Toplumumuzda, kişiye yasını tutmasına fırsat verilmez. O an derin acılar içinde olan kişi ağlamak ve rahatlamak istemektedir.
Ama ne zaman gözleri dolsa, etrafında bir insan kümesi belirir ve "sakın ağlama, gel dışarı gidelim, eğer ağlarsan ölen yakının azap çeker..." gibi sözlerle ağlamasına yasını tutmasına izin vermezler. Oysa Uzmanlar gözyaşının, kişinin beden kimyasını etkileyen stres etkilerini azalttığını ve gözü mikrobik hastalıklardan koruyarak tahriş edici maddelerin tesirini ortadan kaldırdığını söylüyorlar. Yapılan araştırmalarda ağlamanın moral bozukluğuna da iyi geldiği saptanmıştır. Bu konuda çeşitli araştırmalar yapan W. Frey kişinin ağlama sırasında gözyaşı ile vücuttaki strese sebep olan maddeleri attığını iddia etmektedir. Ağlama sırasında salgılanan gözyaşının vücuddaki manganezi yoğunlaştırarak attığı ifade ediliyor.
Uzmanlar iki tür gözyaşı olduğunu söylerler. Birincisi tahriş sonucu ortaya çıkan gözyaşıdır ikincisi ise, hissi duygusal nedenlere bağlı olarak kişinin ağlaması neticesinde ortaya çıkan gözyaşıdır. Araştırmalar herhangi bir üzüntü sonrası akan gözyaşının kimyasal olarak diğerinden ayrı olduğunu ifade ediyorlar. Stres esnasında salgılanan ve ağrı hissini düzenleyen, lösin_enfekalin ve prolaktin maddesinin kişinin ağlaması neticesinde akan gözyaşında bulunduğu saptanmıştır.
İnsanın mana dünyasında olgunluğunu gösteren ağlamak, fizyolojik etkilerle de kendini gösterir. Gözyaşı burada devreye girer. Stresten kurtulmanın en belirgin ifadesidir gözyaşı. Kişi ağlamanın sonucunda gerginliğe ve strese sebep olan kimyevi maddeleri temizleyip dışarı atmak suretiyle ruhi sıkıntılarından korunmaya çalışır.
Tıbbî araştırmalar, rahatça ağlayabilen kişilerin daha sağlıklı bir hayat sürdüğünü göstermektedir. Kişinin keder ve elem karşısında ağlayıp içini dökerek, büyük ölçüde rahatlayacağı öteden beri bilinmektedir. Bu nedenle, hayatımızın en acı dönemlerinde yasımızı tutmalı ve çevremizdeki insanların da yaslarını tutmalarına izin vermeliyiz. Bu süreçte "sakın ağlama, boş ver" demek yerine kişiyi dinlemeli ve duygularını paylaşmalıyız. Ağladığında, hüzünlendiğinde, zaman zaman içine kapandığında anlayış göstermeliyiz. Zira, göz yaşı ve hüznü taşıyan söz acıyı alıp götüren sel gibidir.





