreci birazcık da bu‘‘ diye konuştu.
2007 yılındaki seçimlerden sonra, Hükümetin anayasayı değiştirmek için bir girişimde bulunduğu, bunun çok heyecanla başladığını dile getiren Laçiner, şunları söyledi:‘‘Hatalar da yapıldı. Fazlası ve eksiği de vardı ama o anayasa girişiminin hemen akabinde anayasayı değiştirme önerisini getiren partiye karşı kapatma davası açıldı. Bu aslında sistemin bir reaksiyonudur, direncidir. O direnç kırılmadığı sürece sizin anayasayı değiştirmenizin çok da bir kıymeti yoktur. Ama ne oldu orada? Toplumun bir reaksiyonu oldu ve anayasanın bazı maddeleri değişti. Örneğin partileri kapatmak artık o kadar da kolay değil.
Bir savcının canı istedi diye, fotokopi belgelerinden bir partiyi hem de iktidar partisini kapatmak gibi bir çılgınlığa insanlar artık gidemiyorlar. Hatta ve hatta ana muhalefet partisinin genel başkanı hakkında bir fezleke ki normalde tüm siyasetçiler hakkında, başbakanlar hakkında da geçmişte çok sayıda düzenlenmiştir, bu düzenlendiğinde insanlar garipsemeye başladı. Bu da olumlu bir gelişme. Demek ki bir kültürün inşa edilmesi gerekiyor. ‘‘





