Yaklaşık bir hafta kadar önce Erbil de Guardian
gazetesinden Martin Chulov un sorularını yanıtlayan Irak Kürdistan Bölgesel
Yönetimi (IKBY) Başkanı Mesud Barzani, Iraklı Kürtlerin bağımsız bir devlete
sahip olmalarının hiç olmadığı kadar yakın olduğunu söyledi. Buna gerekçe
olarak da, 1916 yılında imzalanan ve Orta Doğu daki sınırları belirleyen
Sykes-Picot Anlaşması nın hükmünü yitirmesini ve bölgede yeni bir uluslararası
anlaşmaya duyulan ihtiyacı gösterdi.
Chulov un yazısında Barzani ile yaptığı görüşmeyi ana
hatlarıyla şu şekilde özetliyor: Sykes-Picot Birinci Dünya Savaşı sırasında
Osmanlı İmparatorluğu nun Orta Doğu daki topraklarını paylaşmak amacıyla
İngiltere ve Fransa arasında gizli olarak imzalanmıştı. Uluslararası toplumun
Irak, özellikle de Suriye nin yeniden birleştirilemeyeceğini kabul etmeye
başladığını ifade eden Barzani bölgede zorunlu beraber yaşama fikrinin hatalı
olduğunun anlaşıldığını belirtti. Barzani Dünya liderleri kendi aralarında
Sykes-Picot döneminin sona erdiğine kanaat getirdiler. Bunu söyleseler de
söylemeseler de, kabul etseler de etmeseler de fiiliyattaki gerçek bu dedi.
Chulov, yazısında Barzani ye atfen şu ifadelere de yer
veriyor: Dinsel ve mezhepsel bölünmelerin yaşandığı Irak ve Suriye de toplumları
korumak için yeni bir anlaşmanın gerektiğini düşünen Barzani Bu yeni
anlaşmanın türü, mekanizması ve statüsünün ne olacağı önemli. Ama 100 yıldır
aynı yanlış deneyi tekrar etmeyi sürdürmek çok mantıksız dedi. Irak ve Şam
İslam Devleti (IŞİD) örgütü Irak ın en büyük ikinci kenti Musul u aldığından bu
yana Irak ın siyasi haritası keskin bir biçimde değişti.
Guardian Yazarı
Üzerinden Verilen Mesaj!
Peşmergenin gün geçtikçe Genişletilmiş Kürdistan
inşasını gerçekleştirmeye odaklandığının altının çizildiği bir dönemde bu
yazının Guardian da yer alması elbette çok önemli. Her şeyden önce söz konusu
gazete İngiltere de yayın yapıyor, yani bir İngiliz gazetesi.
Ne olmuş yani, İngiltere ise İngiltere, abartacak ne var
diye sorabilirsiniz. Mesele öyle göründüğü gibi değil. Herhangi bir ülkeden
bahsetmiyoruz. Osmanlı yı parçalara bölen ve şu an üzerinde güç mücadelesi
yaşanan coğrafyanın son yüzyıllık sınırlarını çok büyük ölçüde çizmiş olan bir
ülke ile karşı karşıyayız. Ve bu ülke bir kez daha devrede. Guardian üzerinden
bölge Kürtlüğü ve Barzani ve diğer aktörler/isimler üzerinden coğrafyayı
yeniden dizayn etmek isteyen güçler koalisyonunun önemli bir parçası, hatta
büyük ölçüde beyni. Dolayısıyla, bu mesajın arka planını öncelikle İngiltere
olarak okumak lazım.
Barzani Üzerinden
PYD ye Destek Arayışları mı
Barzani, Iraklı Kürtlerin bağımsız bir devlete sahip
olmaları gerektiğini ilk defa mı açıklıyordu Elbette hayır! Epey bir yıldır
söylüyor desek, yanılmış olmayız. Arada bir çıkar; bugün olmazsa yarın, belki
de yarından da yakın türünden açıklamalarla hem birilerinin gazını alır hem de
bazı adreslere rahatlatıcı mesajlar yollar. Bundan daha da öte bir şey
yapabilmesinin mümkün olmadığını, olamayacağını en iyi bilenlerden birisidir.
Nitekim 2007 deki keskin dönüşünün altında da bu husus yatar.
Ayrıca, Kürdistan ın Sykes-Picot düzeninin sonu olduğunu
ilk defa açıklayan da Barzani değildir. Bu konuda yürütülen psikolojik
operasyon kapsamında bir çok Kürt aydın yıllardır bununla ilgili
açıklamalarda bulunur. Peki, o zaman bu haberi niçin köşemize taşıdık. Elbette
bunun fazlasıyla geçerli nedenleri var ve bunlar için de çok fazla uzaklara
gitmeye gerek yok. Cenevre sürecine doğru yaşanan PYD krizi bu hususta
fazlasıyla fikir veriyor. Bunun dışında, Barzani üzerinde son dönemde yürütülen
operasyon da şimdi daha bir anlamlı hale geliyor.
