Yaklaşık üç asırdır dünyaya egemen olan bir sistemin

insanlığa huzur getiremeyeceği anlaşıldığı halde bu yapıdan beslenmeye devam

etmek zararı katlamaktan başka bir işe yaramaz. Ortada sinsi bir planın olduğu

aşikar. Batı’nın bu sinsi planını bozmak için, beklentilerimizi gözden

geçirmeliyiz. Beklentilerimizle bu sinsi plan nerelerde kesişiyorsa, o

noktaları derhal terk etmeliyiz. Çünkü, düşmanla iş tutmak bize yakışmaz. Peki

zararın neresinden döneceğiz

Zararın neresinden dönsek kâr olduğuna göre, önemli olan

dönüştür. Bütün insanların âdil bir dünyada, huzur ve barış içinde yaşamaya

hakları varken, herkese yetecek kadar nimet varken bunun durdurulmaması,

dönüşün olmamasındandır. Ahlaki temelden yoksun, adalet duygusundan yoksun,

adil paylaşımdan yoksun bir dünyanın sermayesinin sadece kan ve silah olduğu

aşikarken, sadece ABD’nin 2010 yılında 21 milyar dolar olan silah satışının,

2011 yılında üçe katlanmış ve 66 milyar dolara çıkmış olması ortada iken neden

dönüş-üm gerçekleşmiyor

Bu dönüşüm, sadece hayal kurmakla değil, hayallerimizi

gerçekleştirme yönünde bedel ödemekle gerçekleşecektir. Bölge ülkeleri bu

bedeli bedenen öderken, bizim akıl teri dökmemiz gerekmektedir. Müslümanlar bir

vucudun azası ise, ülkemiz baş mesafesinde olduğundan bu bedelden kaçamaz.

Bizim dedelerimiz altı asır boyunca dünyaya adaletle hükmetti. Yeniden

tarihimize dönmek, “bizi magmaya da tıksalar, üzerimize beton da dökseler,

fışkırır yeni bir dünyayı yine kurarız” demek için dönüş-üme ihtiyaç var. Ülkemizin çevresindeki müslüman

ülkeler arasında ihtilafların artması sebebiyle güçsüzleşmesinin ülkemizi güçlü

kılması dönüşümü tetiklemek için düşündürücüdür. Irak’ın işgali ve üçe

bölünmesi, Sudan’ın bölünmesi ve mevcut petrol sahalarının Batı’nın

desteklediği Güney Sudan’da kalması, Libya’da benzer bir durumun yaşanması ve

Suriye’nin karışması bu çerçevede değerlendirildiğinde, sıranın assoliste

geldiği göstermiyor mu Makro planda, İslam Âleminde yaşanan bu olumsuz

hadiselere nasıl yaklaşılacağı ve nasıl bir yol izleneceği hususunda

prensiplerin belirlenmesinin zamanı gelmedi mi Zamanı geçiyor bile ancak makro

planda olanlardan daha önemlisi mikro planda inananların beklentilerini gözden

geçirmesidir.

Yeni bir dünya’nın yapım aşamasındayız. Şafak sökmek üzere.

Ancak unuttuğumuz bir husus var: eski dünyadan bir türlü vazgeç-e-miyoruz.

Halbuki, dünyanın bütün zalimlerine korku salacak, mazlumlarına umut olacak

çağrı, etkisini ancak beklentilerimizden vazgeçtiğimizde gösterecektir. Çünkü,

eski dünyayı elimizin tersi ile itmeden yeni bir dünyayı ele almak mümkün

değildir. Geri dönüş-üme hazırlanma vaktidir. Zira, hiç değilse ölümüz işe

yarar.