Resûlullah (S.A.V.) Efendimizin "Yedi helâk ediciden sakının!" diye buyurması karşısında, sahabe-i kirâmın: 

- Onlar nelerdir, Ya Resûlullah! diye sormalarına karşılık, Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz büyük günahlardan yedi tanesini saymıştır. ALLAH Teâlâ nın yasaklarının her biri muhlik yani helâk edicidir. Bu hadis-i şerifte sadece yedi tanesinin böyle sıfatlandırılması, bunların helâk eden günahların en şiddetlileri olduğunu göstermektedir. Bu, toplumu ve ferdi mahvedecek suçları birkaç maddede sıralamıştır: 

1- İnanca yönelik haramlar. Şirk bunların en başındadır. Sihir de duruma göre buna dahildir. Sihir yapmak, Kıyamete kadar haramdır. ALLAH Teâlâ şöyle buyurdu:

 "Süleyman ın hükümranlığı hakkında onlar, şeytanların uydurup söylediklerine tâbi oldular. Halbuki Süleyman büyü yapıp kâfir olmadı. Lâkin şeytanlar kâfir oldular. Çünkü insanlara sihri ve Babil de Hârut ile Mârut isimli iki meleğe indirileni öğretiyorlardı. Halbuki o iki melek, herkese: Biz ancak imtihan için gönderildik, sakın yanlış inanıp da kâfir olmayasınız, demeden hiç kimseye sihir ilmini öğretmezlerdi. Onlar, o iki melekden, karı ile koca arasını açacak şeyleri öğreniyorlardı. Oysa büyücüler, ALLAH Teâlâ nın izni olmadan hiç kimseye zarar veremezler. Onlar, kendilerine fayda vereni değil de zarar vereni öğrenirler. Sihri satın alanların, ona inanıp para verenlerin ahiretten nasibi olmadığını çok iyi bilmektedirler. Karşılığında kendilerini sattıkları şey ne kötüdür! Keşke bunu anlasalardı!"

Görüldüğü gibi âyet-i kerimede: "Halbuki Süleyman asla sihir yapmadı." yerine, "Halbuki Süleyman asla kâfir olmadı." buyuruluyor. Bu da sihrin kötü ve çirkinliğini göstermektedir. Burada küfürden gaye, sihirdir. Ayrıca âyet-i kerimede "sihir" yerine "küfür" kelimesinin kullanılması, halkı sihirden nefret ettirmek ve insanı küfre götürebilecek günahlardan olduğunu belirtmek içindir. Hârut ile Mârut un sihir öğrettiği kişilere: 

- Biz ancak imtihan için gönderilmişizdir. Sakın sihir, büyü yapıp da kâfir olma! diye ikazda bulunmaları, sihrin küfre götüren sebeplerden olduğunu göstermektedir.

2- Ahlaki noktadaki haramlar. Cana kıymak, cihaddan kaçmak ve iftira gibi.  İnsan öldürmek Kıyamete kadar haramdır. ALLAH Teâlâ şöyle buyurdu:

 "ALLAH Teâlâ nın haram kıldığı cana, haklı bir sebep olmadıkça kıymayın."

 "Kim bir canı, bir can karşılığında veya yeryüzünde bir fesat çıkarmaktan dolayı olmaksızın, öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibi olur." 

 "Kim bir Mü mini kasden öldürürse, cezası içinde ebedî kalıcı olmak üzere cehennemdir. ALLAH ona gazabetmiş ve lânet etmiştir. Ve ona büyük bir azap hazırlamıştır."

Cihaddan kaçmak kıyamete kadar haramdır. ALLAH Teâlâ şöyle buyurdu: "Ey iman edenler! Size ne oldu ki: ALLAH Teâlâ yolunda savaşa çıkın! denildiği zaman yere çakılıp kalıyorsunuz Dünya hayatını ahirete tercih mi ediyorsunuz Fakat dünya hayatının faydası ahiretin yanında pek azdır.  Eğer gerektiğinde savaşa çıkmazsanız, ALLAH Teâlâ sizi pek elem verici bir azap ile cezalandırır ve yerinize sizden başka bir kavim getirir; siz savaşa çıkmamakla O na hiçbir zarar veremezsiniz. ALLAH Teâlâ her şeye kadirdir.  Eğer siz O na yani Resûlullah a yardım etmezseniz, bu önemli değil; O na ALLAH Teâlâ yardım etmiştir: Hani, kâfirler O nu, iki kişiden biri olarak yani Ebu Bekir ile birlikte Mekke den çıkarmışlardı; hani onlar mağaradaydı; O, arkadaşına: Üzülme, çünkü ALLAH Teâlâ bizimle beraberdir, diyordu. Bunun üzerine ALLAH Teâlâ O na sükûnet sağlayan emniyetini indirdi, O nu sizin görmediğiniz bir ordu ile destekledi ve kâfir olanların sözünü alçalttı. ALLAH Teâlâ nın sözü ise zaten yücedir. Çünkü ALLAH Teâlâ üstündür, hikmet sahibidir."