Yedi Düvel in PYD
Dayatmasının Arka Planı...
Bu Cuma günü Cenevre de başlaması planlanan Suriye barış
görüşmelerinde yaşanan PYD restleşmesi , Barzani nin yaptığı bu son açıklamayla
birlikte daha anlamlı bir hale geliyor ve pek tabi ki Türkiye nin ortaya
koyduğu direnç ve kararlı tutumun da nedenleri anlaşılabiliyor. PYD yi burada
Türkiye açısından kırmızı bir çizgi haline getiren gerekçeleri
sıraladığımızda, oyunun sadece bir kanton ile sınırlı kalmadığını sizler de
göreceksiniz.
Öncelikle, Suriye-Irak merkezli (yani Mezopotamya
ağırlıklı) Ortadoğu haritasına şekil verilmeye çalışılan sürecin
hızlandırıldığı bir dönemden geçiyoruz. İkincisi, bu haritanın iki önemli
aktöründen biri olarak BOP haritasında yer alan Kürt Devleti nin Suriye ayağı
(bir diğer tabirle Doğu Kürdistan ın) inşa edilmek istenilmektedir. Bu
kapsamda, Ayn el-Arap ta (Kobani) hikayesi yazılan Kürt Devleti ne PYD
üzerinden Cenevre deki masada meşruiyet kılıfı giydirilmeye çalışılmaktadır.
Ve işin ilginç yanı, Türkiye yine yapayalnız. Üstelik,
doğusu ve batısı ile tüm aktörler mesele Türkiye olduğunda rahatlıkla
aralarında bir mutabakata varıyorlar. Mesele Kürt aşkı değil! Mesele, bölgede
Türkiye yi zayıflatma ve coğrafyayı Kürtler üzerinden bölerek birbirine
kırdırmak! Fakat, ne yazık ki bunu ne içimizdeki bazı kesimler ne de bölge
Kürtlüğü nün adını kullanarak bu oyuna alet olanlar görebiliyor. Aynen yüzyıl
öncesinde olduğu gibi...
PYD de Israr
Edenler, Niçin Türkmenleri Dışlıyor
Çok basit! Çünkü Suriye Türkleri, Türk Misak-ı
Millisi nin ayrılmaz bir parçasıdır. İlan edilmeyi bekleyen Türk Yakın Çevre
Doktrini nin en meşru gerekçelerinden birisidir. Onlar, Halep Kuva-yi
Milliyesi dir. Sancağın düştüğü ve tekrar ayağa kaldırılacağı Milli
Mücadele nin son iki cephesinden biridir.
Suriye Türkleri masada yer aldığında, onlara özerklik (ya
da Kürtler bağlamında gündeme getirilen Kanton) verilmesi kaçınılmaz olacaktır.
Bu özerkliğin ise, süreç içerisinde bir Hatay Modeli ne dönüşme olasılığı
Batı nın ve ötekiler in ortak kaygısını oluşturmaktadır. Bu ise, bölge ile
Türkiye nin birleşmesi ve İslam dünyasının yeniden bir güç merkezine dönüşmesi
yolunda önemli bir adım olacaktır. Buna karşılık, bölgedeki bir Kürt Devleti ,
hem Büyük Türkiye projesinin önünde bir set hem de coğrafyaya en az bir yüz
yıllık yeni istikrarsızlık ile eşdeğer olacaktır. Hesap budur!
Dolayısıyla, Türkiye ye rağmen bunun yapılması,
Türkiye nin sadece masadaki hükmünün değil, alandaki varlığının ciddi anlamda
bitirilmesi ile eşdeğer olacaktır. Gerçek hedefin Türkiye olduğu açıktır.
Birinci Sykes-Picot nun hedefi olan Osmanlı sonrası, İkinci (ya da revize
edilen) Sykes-Picot da hedef Türkiye Cumhuriyeti dir. Türkiye bunun farkında
olduğu için Masa Şartı nda ısrar etmektedir. Suriye Türkmenlerinin neden
masada yer almadığı ve Türkiye nin PYD konusundaki hassasiyeti sanırım şimdi
daha iyi anlaşılmıştır.
Bu hususu Sykes-Picot bağlamında irdelemeye devam
edeceğiz. Ne de olsa yüz yıllık hesaplaşmanın dönüm noktasındayız!