Soru: Ülkemizde son günlerde artan terör olaylarını nasıl değerlendiriyorsunuz

Cevab: Bismillâhirrahmânirrahîm.

Terör sadece Türkiye nin değil, dünyanın başının belasıdır. Milletçe birlik ve beraberlik içinde olursak ordumuz, polisimiz, devlet adamlarımız, siyasetçilerimiz, din adamlarımız ve memurlarımızla yani milletin tüm katmanları bir araya geldiğinde birbirini daha çok sever, birbirine güvenirse biz bunu alt ederiz. Nice belaları ve tehlikeleri, iç ve dış düşmanları alt etmesini bildik. Birliktelikle bugünlere geldik. Yedi düvele meydan okuduğumuz dönemler de oldu. Beraberlik içinde olursak devletçe ve milletçe bunları atlatacağımıza inanıyorum. Birbirimizi sevmekten ve bütünleşmekten ayrılmamamız lazım. Birbirimizi sevmekten ve bütünleşmekten başka çare yok. Gün, birlik günüdür.

Tırmanan ya da tırmandırılan terörün, Türkiye yi tehlikeli noktalara sürüklediği ortada. Milletin, topyekûn lânetlediği terör hadisesinden menfaat elde etmeye çalışanlar elbette vardır. Ancak geçmiş yıllarda yaşananlar da şahitlik ettiği üzere, terörle bir yere varmak mümkün değil. Bunu en başta, terör den menfaat umanlar bilir ve bilmeli.

Milletimizin tek bir talebi vardır: "Terör, bir an önce kökten halledilsin!" Terörün kökten halledilebilmesi, terör hastalığına, doğru teşhis koymakla mümkündür. Yanlış konulan bir teşhis sonrası, uygulanan çare netice vermez. Asıl üzerinden durulması gereken konu da budur. Ancak bunu yaparken, yeni yaralar da açmamak lâzım. Türkiye nin çeyrek asra yaklaşan terör mücadelesi nde kalıcı çarenin sunulamaması biraz da bu sebepledir. Uzun yıllara dayanan bir anlayışla, terörün kökünde maddî imkânsızlık olduğu varsayılmıştır.

Elbette maddî imkânsızlık da terörü besleyen bir sebep tir, ama ilk ve son sebep değildir. Ne acıdır ki, Türkiye yi idare edenler bu sebebi ilk ve son sebep olarak kabul etmiş, çok sayıda aydın ve ekonomist teröre sadece bu pencereden bakmıştır. Bu yanlış teşhis sonrası yapılanlar ise terörü önlemeye yetmemiştir.

Aradan bunca yıl geçtikten sonra, artık terörün kaynağını doğru teşhis etme zamanı gelmiş ve geçmiştir. Terörle mücadele ederken sadece sert tedbir lerin çare olamayacağı da görülmüş olmalı. Bunca yıl farklı bir şey yapıldı mı Asıl mücadele, ikna ederek, ıslah ederek, kalplere yasakçı koyarak yapılabilir. İşin manevî boyutunu hatırlatanları susturmak, adalet, hak ve hukuk çerçevesi içinde mücadele edilsin diyenleri de suçlu ilân etmekle bir yere varılabilir mi

Terörü besleyen en büyük sebep, haksızlık ve adaletsizliğin yaygınlaşmasıdır. Tabiî ki terörle mücadele en zor işlerden biridir. Bütün dünya Bu mücadeleyi daha doğru bir şekilde nasıl yaparız ın peşinde. İşte bu sebeple Türkiye, terörle mücadeleyi ancak uzman ların desteğiyle yapabilir. Hem sıcak takip anlamında yetişmiş uzmanlar, hem de sosyal konularda yetişmiş uzman bir ekip gerekiyor. Mutlaka uzman bir ekip vardır, ama bu ekibin sosyal kolu nun daha da güçlendirilmesi gereği hissediliyor.

Aman, terörün sürüklemek istediği hukuksuzluk çukuru na düşmeyelim!

İslami terör yanlış  

Batı dünyasındaki İslami terör ifadesi yanlış bir anlayıştır. 2 milyara yakın Müslümanı potansiyel terörist olarak görmek işbirliğini engellemektedir. İslami terör yanlış bir anlayış ve ifadedir. Dine ılımlı, siyasal, radikal, demokratik, siyasi gibi sıfatlar eklemek de doğru değildir. Bu yaklaşımlar batı ile doğu arasındaki işbirliğini daha da imkânsız hale getirmektedir.