Kıbrıs’ın güneyinde son dönemde hız kazanan devasa arazi satışları, stratejik bir tehdide dönüşmeye başladı.
Rum basınında çıkan haberlere ve yerel kaynaklara göre, Limasol bölgesindeki terk edilmiş Trozena köyü, İsrail bağlantılı sermaye grupları tarafından tamamen kapatıldı.

- KİLİSEYE GİRİŞ YASAK, YOLLAR KAPALI!
Skala Times gazetesinin sosyal medyadaki infiale neden olan tartışmalara dayandırdığı habere göre, köyü satın alan İsrailliler, bölgedeki kutsal mekânlara erişimi kısıtladı.
Köyde bulunan Aziz Georgios Kilisesi’ne ibadet veya ziyaret için giden Rum vatandaşların içeri alınmadığı, bölgenin adeta "kurtarılmış bölge" ilan edildiği belirtiliyor.
Konuyla ilgili açıklama yapan bir polis memuru, arazinin özel mülkiyete geçtiğini doğrularken, kilisenin mülkiyet sınırları içinde kalması durumunda girişlerin kısıtlanabileceğini itiraf etti.
Öte yandan aynı yetkili, "Hiç kimse kamusal bir yolu veya alanı yasaklayamaz. Böyle bir durumda vatandaşlar polise başvurmalı" diyerek yaşanan hukuksuzluğa işaret etti.

- "BİNALARI YIKIP TARİHİ DOKUYU BOZUYORLAR!"
Eski milletvekili ve Ekolojistler Birliği Başkanı George Perdikis, konuyu sosyal medya üzerinden gündeme taşıyarak yetkilileri göreve çağırdı.
"Şirketin imar dairesi ve yerel yönetimce desteklendiğine, ayrıca eski bir patikayı açmak için iş makineleri kullandığına" dair şikâyetler ve duyumlar aldıklarını aktaran Perdikis, İsrailli şirketin sadece mülk satın almadığını, aynı zamanda:
- Köydeki mevcut binaları yıktığını,
- İmar dairesinden destek alarak iş makineleriyle bölgeye müdahale ettiğini,
- Sit alanı statüsündeki bölgenin doğal ve tarihi dokusuna zarar verdiğini iddia etti.

- SIRADA BAF’TAKİ TÜRK KÖYLERİ Mİ VAR?
Perdikis’in açıklamalarındaki en çarpıcı noktalardan biri de Baf bölgesindeki terk edilmiş Türk köylerine olan yoğun ilgi oldu.
Yetkililerden açıklama beklendiğini söyleyen Perdikis, Trozena köyü de dâhil olmak üzere bu bölgenin sit alanı içinde olduğu konusunda yetkililere bilgi verdiklerini aktardı.
İsrail başta olmak üzere yabancı yatırımcıların bu bölgeleri de mercek altına aldığı, adanın demografik yapısının ve toprak bütünlüğünün sermaye eliyle değiştirilmek istendiği vurgulanıyor.






