Türkiye’de resmi işsizlik rakamları gerilerken, İŞKUR’un verileri işsizliğin görünmeyen yüzünü ortaya koyuyor. İŞKUR’un Temmuz ayı verilerine göre kuruma kayıtlı işsiz sayısı 2 milyon 315 bin 300 kişiye ulaştı. Geçen yılın aynı dönemine göre 85 bin 959 kişilik artış yaşanırken, kayıtlı işsiz sayısı yüzde 3,9 yükseldi. Ancak tablonun en dikkat çekici boyutunu yalnızca işsizlerin sayısı değil, işsizlerin ne kadar süredir iş beklediği oluşturdu. İŞKUR’a kayıtlı işsizlerin 235 bin 848’i, yani yaklaşık her 10 işsizden biri, bir yıl ve daha uzun süredir iş arıyor.
- GENÇLER İŞ BEKLERKEN YILLAR GEÇİYOR
Uzun süreli işsizliğin en dikkat çekici adresi ise gençler oldu. Bir yıl ve daha uzun süredir iş bekleyen 235 bin 848 kişinin yüzde 60,6’sını 25-39 yaş arasındaki vatandaşlar oluşturuyor. Uzun süreli işsizliğin en yoğun olduğu yaş grubu 54 bin 877 kişiyle 25-29 yaş aralığı. Bu yaş grubunda İŞKUR’a kayıtlı 432 bin 192 işsiz bulunurken, bunların yüzde 12,6’sı bir yıldan uzun süredir iş bekliyor. 30-34 yaş grubundaki 342 bin 703 işsizin yüzde 13,8’i, 35-39 yaş grubundaki 299 bin 174 işsizin ise yüzde 13,5’i bir yıldan uzun süredir iş arıyor.
Gençlerin çalışma hayatına atılması gereken yaşlarda iş kapısında beklemesi, işsizliğin yalnızca bugünün gelir kaybı değil, geleceğin sosyal ve ekonomik dengeleri açısından da ciddi bir sorun olduğunu ortaya koyuyor.
- DİPLOMA VAR, İŞ YOK
Uzun süreli işsizlikte dikkat çeken bir başka kesim ise üniversite mezunları. İŞKUR verilerine göre bir yıl ve daha uzun süredir iş bekleyenlerin yüzde 13,9’unu en az lisans düzeyinde eğitim almış vatandaşlar oluşturuyor. Yükseköğrenim görmenin işsizliğe karşı güvence olmaktan çıkması, Türkiye’de eğitim ile istihdam arasındaki makasın açıldığını da gözler önüne seriyor. Üniversite yıllarını tamamlayarak çalışma hayatına hazırlanmak isteyen gençler, mezuniyet sonrasında uzun süren iş arama dönemleriyle karşı karşıya kalıyor. Böylece eğitim sürecinin ardından başlayan “iş bekleme dönemi”, gençlerin ekonomik bağımsızlıklarını ertelemesine neden oluyor.
- KADINLAR UZUN SÜRELİ İŞSİZLİKTE DAHA FAZLA
İŞKUR kayıtlarında toplam işsizlerin yüzde 50,9’unu kadınlar oluşturuyor. Kadınların uzun süreli işsizlikteki ağırlığı ise daha da artıyor. Bir yıl ve daha uzun süredir iş bekleyenlerin yüzde 58’i kadınlardan oluşuyor. Erkeklerin oranı yüzde 42’de kalıyor. Bu durum, kadınların işgücü piyasasına girişte ve istihdamda kalıcı yer edinmede karşılaştıkları sorunların, işsizlik süresine de yansıdığını gösteriyor.
- İŞSİZLİK ARTTI, İŞE YERLEŞTİRME AZALDI
İŞKUR verilerindeki bir başka dikkat çekici gelişme ise kayıtlı işsiz sayısı ile işe yerleştirme rakamlarının ters yönlü seyretmesi oldu. Temmuz 2025’te İŞKUR aracılığıyla 145 bin 546 kişi işe yerleştirilirken, bu sayı Temmuz 2026’da 126 bin 281’e geriledi. Böylece bir yılda işe yerleştirilen kişi sayısı 19 bin 265 azaldı. Oransal düşüş ise yüzde 13,2 oldu. Başka bir ifadeyle, iş arayanların sayısı yükselirken iş bulabilenlerin sayısı geriledi. Açık iş sayısında da benzer bir tablo ortaya çıktı. Kurumun verilerine göre 2025 Temmuz ayında 221 bin 750 olan açık iş sayısı, bu yılın aynı döneminde 204 bin 228’e düştü. Böylece açık işlerde yaklaşık yüzde 8’lik gerileme yaşandı.
- EMEKLİLİK ÇAĞINDA BİLE İŞ ARANIYOR
İşsizliğin zamansal boyutunu ortaya koyan bir başka gösterge ise ileri yaşlardaki vatandaşların İŞKUR kayıtları. Temmuz itibarıyla 60 yaş ve üzerindeki 33 bin 743 kişi İŞKUR’a kayıtlı olarak iş arıyor. Bu kişilerin 24 bin 487’si 60-64 yaş arasında, 9 bin 256’sı ise 65 yaş ve üzerinde bulunuyor. Üstelik 60 yaşını aşmasına rağmen bir yıldan uzun süredir iş bekleyenlerin sayısı da bin 534. Düşük emekli aylıkları ve hayat pahalılığı karşısında emeklilik döneminde dahi çalışma ihtiyacı duyan vatandaşların iş aramak zorunda kalması, istihdam sorununun toplumun ileri yaş kesimlerine kadar yayıldığını gösteriyor.
- İŞSİZİN ÖDENEĞE ULAŞMASI DA ZOR
İşsizliğin ekonomik yükünü ağırlaştıran bir diğer unsur ise işsizlik ödeneğine erişim. 2026 yılının Ocak-Haziran döneminde işsizlik ödeneği için 890 bin 911 kişi başvuruda bulundu. Ancak bunların yalnızca 407 bin 865’i ödenek almaya hak kazandı. Başvuranların yüzde 45,8’i işsizlik ödeneğinden yararlanabilirken, yüzde 54,2’sine denk gelen 483 bin 46 kişinin başvurusu ödenekle sonuçlanmadı. Bu tablo, işini kaybeden milyonlarca vatandaş açısından işsizliğin yalnızca “iş bulamama” değil, aynı zamanda gelir güvencesinden yoksun kalma anlamına da geldiğini ortaya koyuyor.




