Bismillahirrahmanirrahim

15 Temmuz darbe girişimi sonuçtur. Planı yapılarak 50 sene önce startı verilmiş bir sonuç. Sürecin nasıl işlediğini bilmeden 15 Temmuz’u anlayabilmemiz mümkün değil. Toplumu tehlikeli noktaya getiren sebepleri bilip zaaf noktalarımızı tamir edebilirsek sapkın akımların revaç bulduğu kanalları tıkamış oluruz. Yeni ihanet planlarını da önlemenin yolu bu!..

Toplumları etkileyen en güçlü dinamik “din”dir. Milletimiz Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde İslam’ı doğru temsil ederek güçlü bir medeniyet kurmuş; ilim, hak ve adalette insanlığa öncülük etmiştir. Takdirle anılan sağlam bir toplumsal yapı oluşturmuştur.

Darbe girişiminin hazırlandığı 50 yıllık FETÖ’cülük süreci, toplumumuzun dinamiklerini tersinden işletmiştir. İslam; baş üstünde tutulup yaşanılan, toplumu kuşatan bir üst “değer” olması gerekirken; kullanılan, ihanet amacına alet edilen unsur haline getirilmiştir. FETÖ ve yandaşları zaaflarından faydalanarak din üzerinden toplumu aldatmıştır.

Laikliği bahane ederek, devlet yıllarca dine mesafeli durdu. Oluşan açığı bazı sapkın akımlar doldurmaya giriştiler. Devlet din ile barışık olmalıdır. İngiltere’de laiklik yoktur. Kraliçe aynı zamanda Anglikan Kilisesi’nin başıdır. Okullarda dersler kilisedeki ayin ve ibadetle başlar. Devletin dine soğuk bakması toplumun zararınadır.

Türkiye’deki laikler namaz kılıyor, başörtü yapıyor, diye samimi Müslümanların üzerine gitti. Hayat boşluk kabul etmediği için, din adına toplum FETÖ’cülerin kucağına itildi. Maksatlarına alet edemedikleri tek camia, din alanındaki donanımlılıklarıyla tanınmış Milli Görüşçüler olmuştur.

FETÖ - ERBAKAN ZITLIĞI

FETÖ’CÜLER, sağlam bir din eğitimi alarak İslam’ı samimi olarak yaşayanları etkileyemedi. Milli Görüş hareketine soğuk davranmalarının sebebi bu! TBMM Darbe Komisyonu Raporu da aynı görüşleri ortaya çıkardı. Özetle:

“Erbakan ve Milli Görüş hareketi FETÖ elebaşı ve il imamlarına uzak durdu.

FETÖ - siyaset ilişkisinde, örgütün açıktan ve doğrudan ilk müdahalesi REFAH - YOL Hükümeti’yle başladı.

İktidara karşı, vesayetçi odaklarla güç birliği yapmaktan kaçınmadı.

FETÖ 28 Şubat sürecini destekledi. Askeri bürokrasi ve demokrasi karşıtı hareketlere meşruiyet kazandırdı.

Muhafazakâr ve dindar bir Hükümet’i zayıflatmaya destek oldu. Erbakan’dan hoşlanmadığını değişik ortamlarda ifade etti.

FETÖ elebaşı, il imamlarına Erbakan ve Milli Görüş’ten uzak olduklarını askerlere anlatma emrini verdi.”

Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) da, “Kendi Dilinden FETÖ - Örgütlü Bir Din İstismarı” başlıklı bir rapor hazırladı. Rapor’da özetle şu değerlendirmeler var:

“FETÖ kendisini olağanüstü bir şahsiyet olarak algılattı.

Dini istismar ederek suikastlar düzenletti.

Söz ve satır aralarında saptırıcı ifadeler kullandı. Bir konuşmasında Peygamber’i İzmir’e ayağına getirip onunla sürekli konuştuğu anlatılıyor.

Camiyi istismar etti; kürsüyü kirletti.

Diyanet’in Rapor’unun sonunda şöyle soruluyor: “Bu sorumluluk, sadece Diyanet’e, din âlimlerine mi aittir? Bir tane master, bir tane doktora tezi yapılamaz mıydı?”

TAHRİBAT TAMİR EDİLSİN

FETÖ ihanet örgütünün halkın din konusundaki yetersizliğinden faydalanarak toplumda yer edindiği açık. İslam Tarihi Hocası Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma, “Diyanet ve ulema sustu; FETÖ palazlandı” diyerek itiraf etti: “FETÖ’nün sebebi Diyanet’tir; benim gibi hocalardır. Çünkü İslam’a aykırı birçok faaliyette bulununca Diyanet bununla mücadele etmedi.” Y.Akit, 7.11.2016)

FETÖ örgütü din alanında ve eğitimde tamiri zor tahribatlar yaptı. Diyanet’in de Rapor’undan anlaşıldığı üzere tahribatın büyüğü İslam akidesi konusunda oldu. İbadet hayatı bakımından diğer Müslümanlarla benzerlik arz etmelerine rağmen; iman esasları bakımından sözler arasına serpiştirilmiş çarpık ve yanlış ifadelere rastlanıyor. Din anlatımında rüyaları esas alma; “Başörtüsü fürûattır” ve “Cebrail parti kursa oy vermem” söylemleri bunlar arasında.

Bu yapının etkili olduğu komisyonlarca hazırlanan kitaplarda da aynı hatalar var. Dinlerarası Diyalog; Ilımlı İslam projeleri esas alınarak hazırlanmış. Kelime-yi Tevhid’in ikinci bölümünün ve Fatiha Sûresi’nin son ayetinin çıkarılması gibi. Güya Yahudi ve Hıristiyanlara şirin görünmeye çalışılıyor. Bu yanlışlıklar düzeltilmeli ve İslam dini kendi kaynakları esas alınarak evlatlarımıza öğretilmelidir.

15 Temmuz darbe girişimine başlandığı daha ilk saatlerde, imanlı ve kahraman milletimizin toplara, tanklara meydan okuyarak ihanet çetelerine geçit vermeyeceklerini gösteren tavrı, Erbakan Hoca’nın şu sözünü haklı çıkarmıştır: “Bir milletin asıl gücü; ne topu ne de tankıdır; milli ve manevi değerlere göre yetişmiş evlatlarıdır.”